İranlı sanatçı Reza Hemmatirad: Bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir diye paylaşmaya başladım

İranlı sanatçı Reza Hemmatirad, "Şunu düşünüyorum, sanat bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir. Onu paylaşmaya gayret ediyorum ve umudum inşallah herkese iyi gelir." dedi.

İranlı sanatçı Reza Hemmatirad: Bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir diye paylaşmaya başladım

Tüm dünyada hayatın akışını değiştiren yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle birçok kültür sanat faaliyeti online ortama taşınmaya devam ediyor.

İnsanların evde daha fazla zaman geçirdiği bu süreçte toplu gösterimler ve eğitimler durdurulurken, bazılarında da yöntem değişikliğine gidiliyor.

Bu durumu sanatsal üretime engel olarak görmeyen İranlı sanatçı Reza Hemmatirad, YouTube kanalı üzerinden ücretsiz çizim teknikleri, minyatür ve karikatür dersleri vermeye başladı.

Minyatür, resim ve sinema alanında çok değerli işlere imza atan, aynı zamanda çeşitli kitaplar kaleme alan sanatçı Hemmatirad ücretsiz eğitim verme hikayesini, karşılaştığı zorlukları ve evden çalışmaya dair deneyimlerini AA muhabirlerine anlattı.

Yaptığınız sanatsal üretimlerden ve kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

 "İran doğumluyum ve 2003 yılından itibaren Türkiye'de yaşıyorum. Burada evlendim, Türk vatandaşıyım. Kendimi 'conseptual (kavramsal) artist' olarak tanımlayabilirim. Ben konsept tasarlıyorum. Tasarladığım konsepti de ekibimle beraber uyguluyorum. Bu, sinema olabilir, bir resim ya da mimari proje olabilir. Yani sıfırdan, hikayesinden çizimine, sonuna kadar tasarlıyorum. Böyle bir mesleğim var. Türkiye'de çok tanınmasa da dünyada böyle tanımlanıyor."

Kovid-19 salgını nedeniyle evlerinden çıkmayan sanatçılar online içerikler üretmeye ve paylaşmaya yöneldi. Siz de YouTube kanalınızda çeşitli eğitimler yayınlıyorsunuz. Bu durum nasıl ortaya çıktı?

"Ben de her dünya vatandaşı gibi böyle bir şey beklemiyordum. Aslında okur, yazar biri olarak bekliyordum fakat modern dünyanın bu kadar çaresiz kalmasını beklemiyordum. Biraz hazırlıksız yakalandım, herkes gibi. İşin ilginç tarafı, ben bu olaylar patlamadan önce, işten çıkmış ve yeni bir iş arayışına girmiştim. Dolayısıyla işsiz ve evde olduğum için, 'Hadi bakalım, şimdi ne yapabiliriz?' dedim. Ben İstanbul'da eğitim veriyorum veya arkadaşlarla görüşebiliyorum. Ama Ankara, İzmir, Erzurum ve birçok yerden sağ olsun sosyal medyadan ulaşarak, 'Biz nasıl istifade edebiliriz?' diyorlardı. Bir de açıkçası, ben de herkes gibi tedirgin oldum. Henüz çaresi olmayan bir virüs ve bu insanları iyice gerdi. Sanat, güzellik, rahatlık demektir. Hem kendi zihnimden hem de çevremden bu negatif enerjiyi acaba nasıl uzaklaştırabilirim? diye dertlendim. Ben bunu yaşarken, paylaşabilir miyim? Bir faydası olur mu? diye düşündüm. Çünkü herkese 'Evde kal' diyoruz. İyi de evde kalsın da ne yapsın? Bir bahane verelim insanlara ki evde kalsınlar. Bu konuda belki bir vatandaş olarak benim bir faydam olur diye düşündüm ve bu eğitimlere başladım."

"Karantina Notları adıyla büyük bir sergi açacağız"

Bu süreçte sanatçılar olarak bir araya gelip kolektif bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

"Yeni yeni oluşuyor. İnanın bu videolar yüklendikçe ben de öğreniyorum. Sosyal medyada gerçekten çok tembelim. Hep sahada olan bir adamım ben. Özellikle sinema yaptığımda, hep sahada, kamera arkasındayım. Tabii geniş bir çevremiz var. Edebiyatçı, tiyatrocu, müzisyen, sinemacı, oyuncusundan yönetmenine, yapımcısına kadar pek çok arkadaşım var. Öbür taraftan klasik sanatlar ve resim camiası... Şimdi size bir haber vereyim. Bunu ilk kez sizinle paylaşıyorum. Bu zaman zarfı çerçevesinde birçok arkadaşımızla konuşuyoruz, tabii 'Ne yapar ne ederiz?' diye. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi elbette Allah'ın izniyle yenecek, bir şekilde feraha çıkacağız. Ama şu an birçok evde, sanatçılar büyük işler yapıyor. Ben de bir sürü eser üretiyorum. Şöyle bir karar aldık, pandemi bittikten sonra 'Karantina Notları' adıyla büyük bir sergi açacağız, İstanbul'da büyük bir kültür merkezinde. Gerekirse başka şehirlere de götüreceğiz. En ufak not kağıdına bile bir arkadaşımız şiir yazdıysa, orada paylaşacağız. Bu kötü günleri hatırlatmak için değil bilakis bu günlerde ne kadar üretken olabileceğimizi göstermek açısından bunu yapacağız. Böyle bir şey gelişti. Şimdi mekanını düşünüyoruz."

Peki sizin bu günlere özel çalıştığınız bir eseriniz var mı?

"İkinci bir haberle birlikte cevabı vereyim o halde. Bu olaylar Çin'de başladığı andan itibaren, daha Türkiye'de hiçbir şey yokken, derler ya entellektüel tavır takınarak 'Ben çok belgesel seyrediyorum' diye, biraz o havalara girmiş olarak söyleyeyim, 'Bu bize gelecek. Bizi de dünyayı da vuracak ve artık dünya değişecek.' diye söylüyordum. Biraz felaket tellalı gibi çevrem bana bakıyordu ama öyle değil gördük. Artık yaşıyoruz. Vereceğim haber şu, Çin'de başlar başlamaz ben bir karakter tasarladım. Karakterin adını size söylemeyeceğim ama bu karakter tamamen pandemi üzerine çalışan bir bilim adamı. Çok kötü bir bilim adamı. Onun çizimlerini bitirdim, hikayesi de bitti. Şimdi İngilizceye tercüme ediliyor hikayesi. Bir yerlere sunacağız."

"Sanat bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir"

Sanatın iyileştirici gücüne inanıyor musunuz?

"Öyledir. Gerçekten sanatın, güzelliğin iyileştirici gücü vardır. Sadi Şirazi, Fuzuli, Ömer Hayyam, Mevlana, Yunus Emre, Attila İlhan ve Sezai Karakoç'a kadar bu insanlar, bir güzellik ortaya koymuş. Bu güzelliklere ben de vesile olmaya çalışıyorum çünkü okuduğum zaman bana iyi geliyor. Şunu düşünüyorum, sanat bana iyi geliyorsa başkasına da iyi gelebilir. Başta da söyledim, belki maddi olarak bir şey yapamam ama elimde bir şey var, değer gördüğüm, beni mutlu eden, beni rahat kılan bir şey var. Onu paylaşmaya gayret ediyorum ve umudum şu, inşallah herkese iyi gelir. Görüyorum ki iyi de geliyor."

Bu sürecin olumlu anlamda size kattığı şeyler olduğunu düşünüyor musunuz?

"Şöyle söyleyeyim, ne kadar ders alacağım onu bilemiyorum. İnşallah iyi yönde ders alırım. Kendimle biraz baş başa kaldım. Ailemle daha fazla vakit geçiriyorum. Tabii ben de herkes gibi, yaşlılarımızı, büyüklerimizi merakla takip ediyorum. O stresi ben de yaşıyorum. Ama sanırım şöyle bir şey oldu bende, bu süreçte insan olduğumu biraz daha hatırladım. İki ayak üstünde yürüdüğümü, düşünebildiğimi, her şeyin para olmadığını... Çünkü bakın çalışmıyoruz. Yiyoruz, içiyoruz, daha çok günlük işlerle uğraşıyoruz artık. Böyle garip bir dünya, garip bir yaşam. Hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Küçücük bir virüsle insanlığın nasıl yok olabileceğini gördük. Ben bunu daha çok düşünmeye başladım. Ne kadar aciz olduğumuzu bir kere daha, daha çıplak, daha sert, bir tokat gibi anladım. Hala o algının içerisindeyim. İnşallah hep beraber atlatırız ve inşallah hep beraber güzel yönde ders alırız." 

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26