Kötülüğün kurtarıcı gücü

“Dünya zulümle dolduğunda Mesih gelir. Kötü günler icat edelim, gerilimi artıralım. Hz. Mehdi gerilim döneminde gelir.”

Kötülüğün kurtarıcı gücü

“Dünya zulümle dolduğunda Mesih gelir. Kötü günler icat edelim, gerilimi artıralım. Hz. Mehdi gerilim döneminde gelir.” …Geçen hafta gazetelerde Fethullah Gülen'in müritlerine talimat notları olarak gazetelerde yer alan bu cümle beni dehşete düşürdü. Habertürk televizyonunda Alev Alatlı'yla yaptığımız “Kelebek Etkisi” programında işlediğimiz birçok konuyla birlikte ele aldığımız ve Yeni Dünya Düzeni'nin felsefesini belirleyen bir unsur olarak üzerinde durduğumuz bir Yahudi tarikatı olan Fankistlerin söylemlerini çağrıştırdı. Programın 15. ve16. bölümlerini izleyebilirseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Buna dair bilgi ve yorumlar elbette sadece Alatlı'ya ait değil. Israel Shahak gibi birçok tarih araştırmacısının eser ve konuşmalarında detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Yukarıdaki açıklamadan anlaşılan o ki; “kötülük işleyerek ve Mehdi'yi getirerek dünyayı kurtarmak” inancı sadece marjinal bir Yahudi tarikatı olan Frankistler tarafından savunulmuyor. İster milenyum, ister altın çağ ne derseniz deyin, 21. yüzyıl kurgusal dünyasının dinlere nasıl bir fonksiyonla yer verdiğini de çok iyi ortaya koyuyor.

Frankistlerin yeni dünya düzenini etkileyen inançlarını gündeme getiren Israel Shahak diyor ki; yeni dünya düzeni dediğiniz şey klasik Yahudiliğe geri dönüştür. Shahak'ın işaret ettiği ikinci nokta da bunun Neocon kafa yapısı ile bağlantısı… Elbette yeryüzünde yaşayan 14-15 milyon Yahudinin birçoğu Frankistlerle aynı kanaatte değil. Yahudilerin içinde Ortodoks Yahudiler, reform Yahudileri, muhafazakarlar, bir de seküler olanlar var. Frankistler Ortodoks Yahudilerin içinden çıkan bir grup. Bu grup aynı zamanda bir “kült” olma özelliği de taşıyor. Bu kültün kendi içindeki ezoterik hatta neredeyse satanik inançları var. Tekrar altını çizelim ki bu satanik inançlar herkesi kapsamıyor. Hele seküler reformist Yahudiler hiç oralı değiller.

Franksitlere göre yeryüzüne Yehova değil, sahte tanrı hakim. O'nu yenip asıl Tanrı'ya kavuşmak için yeryüzünde sarsıntılar yaratarak Mehdi'yi yeryüzüne indirmek gerekiyor. Mehdi yeryüzüne inince de elbette seçilmiş kullardan yana olacak. Buradaki seçilmişlik aynı zamanda onlara kendilerinden olmayana kötülük yapma hakkını da veriyor.

Bu mezhebin temelinde 1665 yılında ortaya çıkan Mehdi inancının misyonerliğini yapan Gazzeli Nathan isimli bir papaz var. Gazzeli Nathan bir rüya görüyor, ve İzmirli Sabatay Sevi'yi Mehdi olarak ilan ediyor. Bu haber çok kısa sürede her yere yayılıyor. Bundan haberdar olan 4. Mehmet; “Ya bu işten vazgeçersin ya boynunu vurdururum” deyince Mehdi ilan edilen Sabatay, Müslüman oluyor.

Frankistlerin yolunu Galiçyalı Yakup Frank belirliyor. Yakup Frank sahte Tanrı'dan kurtulmanın yolunun, Tanrı'nın emirlerine tamamen karşı gelmekle mümkün olabileceğini ve kıyameti çağırmak gerektiğini söylüyor. Taraftarlarıyla birlikte kıyameti çağırmak için; Yahova tarafından ne yasaklanıyorsa, hepsini yapıp, çılgın bir günah yarışına giriyorlar. “Günahın kurtarıcı gücü” olduğu şeklindeki yaklaşım ve Mesihî düşünce 17. ve 18. yüzyıl fikriyatında bir şekilde yerleşip güçleniyor… Amacınız hayır hak ise, günah işlemeniz de affedilir hale getiriliyor. Bu yaklaşım din dışı siyasal ideolojilerde bile yer bulabiliyor.

“Tanrıyı Kıyamete Zorlamak” fikrinin yazılı çizili ilk orijinal buluntusu ise Zerdüşt inancına ait. Yahudi ilahiyatını oluşturan inançlara Ortadoğu'nun diğer kavimlerinde de rastlamak mümkün. Bu fikrin bugünkü etabını temsil eden Frankistler ve Endistler gibi bir takım fanatik Yahudi tarikatları kıyameti hızlandırmayı dini bir görev olarak görürken, Leo Strauss başta olmak üzere yeni dünya düzeninin kurgusal aklını oluşturan isimleri de etkiliyorlar. Bu inanç çizgisinde demek ki yalnız değillermiş.

Ayşe Böhürler – 17 Temmuz 2016- Yeni Şafak

Yayın Tarihi: 20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:20 Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2016, 16:35
banner25
YORUM EKLE

banner26