banner17

Okumaya yılda 6 saat ayırıyoruz!

Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

Okumaya yılda 6 saat ayırıyoruz!

DESAM tarafından düzenlenen “Eğitim ve Kültür Politikalarının Gençlik Üzerindeki Yansımaları” konulu toplantıda konuşan Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Türkiye’de kitap okunmamasının nedeninin birey değil, ezberci ve sınavcı eğitim sistemidir. Kozmopolit ve taklitçi kültür politikaları başta olmak üzere eğitim sisteminin kendisidir.  Sistem ve rejim kitap okumayı teşvik etmiyor. Böylece okumaktan, kitaptan, kültürel faaliyetlerden, bilimden, nitelikli gezi ve tatillerden, dünyayı tanımaktan uzaklaştırılan Türk insanı da sağlıklı kararlar veremiyor” dedi.

Kültür, eğitim ve bilim merkezleri olması gereken kütüphanelerin Türkiye’de kitap okutma stratejilerinin olmadığını, kitapların halen e-kitap haline getirilemediğini, oysaki çağımızda kitabın, okurun evine, otomobiline, ayağına kadar götürülmesi gerektiğini kaydeden Gürkan Avcı, günümüzde otomobilde, yolculukta, tatilde kitap okumanın önü açılmalıdır. Bunun için sesli kitaplar da yapılmalıdır. Klasik, eski kitap okuma alışkanlıklarımızı terk etmeliyiz. Özellikle gençliğe farklı bir stratejiyle kitap okuma sevgisi kazandırmalıyız. Aksi takdirde okumayan gençlik ülke geleceğini karartacaktır, dedi.

“Türkiye’de son yıllarda uygulanan neo-liberal politikalar öncesindeki okuma bilinci devam edecek olsaydı, Türkiye bugün bir başka Türkiye olabilirdi” diye konuşan Gürkan Avcı, Türkiye’de gençliğin geleceğe umutla bakması gerektiğini, sürekli şikâyet etmekten vazgeçerek ülke sorunlarının çözümüne kanaat getirmesi gerektiğini ve dünyayı değiştirebileceğine inanması gerektiğini kaydederek, “Ama bugün geleceğini Avrupa Birliği’ne bağlamış, kaderini küresel politika yapıcılara teslim etmiş bir toplum var. Bunun yanında bilgili geçinen siyaset adamları bu toplumu çekip çeviriyorlar. Okuyanlar da aslında manipüle edilmiş şeyler okuyorlar. Neler okuyorlar bakarsak popülizm neyi basmışsa onu okuyorlar, dedi.

21. yüzyılda bilginin giderek daha fazla önem kazandığını, bilgisayar ve internet teknolojilerinin bilginin keşfedilmesinde, depolanmasında, dağıtım ve kullanımında “devrim” niteliğinde değişikliklere neden olduğunu fakat bilgi toplumunun görev ve rollerini değiştirdiğini söyleyen Gürkan Avcı, Türkiye’de kütüphanelerin bilginin üretim, düzenleme ve yayımına yeterince katkı sağlayamadığını ve çağa ayak uyduramadıkları için gereksinim duyulan bilgilerin hizmetinde stratejik görevlerini yerine getiremediklerini söyleyerek, “Türkiye’de kütüphanecilik hizmetleri toplumsal ihtiyaçlar açısından algı ve yaklaşım politikasızlığı nedeniyle ilgi görmemekte ve izole kurumlar olarak varlığını sürdürmektedir. Eğitim, kültür ve bilim araştırma açısından yeri çağdaş politikalarla belirlenemediği için kütüphaneler toplumsal katkılarını sağlıklı bir biçimde yerine getirememektedir” dedi.

Kütüphanelerle gençler arasında organik bir ilişki oluşturulamaması yanı sıra kütüphaneler bilgi, kültür ve eğitim arayan kişilere kaynaklarını en doğru, yeterli ve en kısa süre de ulaştıramadığı için kütüphaneler kuruluş amaçları açısından işlevlerini yerine getirememektedir şeklinde konuşan Gürkan Avcı, Öyle ki, bilgi sistemlerini tasarlamak kurmak ve kullanmak konusu başta olmak üzere bilgi sistemlerini kullanıcı gereksinimlerini belirlemek, kaynak seçmek düzenlemek, kullanıma sunmak konularında ve kullanıcılarla bilgi kaynakları arasında aracı görevini üstlenmek açısından kütüphanelerimiz hem nitelik hem de nicelik açısından oldukça çağdışı kalmıştır, dedi.

2009 yılı itibariyle Türkiye’de toplam 45 çocuk kütüphanesi, 14 yazma eser kütüphanesi ve 55 gezici kütüphane olmak üzere toplam 1152 kütüphane olmasına karşılık Almanya’da 10.531, İngiltere’de 4.620, İspanya’da 5.209 kütüphane bulunduğunu söyleyen BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, şunları kaydetti: Ülkemizdeki kütüphanelerin 52’si de çeşitli nedenlerle kapalı bulunmaktadır. 2007 yılı verilerine göre Türkiye’deki kütüphanelerde 13 milyon kitap olmasına karşılık, Bulgaristan’da 46 milyon, Rusya’da 739 milyon, Almanya’daki kütüphanelerde 104 milyon kitap mevcut. Türkiye’de kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 493 bin 500 iken, İran’da 7 milyon, Fransa’da 16 milyon, İngiltere’de 35 milyon kütüphane üyesi bulunuyor.

Almanya’da 7 bin 500 kişiye 1 kütüphane düşerken Türkiye’de 68 bin 500 kişiye 1 halk kütüphanesi düşmektedir ki öte yandan Türkiye’de 95 kişiye bir kahvehane düşüyor. Kişi başına düşen kitap sayısı Almanya’da 25 bin, AB ortalaması 16 bin iken Türkiye’de kişi başına düşen kitap sayısı 6 bin olarak ortaya çıkıyor. Almanya’da halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneci sayısı 8 bin 337, Fransa’da 7 bin 88, İngiltere’de 6 bin 978, İspanya’da 3 bin 794, Türkiye’de sadece 333 kişidir.

Türkiye’de kitap, genel ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235’inci sırada yer alıyor. Sendikamız AR-GE Birimi DESAM’ın raporuna göre Türkiye’de okunan kitaplar genellikle “siyaset, aşk, cinsellik” konularını işliyor. Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat zaman ayırıyor. Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumunda. Japonya’da toplumun yüzde 14’ü Amerika’da yüzde 12’si İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk  ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

Oysaki günde en az bir saat kitap okunması gerektiğini, kitap okumanın kendini tanımanın, yaratıcı bireyler olmanın, mutlu ve güçlü bireyler olmanın en kestirme yolu olduğunu söyleyen Gürkan Avcı, Kitap okumanın Türkiye’nin geleceği açısından stratejik bir önem taşıdığına da işaret ederek, “Günümüzde ülke ve toplumlar var olma stratejilerini yaratıcılık sektörü üzerinden kurgulamaya başlamışlardır. Artık toplumların yeraltı kaynakları eskisi kadar önem arz etmiyor. Nitelikli insan kaynağı giderek önem kazanıyor. Cep telefonu, diz üstü bilgisayar, internet ve ileri teknoloji ürünleri gibi dünyaya yön veren icatlar yeraltında bulunmadı. Bunlar yaratıcı toplumların icat ettiği buluşlardır. Türkiye’nin parlak geleceği için muhataralı yeraltı kaynaklarına güvenmek yerine, okuyan toplumu inşa etmek gerekiyor. Tüm bilimsel araştırmalar yaratıcı olmanın kitap okumakla mümkün olduğunu gösteriyor. Türk insanı okuma alışkanlığı kazanmadan yaratıcı bireyler çıkarması mümkün değildir, dedi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 04 Şubat 2012, 21:23
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20