banner17

İstiklâl Marşı'nın sonu Türkiye'nin sonudur

İsmet Özel, 14 Ekim’de Şanlıurfa’da “İstiklâl Marşı’nın Sonu Türkiye’nin Sonudur” adı altında bir konferans verdi.

İstiklâl Marşı'nın sonu Türkiye'nin sonudur

İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı İsmet Özel, 14 Ekim’de Şanlıurfa’da “İstiklâl Marşı’nın Sonu Türkiye’nin Sonudur” adı altında bir konferans verdi. Genel Başkan İsmet Özel, İstiklâl Marşı Derneği’nin, İstiklâl Marşı’nın Türkiye’nin mevcudiyetinin teminatı olduğu esasına istinat ettiğini ifade ederek, İstiklâl Marşı’nın devlet tarafından resmi bir baskı unsuru olarak kullanılmasının da bu baskıya mazur kalanlar üzerindeki etkisi bakımından İstiklâl Marşı aleyhine bir faaliyet olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin vatanlaşmasında İstiklâl Marşı’nın tayin edici bir rolü olduğunu ifade eden Genel Başkan İsmet Özel, bugün yeni bir anayasanın kabulünü sağlamak üzere çabalayanların bilhassa değişmez maddelerin değişmesi hususuna önem verdiklerine dikkat çekti. İstiklâl Marşı’nın da bu maddeler içerisinde zikredildiğini hatırlatan Genel Başkan İsmet Özel, mevcut anayasanın üçüncü maddesinin gerekçesine bakıldığında görülebileceği gibi, söz konusu hükmün sadece İstiklâl Marşı’nın metnini kapsadığına, resmi törenlerde icra edilmekte olan bestenin ise anayasal çerçevede güvence altına alınmadığına işaret etti. Genel Başkan İsmet Özel İstiklâl Marşı’nı, İstiklâl Marşı Derneği’nin seçtiği ve teklif ettiği besteyle, salondaki dinleyicilerin de eşlik etmesiyle bir kere daha okudu.

“Kâfirlerin hakkından gelmeyen biri Türklerin başında bulunamaz”

Genel Başkan İsmet Özel bugün narkoz altında bir millet olduğumuza dikkat çekerek, Türkiye’nin başına gelen işlerin ayık kafayla bir kere daha görülmesinin gerekli olduğunu ifade etti. Türkiye’de kimlerin hangi zorluklara, mağlubiyetlere ve sefaletlere sevk edildiğinin çetelesinin şu ana kadar tutulmadığını söyleyerek; İstiklâl Marşı Derneği’nin Türkiye’deki aslî yerini bulması halinde bunların çetelesini çıkarmakla kalmayacağını, aynı zamanda dünyada yaşanabilir yegâne alanın Türkiye toprakları olduğunu bütün dünyaya gösterecek çalışmaları da başlatacağını beyan etti. Türkiye’de hayat imkânları yok edilerek siyasi çerçeveler sağlandığına, insanların hayat imkânları ellerinden alınarak bazı siyasi kalıplara sokulduklarına işaret etti. Uçak kazası süsü verilerek öldürülen altı fizikçinin ve intihar süsü verilerek öldürülen Aselsan mühendislerinin sadece bilgimiz dâhiline sızan hadiseler olduğunu ifade ederek bunun dışında neler olup bittiğinden haberdar olamadığımızı dile getirdi.

İstiklâl Marşı’nın Sakarya Meydan Muharebesi’nin Müslümanların zaferiyle sonuçlanmasının hemen akabinde, Türkiye’nin idaresi ellerine bırakılmış olanlarca rafa kaldırıldığına işaret ederek, bunu yapanların hiçbir zaman Türkiye’yi idare etmediklerini, sadece başkalarından aldıkları ruhsatla Türkiye’nin idaresini ellerinde bulundurduklarını ve bunu seksen dokuz senedir devam ettirdiklerini ifade etti. Genel Başkan İsmet Özel şunları söyledi: “Türklerin başında bulunmak için ön şart kâfirlerin hakkından gelmiş olma şartıdır. Kâfirlerin hakkından gelmemiş olan biri Türklerin başında bulunamaz. Bunun ispatı da Mustafa Kemal’in gazi unvanını talep etmesi ve sonunda elde etmesidir. Türklerin başında bulunabilmek için küfre karşı savaşmış olmak ön şarttır. Bu şartı yerine getirmeyen bir insan Türklerin önünde, ilerisinde, başında bulunma hakkına sahip değildir.” Genel Başkan İsmet Özel Türklüğün bir etnisite olmadığı gibi bir kültür de olmadığından bahisle şunları ifade etti: “Türklük ile Türkçe arasında kopmaz bir bağ vardır. Çünkü Türkçe dediğimiz lisan Kur’an-ı Kerim’in okunmuş olmasından dolayı doğmuş ve böylece istihsal edilmiş bir lisandır. Ama Türklük Türkçe de değildir. İnsan kâfirle çatışmayı göze alan bir Müslüman olduktan sonra Türkçe konuşmasa dahi Türk olur.”

“Cumhuriyet boyunca hiçbir milli hedefimiz olmadı”

Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında savaşın önce altı ay süreceğine, sonra ise bir buçuk yıl süreceğine dair o dönemde dünya kamuoyunda ortaya çıkan tahminlerin tutmadığına, savaşın ancak Türklerin Medine’yi boşaltmasının akabinde bittiğine dikkat çeken Genel Başkan İsmet Özel, “Türk varlığının ve İslam dininin dünyada kendini kabul ettirecek bir mevcudiyete sahip olmaması esas idi.” dedi. Genel Başkan İsmet Özel, Ali Rıza Paşa Kabinesi’nin kabul ettiği Misak-ı Millî sınırlarının Halep şehrinin yirmi kilometre güneyinden geçtiğini; bu sınırların ayrıca Musul vilayetini, bugünkü Bulgaristan’ın üçte birini ve Selanik de dâhil olmak üzere Batı Trakya’yı kapsadığını hatırlattı. “İstiklâl Marşı’nın anayasadan çıkarılması halinde hiç kimse Türkiye’yi yöneten insanların karşısına çıkıp ‘Bakın bizim milli marşımızda böyle söyleniyor, siz hangi cesaretle böyle bir karar aldınız?’ diyemeyecek.” diyen Genel Başkan İsmet Özel şunları söyledi: “İnsanlar salakça, Mustafa Kemal’le Misak-ı Millî’yi aynı şey sanıyorlar. Biz bugünkü sınırlar uğruna ölmedik. Misak-ı Millî uğruna öldük. Bugünkü sınırlarımızı bile yükseltecek, daha üst bir basamağa çıkaracak seksen dokuz senedir bir faaliyet göstermedik. Türkiye Cumhuriyeti seksendokuz sene boyunca bir tek milli hedef edinmedi. Sadece günü kurtardı hepsi. Dolayısıyla İstiklâl Marşı’nın varlığı bizim bütün bunları hatırda tutmamıza imkân veren bir şeydir. İstiklâl Marşı’nı devreden çıkarırsanız sizin değil köle olmanıza, köpek olmanıza bile kimse mani olamayacaktır.

 

Rabia Önder haber verdi

 

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2012, 21:53
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20