Kopernik Kitap'tan iki yeni kitap!

Kopernik Kitap'tan çıkan iki yeni kitap; "1915 Olaylarının İç Yüzü-Bir Ermeni'nin Hatıratı" ve "Tarih ile Mit Arasında Kudüs", okuyucunun beğenisine sunuldu.

Kopernik Kitap'tan iki yeni kitap!

1915 Olaylarının İç Yüzü-Bir Ermeni'nin Hatıratı

Leonard Ramsden Hartill

Mütercim: Abdülkadir Özkan

Kopernik Kitap

212 sayfa

Kafkaslara objektif bakış

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan sıcak çatışmaların tarihi geçmiş günlere dayanıyor. Kopernik Kitap'tan çıkan "1915 Olaylarının İç Yüzü-Bir Ermeni'nin Hatıratı" dönemin subayı Ohannes Apresyan'ın şahitliğini içeriyor. Eserdeki objektif bakışlar, bugünü anlamaya yardımcı nitelikte.

Türkler ile Ermeniler arasındaki gerginliğin bugün başlamadığını hepimiz biliyoruz. 1900'lerin başında Osmanlı ile yaşanan sorun, bugün Kafkaslarda, Azerbaycan ile yaşanıyor. Bölgedeki birikmiş öfke, zaman geçtikçe azalmak yerine artıyor. Her gün yüz yüze bakan komşuların, bir anda nasıl düşmana dönüştüğünü anlamak için ise dönemin biyografi ve hatırat kitaplarını karıştırmak gerekiyor.

Dış müdahale dostluğu bitirdi

Bir Ermeni subayı olan Ohannes Apresyan'ın hatıraları, 1915'te yaşanan olayların ayrıntılarını gözler önüne seriyor. Apresyan Ermenilerle Türkler arasındaki çoğu çatışmaya katılmış ve harekatları yönetmiş, Rus işgaline karşı mücadele vermiş, Bolşevikler tarafından eziyetlere maruz kalmış birisi. "1915 Olaylarının İç Yüzü-Bir Ermeni'nin Hatıratı" adlı kitap, 1905-1920 tarihleri arasında yaşananlara objektif biz gözle bakmayı sağlıyor. Çocukluğunu Azerbaycan'da Türklerle geçiren Apresyan, yer yer Türk dostlarıyla olan diyaloglarına da yer vererek hem Türk hem Ermeni tarafındaki çatışmaları nesnel bir tavırla anlatıyor. Bazen Bolşeviklerin bazen Rusların kışkırtmalarıyla aynı köyde huzur içinde yaşayan insanların nasıl birer canavara dönüştüğünü anlatan Ermeni subay, hatıralarında dönemin Ermenistan fotoğrafını da çekmeyi ihmal etmiyor.

Türklerin tarih boyunca düşman kabul ettikleri Rus-Kazak birliklerince Azerbaycan'ın düzen ve güvenliği sağlanıyordu fakat aynı birlik Ermenilerin ve Türklerin birbirine düşmesi için de fırsat kolluyordu. Bu sayede hem Ermenileri hem Türkleri baskı altına alıp çıkacak olası bir isyanda ortak hareket etmelerini engellemeye çalışıyordu. Bu kaotik ortamı şöyle anlatıyor Ohannes Apresyan: “Şimdi daha iyi anlıyorum ki biz Ermeniler, kendi memleketlerinin zenginliklerinden yoksun bıraktığımız Türkleri hem hor görür hem de onlardan nefret ederdik. Ruslar, biz Ermenileri nasıl hor ve hakir gördüyse biz de Türklere aynı gözle bakardık. Bu tavrımız komşularımızla aramızdaki düşmanlığı günbegün artırıyordu."

Zor yıllar

Apresyan hatıratında tehcir ve baskı ortamının bir mütekabiliyete dayandığını, Ermeniler tarafından vahşice öldürülen Türklerle ilgili duyduğu üzüntüyü bütün çıplaklığıyla satırlara döktüğü hatıratında, Türklerle olan dostluğuna devam ettiği ve toptancılığı reddettiği görülüyor. Apresyan'ın hem karşılıklı tehcire hem de yaşanan çatışmalarla ilgili verdiği bilgilerde, sistematik bir soykırımı destekleyecek yahut ima edecek bir ifade kullanmıyor. Vahşetin boyutu büyük olsa da yaşananların karşılıklı katliamdan öteye geçmediğini anlatıyor. Bu da “soykırım” iddiaları ilerleyen yıllarda siyaseten Türkiye'yi baskılamak amacıyla ortaya atılmış bir söylem olduğu tezini haklı çıkarıyor. Savaş döneminin insan hayatını zorladığı günlerde yazılan hatırat, Amerikalı yazar Prof. Dr. Leonard Ramsden Hartill'in kaleminden okura sunuluyor.

Tarih ile Mit Arasında Kudüs

Editör: Mensur Akgün

Kopernik Kitap, 2020, 208 Sayfa

Akdeniz ile Ölüdeniz arasında yüz yıldır dünya siyasetinin mihenk taşı olan Kudüs, 1967’den bu yana Filistin sorununun mihrakı olmuş durumda. Çalışmanın başlangıç noktası Kudüs’ün Uluslararası statüsünün değiştirilme çabası olmakla birlikte, okuru Kudüs hakkında tafsilatlı ve doğru bilgiye yönlendirmek.

Kitap, bir derleme olarak alanında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınmış. Bunlardan ilki olan Hazal Pabuççular, Filistin sorununun seyrini iç içe geçmiş iki farklı düzlemde anlatıyor. 103 yıldır süregelen Filistin sorununun bütün boyutlarına hâkim olmak için 1917-1948 arasının iyi bilinmesi gerektiğini vurguluyor. Hazal Pabuççular’ın bıraktığı yerden Bora Bayraktar devam ediyor ve manda dönemi sonrası Filistin sorununun seyrini anlatıyor. Mesut Uyar ise bizi sorunun bir anlamda başlangıç noktasına, 8 Aralık 1917’yi 9 Aralık 1917’ye bağlayan geceye götürüyor ve İmparatorluk Türkiye’sini askerî tarih açısından cephe cephe anlatıyor. Salime Leyla Gürkan, Yahudiliğin Kudüs’e bakışını ve gelenekler arasındaki sürekliliği anlatırken, Nurcan Özkaplan Yurdakul İngiltere’nin Kudüs’e olan alakasının tarihî arka planını ele alıyor.

Kudüs ve Filistin sorununun Türkçe yayınlarda çok ele alınmayan boyutlarını, tarihî kökenlerini ele alan mezkûr kitabın, meseleye nitelikli bir katkı sağlayacağına şüphe yoktur.

Yayın Tarihi: 28 Ekim 2020 Çarşamba 17:15 Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2020, 17:26
banner25
YORUM EKLE

banner26