banner17

Moğolların Tahrip Ettiği Sarayın Mimarisi Gün Yüzüne Çıkıyor

Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından Kayseri'de yaptırılan ve Moğollar tarafından tahrip edilen Keykubadiye Sarayı'nın kalıntıları ile mimari yapısını gün yüzüne çıkaracak çalışmalar devam ediyor.

Moğolların Tahrip Ettiği Sarayın Mimarisi Gün Yüzüne Çıkıyor

Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından 1220'li yıllarda Kayseri'ye yaptırılan ve Anadolu'yu istila eden Moğollar tarafından yıkılan Keykubadiye Sarayı'nın mimari yapısı kazılarla ortaya çıkarılıyor.

Anadolu Selçuklularının en parlak döneminde yaptırılan ve yaz aylarını burada geçiren Sultan I. Alaeddin Keykubad'ın öldürüldüğü yer olarak bilinen saray, 1243'teki Kösedağ Savaşı'ndan sonra Moğolların Kayseri’yi istilası sırasında yıkıldı.

İstilanın etkileriyle kullanılamayacak hale gelen ve 1950'li yıllarda yeri tespit edilen saray alanında dönem dönem kısa süreli çalışmalar yapılmıştı. 2014 yılından bugüne devam eden kazılarda ise yapının kalıntılarına ulaşmak ve mimari yapısını gün yüzüne çıkarmak için yoğun bir çalışma yürütülüyor.

Kayseri Şeker Fabrikası arazisi içerisinde yer alan Keykubadiye Sarayı'ndaki kazı çalışmaları Konya Selçuk Üniversitesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen bir temsilciyle birlikte 26 kişilik ekiple devam ediyor.

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ali Baş, yaptığı açıklamada bölgede saraya ait iki kalıntı bulunduğunu söyledi. Kazı çalışmalarına yaklaşık 4 yıl önce başladıklarını belirten Baş, şunları kaydetti: "Keykubadiye Sarayı'nın yapım tarihiyle ilgili kesin bir bilgi olmamakla birlikte 1220'li yılların ortalarında inşa edildiğini tahmin ediyoruz. Bu bağlamda, Anadolu Selçuklu Dönemi'nin ilk önemli eseri olarak görülen bir saray."

"Bizim için çiniler çok önemli"

Prof. Dr. Baş, tarihi kaynaklara göre Keykubadiye Sarayı'nın 1243 yılında Moğolların istilası sırasında tahrip edildiğini ve kullanılamaz hale geldiğini aktardı. Bu tahribat nedeniyle kazı çalışmalarında çok sağlam eserler bulunamadığına işaret eden Baş, "Özellikle bizim için çiniler çok önemli. O dönem kaynaklarında buranın bir cennet gibi olduğundan bahseden bilgiler veriliyor. Bu da bize, hem gölle birlikte etrafının yeşillik içerisinde olması hem de sarayın çok süslü olduğunu gösteriyor. Özellikle geçen yıl yaptığımız kazılar sırasında Anadolu Selçuklu döneminin figürlü çinileri anlamında 5'i tam sağlam biri daha farklı 6 örnekle karşılaştık. Bu bizim için çok önemliydi." diye konuştu.

Yapının mimarisini ortaya koymak adına önemli verilerle karşılaşacaklarını düşündüklerini vurgulayan Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizim ilk hedefimiz sarayın mimarisi. Bu mimariyi ortaya çıkarırken gelen buluntular bizi heyecanlandırıyor. Amacımız sarayın yapısını, külliyenin yapısını ve mimarisini ortaya koyabilmek. Bu sürede malzeme çıkmayabilir ama gelen malzemeler bizi epeyce umutlandırdı. Güzel örnekler geliyor. Saray yapısının bir sultan yapısı olduğunu düşünürsek burada çok sayıda yapının olması gerektiğini vurgulamak gerekiyor. Çünkü sultan burada tek başına yaşamıyor. Ve sultanın aylarının büyük bölümünü burada geçirdiğini biliyoruz."

 

Güncelleme Tarihi: 18 Temmuz 2018, 16:37
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20