Karaoğlu'nun yeni kitapları sırada!

Asım Gültekin, Ömer Karaoğlu ve Ertuğrul Erkişi 3. İstanbul Edebiyat Festivalindeydi

Karaoğlu'nun yeni kitapları sırada!

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü'nün düzenlediği 3.İstanbul Edebiyat Festivali’nin ilk gününde gerçekleştirilen üçüncü etkinlik olan “Mürekkebi Kurumadan”da Asım Gültekin, müzisyen Ömer Karaoğlu ile düzyazılarını bir araya getirdiği yeni kitabı Sahne Geri(ci)sinden Bir Vaaz Bir Diyalog (Pınar yayınları, 2011) üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. İlk olarak yazı serüveni ile ilgili soruları yanıtlayan Ömer Karaoğlu gençlik yıllarında “karaladığı” bir takım metinler ve akademik kimiliğinden ötürü ortaya koymuş olduğu bazı çalışmaların mevcut olduğunu ancak gerçek anlamda yazmaya geç bir zamanda başladığını söyledi.

“Biz Sizin Ezgilerinizle Büyüdük”

“80’li yıllar birçok şeyin ‘İslami’sini aradığımız, keşfettiğimiz yıllardı. İslam’ın hayatla ilişkisini zaman içerisinde daha fazla fark etmeye, Müslümanca düşünme etkinliğini daha bilinçli bir şekilde gerçekleştirmeye başladık” diyen Ömer Karaoğlu, tevhidi farklı anlama ve açıklama şekillerinin bulunmasını yadırgamamak gerektiğini ifade etti. Gençlik yıllarını İslam’ı sahih kaynaklarından öğrenebilme arzusu duyan bir topluluk ve muhit içinde geçirişini ve aynı zamanda henüz başlamış olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki akademik hayatını Osmanlı iktisadını anlama çabasıyla sürdürüşünü anlattı. “Biz sizin ezgilerinizle büyüdük” diyen birçok insanla karşılaştığını belirten Karaoğlu, bunları ya eskiye özlem duyan ve içinde bulunduğu hâlden memnuniyetsiz olan ya da geçmiş günlerinin “günahını çıkartmaya” çalışan kimseler olarak düşündüğünü dile getirdi. “Bu bir süreçti, bitti, tıkandı, tükendi zannediyorlar. Sahne Geri(ci)sinden Bir Vaaz Bir Diyalog kitabımda ben asıl tükenenin böyle olduğunu vehmeden, zanneden insanın yüreği olduğunu düşünüyorum. Bugün 80’li yıllardaki konserlerimizden çok daha büyük kitlelere hitap ediyoruz, gayet canlı bir izleyici kitlemiz var; ancak birileri için artık bu duyguların kimseyi canlandırmadığını zannediyorlar. Oysa hâlâ gençler var ve dinamik bir nehir gibi akmaktalar.”

“Dinci, gerici, fundamentalist şeklinde anılan insanların, yani bizlerin, gençlikten vazgeçmemiz gibi bir durum var sanki. Belki o yüzden böyle bir anlayış oluşmuş olabilir” şeklinde yorumlayan Asım Gültekin, edebiyatta Sezai Karakoç’un ve başlattığı “diriliş” hareketinin yok sayılan değerleri dile getirme çabasının müzikal alandaki yansımasının en belirgin yüzünün Ömer Karaoğlu olduğunu ifade etti. Marşlarda olduğu gibi, inandığı değerleri ‘her dem yeniden’ ifade eden Ömer Karaoğlu’nun müziğinin sloganik olarak, ideolojik olarak yaftalandığını ama bunun gerçeği ifade etmediğini söyledi. Ömer Karaoğlu, Türkiye’de Müslümanların fiili düzeyde olduğu kadar kültürel düzeyde de ciddi bir yenilgiye uğradığını, kendilerinin çabasının bu durumu düzeltmeye yönelik bir yönü olduğunu söyledi.

“Yaptığım müzik bir tanıklık çabası”

Sezai Karakoç’un ve birçok önemli şairin şiirini bestelemesiyle ilgili soruyu yanıtlayan Karaoğlu, bu tür eserleri müzik eseri hâline getirenlerin de en az şair kadar çabalaması ve ciddi bir yetkinliğe sahip olması gerektiğini söyledi. “Geleneğin tekrar edilmesi değil yeniden üretilebilmesi gerekiyordu. Bu görev size mi düştü, diye sorabilirsiniz. Ben yaptığım işin yaşadığım zamana ve mekâna tanıklık etmek olarak görüyorum ve içinde bulunduğumuz durumu aşmayı, Müslümanları tarih ve mekân dışı kılmaya çalışan sürece mukavemet göstermeyi sağlamak ancak bu çabalarla mümkün olur. Köklerde bulunan kadim değerlerle irtibatlı olan ‘yeni şeyler’ söylenebileceğini görmek ve sanatın zamanı ve mekânı dönüştürme gücünü gözden kaçırmamak gerekiyor” diyen Ömer Karaoğlu, yapmak istediklerinin ne kadarını yaptığını soran Asım Gültekin’in sorusunu “Rüya görmeye, hayal etmeye devam ediyoruz. Yaptığımız işlerin önemli bir bölümü yapmak istediğimiz işlerdi. Ancak hâlâ büyük bir şarkının peşindeyiz. Geçmişte düştüğümüz yanlışlara daha az düşerek, teknik hataları daha aza indirerek daha güzel eserler ortaya koyma rüyasını hâlâ görüyoruz. Yaptığımız işi Misâk-ı Milli içinde algılamıyorum, Türkiye sınırlarının ötesinde de yaptığımız işin önemli karşılıkları olduğunu fakat mevcut yapıların oluşturduğu engellerin bu buluşmaya imkân tanımadığını biliyoruz” cümleleriyle yanıtladı.

Kendisini ne yalnızca Türkiye sınırlarıyla ne de müzikle sınırlandırdığını ifade eden Ömer Karaoğlu, bir dönem Seyyid Kutub’un hayatını merkeze alan bir bant tiyatrosu da kaleme aldığını anlattı.

Yaklaşık bir saat süren söyleşinin ardından soru cevap kısmına geçildi. Seyirciler arasında bulunan Ahmet Mercan'ın “Ömer Karaoğlu'nun yeni bir albüm hazırlığı var mı? Varsa burada ufak da olsa bir şeyler mırıldanabilir mi?” sorusu üzerine Karaoğlu, henüz çıkmamış albümünden bir eseri oradakiler için seslendirdi.

Karaoğlu'nun Sahne Geri(ci)sinden Bir Vaaz Bir Diyalog kitabını okurları için imzalamasının ardından program sonlandı.

ertuğrul erkişi

Ertuğrul Erkişi Safahat'tan Söyledi

Ömer Karaoğlu söyleşisinin sonra saat 18.00'de başlayan konserde, Ertuğrul Erkişi Mehmet Akif Ersoy'un Safahat'ındaki şiirlerden bestelenen bir dizi eseri müzikseverlerle paylaştı. Arada Yahya Kemal gibi isimlerin beste eserlerinin de seslendirildiği konser, yoğun bir katılımla yaklaşık iki saat sürdükten sonra nihayete erdi.

 

Meryem Uçar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2011, 07:30
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13