İlahiyat'ta iki Suriyeli konuk!

Marmara İlahiyatta İLİM VE HİKMET kulübü geçtiğimiz hafta Londra'dan gelen iki Suriyeli muhaciri ağırladı.

İlahiyat'ta iki Suriyeli konuk!

Marmara İlahiyatta İlim ve Hikmet kulübü geçtiğimiz hafta Londradan gelen iki Suriyeli muhaciri ağırladı. Yıllardır ülkelerine dönemeyen bu misafirlerimiz kendi yaşadıkları sıkıntıları ve şu anki Suriye’nin durumunu anlattılar. İbrahim Coşkun’un sunduğu programın oturum başkanlığını ve tercümesini fakültenin kıymetli hocalarından Doç. Dr.Halil İbrahim Kaçar yaptı.   

Neden Ortadoğu ve Suriye

Kulüp şöyle bir açıklam ypmış: "Biz zaten BM, Nato gibi kuruluşların ırkçı emperyalizmin menfaatlerini korumaktan başka bir işlevinin olmadığını biliyoruz ve dolayısıyla onlardan bu katliama gerçek bir tepki göstermelerini beklemiyoruz. Ancak bizi şaşırtan Müslüman toplulukların sessizliğidir… Aramızda sadece dil farkı ve suni sınırlar olan güney komşumuz Suriye’de yapılan katliama Türkiye’deki Müslümanların gereken tepkiyi vermemeleridir… Oysa Suriye’deki Müslüman da Filistin’deki Müslüman kadar değerlidir.

İşte bu saydığımız sebeplerden dolayı karınca kararınca misali bir konferans düzenlemek ve Suriyeli kardeşlerimizin yaşadıklarını gündemimize taşıyıp onlar hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak istedik."

Konferanstan notlar…

Londra stratejik araştırmalar merkezi müdürü Ahmed Ramazan kendilerine böyle bir davette bulunan öğrencilere ve Anadolu Gençlik Derneğine teşekkür ederek sözlerine başladı. 

Sonra sözlerine şöyle devam etti: Kıymetli talebe kardeşlerim, komşu olduğunuz Arap devletler 90 yıldır diktatörlükle yönetilen rejimlerdir. Hâlbuki 90 sene önce sizi ve bizi başkenti İstanbul olan Osmanlı devleti bir araya getiriyordu. Bundan sonra Müslümanların her biri bir parçaya ayrıldı..

Osmanlı yıkıldıktan sonra Arap âlemi tam bir işgale uğradı ve bu işgal geçen yüzyılın yarısına kadar sürdü. Sonra işgal bitti ama yerine zorba rejimler geldi. Yani Arap âlemi yıllardır baskıdan başka bir şey görmedi. İşte şimdi gördüğünüz bu ayaklanmalar böyle bir sürecin sonucudur. Suriye’deki ayaklanma harici sebeplerden mi yoksa dahili sebeplerden mi kaynaklanmaktadır? Kesinlikle dahili sebeplerden... Bu gün Esad ailesinden 10 kişi Suriye’nin 10 yıllık milli geliri kadar servete sahiptir. Suriye’de herhangi bir muhalif görüşü seslendirmek, yazmak mümkün değildir. Suriye halkı hiçbir zaman “seçim” kelimesini “hürriyet” kelimesini tanımadı.

Şu anda Suriye’de 5 bin siyasi tutuklu var. 25 yıl 30 yıl önce tutuklanan 17 bin kişi hala kayıp, hiçbir haber yok haklarında. Ülkelerinden çıkarılan yaklaşık 4 milyon kişi hala geri dönememektedir. Her türlü haktan mahrum bir durumdalar. Yani geri dönememek ne demek! Kimler dönemeyenler? Sen,eşin, çocukların, torunların, torunlarının çocukları, hepsi suçlu!

Suriye, Sovyetler yıkıldıktan sonra dünyaya kapalıkalmaya devam eden tek devlet. Hastanelerdeki yaralılar bile kaçırılıp öldürülüyor. Biz şu anki kapalı devleti, zorba devleti, tek partiye boyun eğen devleti, vatandaşlarını ölene kadar ağzını kapatıp sadece kulaklarını kullandıkları Suriye devletini istemiyoruz. Demokrasinin, basın özgürlüğünün, inanç özgürlüğünün olduğu bir Suriye istiyoruz. Biz aynı zamanda bu devrimin silahsız, barışçı ve dış müdaheleye kapalı bir devrim olmasını istiyoruz.

Türkiye’deki gençlerden ne istiyoruz?

Önce size bir olay anlatayım. 1979 yılında yaşı 15 olan bir çocuk kaçan kardeşinin yerine rehin olarak tutuklanır. 1980 yılında o kardeşi yakalanıp idam edilir. Peki bu rehin çocuk. O ise dışarıyı ancak 2004 yılında görür..

Sizle aramızda İslam kardeşliği dışında bir de yakınlık ve akrabalık bağı da vardır. Yüzyıllara dayanan bir kaynaşma vardır. Artık sizden bir takım isteklerimizin olması tabiidir.

Sizden öncelikle yaşanan zulmü ve katliamı duyurmak için, Suriye konsolosluğu önünde sürekli gösteriler yapmanızı istiyoruz. Özellikle Anadolu Gençlik Derneği’ndeki kardeşlerimizden bunu yapmalarını ve Suriye elçiliğine sürekli olarak bu zulme karşı çıkan yazılar yazıp göndermelerini istiyoruz. Aynı zamanda Türkiye hükümetine de Suriye halkını desteklemesi, halkın yanında yer alması için yazılar yazmanızı istiyoruz.

Ve Suriye ile alakalı ancak internet üzerinden gizlice gönderilebilen bu elinize ulaşan bilgileri yayıp kamuoyunun bilgilenmesini sağlamanızı istiyoruz. Ve Suriye halkının yanında olan yazarları desteklemenizi, zalim yönetimin avukatlığını yapıp şehidlerimizi tahkir edenlere ise tepki mesajları göndermenizi istiyoruz.

İnşallah buraya bir daha hür bir Suriye’den yola çıkarak geliriz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Esselamu aleykum ve rahmetullah..

“Suriye halkı Filistin’i kendi sorunu olarak görür”

Sena Basın Yayın Grubu Başkanı Sedad Akkad şöyle konuştu: Kıymetli kardeşler. Sizin medyada gördüğünüz öldürülen insanların tamamı barışçı göstericilerdir. Hiç biri silah taşımıyor, hatta kesici herhangi bir alet de taşımıyor. Sadece hürriyet ve insan haklarına saygı istiyorlar.

Bu Suriye’deki hürriyet arayışının ortaya çıkmasının en önemli sebebi sizlersiniz. Zira bir Suriyeli ülkenize geliyor ve buradaki hürriyeti görüyor, insanların hükümet seçimlerinde oy kullandıklarını ve hürriyet içinde yaşadıklarını görüyor. Özellikle vizeler kaldırıldıktan sonra bu etkileşim çok arttı. Bir Suriyeli seçim, belediye seçimi, bu sözleri hiç tanımıyor. (Dunyabizim.com olarak konuşmacının bu değerlendirmelerine katılmıyoruz. Suriye'de Türkiye'dekinden daha fazla baskı olduğunu biliyoruz. Baskıları içselleştirme oranı bakımından halkları karşılaştırdığımızda ise Türkiye mi öne geçer Suriye mi, bunu ifade etmek kolay değil açıkçası.)

Yani ne demek! Suriye’de hiç seçim yapılmıyor mu? Evet yapılıyor, ama tek parti, tek aday, tek başkan. Seçim yapılıyor. Her zaman aynı başkanı seçmek üzere.

Suriye’deki mevcut düzenin kullandığı en önemli propaganda unsuru İsrail düşmanlığına karşı durduğu iddiasıdır.

Size bu konu her açıldığında hatırlamanız üzere bazıgerçekleri söyleyeceğim:

Birincisi: Suriye halkı Filistin’i kendi meselesi olarak görür ve orayı Suriye’nin güney parçası sayar. Filistin onlar için kendi vatanları gibidir. Suriye halkı ümmetin maslahatı için İsraille iki kez savaşmıştır. Ve Filistinli mültecileri gönüllerine basmışlardır. Buna mukabil şimdiki Suriye rejimi mazeret üretmekten başka bir şey yapmamıştır. 1973’ten beri o taraftaki işgal edilmiş topraklarına bir mermi dahi sıkmamıştır.Şaşılacak şey böyle bir nizamın halkına yıllardır ülkelerinde cehennem hayatı yaşatması. Sizin şu an gördükleriniz 40 yıldır yaşananların sadece ufak bir karesini yansıtıyor…

Türkiye-Suriye yakınlaşması Suriye halkını çok sevindirdi. Ve onlara bir ümit oldu. Bu yakınlaşmanın sürmesi lazım. Güney komşunuz gerçekten zor bir durumda. Barışçı ve sivil gösteri yapan insanlara rastgele ateş açılmakta. Suriye halkının desteğe ve yardıma çok ihtiyacı var.

İnşallah sizleri hürriyetini kazanmış bir Haleb’e davet etmeyi ümit ediyorum. Bizi buraya davet edip saygıda kusur etmeyen kardeşlerime ve bizi dinleyen kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Abdüssamet Koçak haber verdi

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2011, 00:36
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26