İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara Kocatepe TDV Konferans Salonu'nda “Bizi Nasıl Bir Gelecek Bekliyor” başlıklı panel düzenledi

Program İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara Youtube kanalından da canlı olarak yayınlandı. Oturum başkanlığını İMH Ankara Yönetim Kurulu Üyesi İsa Özçelik’in yaptığı panelde, Doç. Dr. Ahmet Dağ, Dr. Öğr. Üyesi Mücahit Gültekin ve Prof. Dr. Murat Kirişçi sunum yaptı. 

İnsan ve Medeniyet Hareketi Ankara Kocatepe TDV Konferans Salonu'nda “Bizi Nasıl Bir Gelecek Bekliyor” başlıklı panel düzenledi

 

Sivil toplum, akademi, eğitim ve farklı camialardan kişilerin katılım gösterdiği programa gençlerin ilgisi de oldukça yüksek oldu.  Panel öncesinde “Hayır Çarşısı” ve teknolojinin gelişimine ilişkin yazılı bilgilendirmelerinde bulunduğu bir resim sergisi açıldı. Programın sunuculuğunu İMH Ankara Yönetim Kurulu Üyesi Talha Şahin yaptı. 

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Talha Çuhadar kardeşimiz Furkan Suresi 1-3 ayetlerini okudu. 

Panel oturum başkanı İsa Özçelik’in açılış konuşmasıyla başladı. 

İnsanoğlunu diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğin akletmek olduğunu söyleyen Özçelik, "İnsan bu eşsiz yetisi sayesinde "kendisinin farkına varan" yegane varlık olarak nitelenir.” diye konuştu. 

Özçelik, geçmişten getirdiğimiz tecrübe ve birikimlerle şimdiyi İmar edip geleceğe emin adımlarla yürüme anlayışının bu günlerde tersinden de okunabileceğini ve artık "gelecek", günümüzü hatta geçmişimizi şekillendirebilecek bir düzeye ulaşmıştır yorumunda bulundu. Günümüz insanın belki de tarihin en büyük kırılma noktası denebilecek daha ayartıcı ve öngörülemez bir sürecin eşiğinde olduğunu ifade eden Özçelik, sözlerini şu şekilde sürdürdü: 

"Küresel ısınma, iklim değişikliği, nüfusun azaltılması, pandemiyle gündeme gelen insanların çiple kontrol edilmesi, biyoteknoloji, nanoteknoloji, nöroteknoloji, yapayzeka teknolojilerinde yapılması beklenen devrimlerle insanın biyolojik evrimden teknolojik evrime geçeceği iddiaları, mekanın sanallaşması-metaverse, insanın beden zindanından kurtulup zihnin dijital ortama yüklenmesi gibi pekçok başlık artık hergün ekranlarda karşımıza çıkmaktadır.” Açılış konuşmasının ardından oturum başkanı İsa Özçelik sözü ilk konuşmacı olan Doç. Dr. Ahmet Dağ’a bıraktı. Panelin ilk konuşmacısı olan Doç. Dr. Ahmet Dağ, Teknik-sanayi-teknoloji süreçlerini yaşayan insanlık, bu süreçlerin devamı ve toplamı olan siber-teknolojikleşme evresinde bulunduğunu söyledi. İçinde yapay zekâ uygulamaları ve otomasyon çalışmalarını barındıran bu sürecin adının transhümanizm olduğunu söyleyen Dağ, "21. yy.’da insanlık, daha önce hiç yaşamadığı bir tecrübeyi yaşayacak gibi görünmektedir."  değerlendirmesinde bulundu. 

Dağ, yapay zekânın katalizör olduğu transhümanizm, evrimciliği de arkasına alarak dünyayı ve insanı ciddi dönüştürme hareketi olma özelliğini taşıdığını anlattı. Yaşlanmaya, hastalığa, biyolojik kusurlara karşı üstün gelme çabası içinde olan insanın, acısız ve mutlu bir varlık kılmak amacı taşıdığı kendi nesli için yalıtılmış ve acısız bir dünya inşa etme amacı taşıdığını söyleyen Dağ, "İki zeki (insan ve yapay zeka) varlığın birlikte yaşayacağı dünya çok farklı olacak görünüyor." yorumunda bulundu. 

Doç. Dr. Ahmet Dağ’ın konuşmasının ardından Dr. Öğr. Üyesi Mücahit Gültekin sözü aldı. Bazı uzmanların "2000’li yıllardan sonra yeryüzünün Antroposen adı verilen yeni bir jeolojik döneme girdiğini" ifade ettiğini kaydeden Gültekin, Küresel ısınma, çevre kirliliği, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi felaketlerin insan faaliyetleri sebebiyle oluştuğuna gönderme yapan Antroposen kavramı posthümanist kuramcılar tarafından da sıklıkla dile getirildiğini söyledi. Gültekin, ilk kez 1977 yılında kullanılan “posthümanizm” kavramının kendini hümanizme karşı olarak konumlandırdığını ve Posthümanist kuramcılara göre yaşanılan felaketlerin sorumlusu insanın merkezde olduğu varlık hiyerarşisinden kaynaklandığı anlattı. 

Posthümanistlere göre “insan dışı” diğer varlıklar karşısında insanın kendisine tanıdığı imtiyaz bir tür ayrımcılık biçimi olan türcülük anlamına geldiğini belirten Gültekin,  Posthümanizm insanın merkezden indirildiği yatay bir varlık düzeni önerdiğini ve insanın diğer varlık kategorileri karşısındaki etik ve hukuki statüsünü tartışmaya açtığı değerlendirmesinde bulundu. Gültekin sözlerini şu şekilde tamamladı: 

 "Posthümanizm yaşadığımız sorunları insan türüne genelleyip bu felaketlerin sorumlularını gizlerken, mağdurlarını ise insan dışı diğer varlıklarla aynı ontolojik konuma razı olmaya çağırmaktadır.” 

Dr. Öğr. Üyesi Mücahit Gültekin’in ardından panelin son sunumunu yapmak üzere Prof. Dr. Murat Kirişçi söz aldı. Yapay zeka ve dijitalizmden bahseden Prof. Murat Kirişçi bu teknolojilerin hayatımızda meydana getirdiği dönüşümlere dikkat çekti. Sosyal medya ve dijitalleşmenin insanların psikoloji ve davranış biçimlerinde gerçekleştirdiği değişimlerin derin olduğunu, bu tür dönüşümlerin gelecekte değil şu an bilfiil yaşandığını aktardı. Kirişçi, yapay zeka üzerinden bir korku iklimi oluşturulmaya çabalandığını belirterek bu tür yaklaşımları doğru bulmadığının altını çizdi.  

Yaratıcı tarafından insana verilen mükemmelliklerin eşsizliğinden bahseden Kirişçi, "ne olursa olsun yapay zeka ve robot teknolojilerinin insan karşısında edilgen kalacağını düşündüğünü” ve böylelikle insanın yapay zeka ve robotlar karşısındaki üstünlüğünün devam edeceğinin altını çizdi. İnsan üstü bir varlık icat etmenin arkasında insanın tanrılaşma temayülünün bulunduğunu söyleyen Kirişçi "Allah'tan yaratıcılığı çalmaya çalışıyorlar" yorumunda bulundu. Kirişçi tüm bu gelişmelerle beraber insanın elinden çıkacak hiçbir şeyin Allah'ın yaratıcılığının önüne geçemeyeceğini ifade ederek sözlerini tamamladı. 

3 konuşmacının da sunumlarını tamamlamasının ardından program dinleyicilerden gelen sorulara hocaların verdikleri cevaplarla son buldu. 

Yayın Tarihi: 17 Ocak 2023 Salı 13:00
YORUM EKLE

banner19

banner36