banner17

İttihat ve Terakki yanlış biliniyor

Ali Arslan Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Yakın Tarih Buluşmaları seminerinde 31 Mart Vakası’nı ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilişini anlattı.

İttihat ve Terakki yanlış biliniyor

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Arslan Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği Yakın Tarih Buluşmaları seminerinde tarihimizde mühim rolü olan ve son yüzyılda sürekli gündemde kalan 31 Mart Vakası’nı ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilişini anlattı. Tarih meraklılarının büyük ilgi gösterdiği seminerde bilgi ve birikimlerini aktaran Arslan, seminerin ana konusu olan iki hususta büyük rol oynayan İttihat ve Terakki’nin bir çok tarihçi tarafından dahi yanlış anlatıldığına ve daha titizlikle incelenmesi gerektiğine özellikle dikkat çekti:

II. Meşrutiyet’in ve İttihat Terakki’nin tarihlerinin paralel olması tarihçiler tarafından II. Meşrutiyet’in başlar başlamaz İttihat ve Terakki yönetiminin de başladığı şeklinde anlatılıyor. II. Meşrutiyet 24 Temmuz 1908’de ilan olmuştur, İttihat ve Terakki ise 21 Ocak 1913’te gelmiştir. Birçok profesör bu vahim hataya düşüyor ve bu da tarihi olayları ele alırken bizi sıkıntıya sokuyor."

Prens Sabahattin İngilizlerin Osmanlı’ya müdahalesini ister

İttihat ve Terakki’nin tek bir grup olmadığını, iki farklı gruptan oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Ali Arslan, yurt içi ve yurt dışı olarak ayırdığı bu grupları savundukları görüşlerle birlikte dinleyicilerine aktardı: “İttihat ve Terakki’nin birinci grubu, yani yurt dışı grubu Ahmet Rıza’nın yurtdışına gitmesiyle başlayan bir harekettir. Yurtdışı grubundan olan Ahmet Rıza Abdülhamit’in kapatmış olduğu parlamentonun yeniden kurulmasını ve padişahın gitmesini savunmaktadır. Prens Sabahattin ise gerekirse silahlı bir yapıyla, hatta İngiliz’lerin Osmanlı’ya müdahalesi ile padişahın tahttan indirilmesini savunur. Abdullah Cevdet ise rejim değişikliği yerine kültürel değişim olması gerektiğini söylemektedir. Mizancı Murat Abdülhamit’e karşı olduğunu fakat ötekilerin de din hususunda iyi bir düşüncede olmadığını savunur.”

Yurt içi grubu ise, Rumeli’de ortaya çıkan ve daha sonra Enver Paşa’nın liderlik ettiği gruptur. Bu gruptakiler meşrutiyetin mutlak şekilde ortaya çıkmasını, İslamiyet’in halifelikle beraber kalmasını, kapitülasyonların mutlak şekilde kaldırılmasını savunmaktadır. Abdülhamit’in gitmesi konusunda ise ısrarcı değillerdir. Yurt içi ve yurt dışı olan bu iki grup birbirlerine paralel çalıştıkları halde, hiçbir zaman kenetlenmemiş ve entegre olmamışlardır.

31 Mart Vakası ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi süreçleri üzerine düşünürken, bu süreçlerde rolü olan her şahsı o tarihte nerede durduğuna bakarak ele almak gerekir. Bugün Osmanlı’yı veya Cumhuriyet’i savunanlar İttihat ve Terakki konusunda büyük yanlışlara düşüyor. Dünyada çarpıtılan, Türkiye’de gözden kaçan bir tarih okuma alışkanlığımız var.”

Prof. Dr. Ali Arslan Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek Mayıs ayı seminerinde Bab-ı Ali Baskını’nı anlatacak.



Saliha Özdemir haber verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2014, 10:19
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20