İlahî aşk ruhun emrine girmektir

Beyazıt Ramazan Sohbetleri'nde konuşan edebiyatçı yazar Dursun Ali Taşçı, "Aşk, yaşarken ceset ve para baskısından kurtulmaktır." dedi.

İlahî aşk ruhun emrine girmektir

Türkiye Diyanet Vakfı'nın organize ettiği ve İBB Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla gerçekleşen 32. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nda Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'in katkılarıyla gerçekleşen Beyazıt Ramazan Sohbetleri 4 Ağustos Kadir Gecesi'ne dek İstanbulluları selamlayacak. Beyazıt Sohbet Çadırı kürsüsüne bu defa edebiyatçı yazar Dursun Ali Taşçı misafir oldu.

Takdim konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım yaparken Ramazan'da yapılacak en güzel işlerden birinin bu sohbetlere katılmak olduğunu söyleyen Yardım, sohbet muhtevası hakkında bilgi verdi. Dursun Ali Taşçı'nın Mesnevî Sohbetleri ile de tanınan çok değerli ilim, kültür adamı ve yazar olduğunu dile getiren Yardım, Taşçı'nın yeni eserleri ile bir an önce buluşmak istediğini sözlerine ekledi. "İlahî Aşk" konulu bir sohbet gerçekleştiren Dursun Ali Taşçı, Mevlâna'nın sözlerinden yola çıkarak ilahî aşkın ne olduğunu, zuhur ettiği halleri ve buna nispet insanlığın durumunu ele aldı.

dursun ali taşçı

Leylayı aramak ve gurbet

Aşk meselesinin dünyanın ve havanın var olduğu günden beri gündemde olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Dursun Ali Taşçı, "Su ve ekmek hep var. Aşk, belki de bunlardan öte bir özelliğe sahip olduğu için hep var olacaktır. İnsan, aşk olmasa bir işe yaramaz." diyerek kim olduğumuza dair soruların cevaplarını bilen Mevlâna ışığında cevapları ortaya koydu. "Herkes kendini kendi kabiliyeti ölçüsünde tanır, onun ötesine geçemez." diyen Taşçı, Kur'ân ile haşır neşir olmaya başladığı zamanlarda erkek ve kadının yaradılışına dair ayetlerden çok etkilendiğini belirtti. Kadın ve erkeğin kromozom yapısına bağlı olarak Leyla ile Mecnun misalinin ne kadar doğru olduğunu anlatan Taşçı, "Tarihte hiçbir Leyla Mecnun'un arkasından gitmemiştir. Bütün Mecnunlar Leyla'nın arkasından koşmuştur. Aslında Mecnun Leyla'nın arkasından koşmamıştır. Mecnun kendi içindeki Leyla'yı aramış, onu aradığı zaman da Mevlâ'yı bulmuştur. 'La ilahe illallah, Muhammeden Rasulallah' cümlesinin içinde aşk alevlenir. O zaman kadın erkeğin gurbetidir, erkek kadının vatanıdır. İkisi bir araya gelince insanlık bayrağı dalgalanıyor." diyerek Hz. Mevlâna'nın "Bütün bilimlerin özü, ahirette başına ne geleceğini bilmektir." sözünü aktardı.

"Batı, nefs-i emmare imparatorluğudur"

"Yaradılış gerçeği ile tanışmayan hiçbir bilim, bilim değildir." diyen Dursun Ali Taşçı, aşkın bir insanın özü ile tanışması demek olduğunu, aşkın şehvetle karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Mecazi aşkın hakiki aşkı bulma yolunda bir katreden fazla olmaması gerektiğini vurgulayan Taşçı, "Mecazi aşktan hakiki aşka geçilir. En kestirme yolu kadın-erkek ilişkileridir ve en boğucu yol da odur. Ama o muallimsiz geçilebilecek bir yer değildir. Mutlaka bir rehbere ihtiyaç vardır." dedi ve Hz. Mevlâna'nın Tavus Sultan ile yaşadığı hadisede Tavus Sultan'ın aşk yüzünden küle dönüşmesinin kendi olması anlamı da taşıdığını belirtti. "Hayatı bütün maddi unsurlarıyla içimize akıtmışız ve hâlâ yaşadığımızı zannediyoruz. Ayhan Songar'ın çok güzel bir sözü vardır: 'Freud libido derken, nefs-i emmareden söz eder.' Batı, nefs-i emmare imparatorluğudur. Ahirette başına ne geleceğini bilmeyenden medeniyet olmaz, uygarlık olur. Medeniyet vahiy köklüdür, aşk köklüdür. Uygarlık ise meşk köklüdür. Orada her şeyi bulursun, derde devadan gayri." diyen Taşçı, aşkın iradeyi ve istekleri terk etmek mânâsı taşıdığını da sözlerine ekledi.

İnsan özünde kavga yok

Nefsinin en çok istediği şeyi karşısında bulan insanın Allah için ondan yüz çevirmesinin gönlünde kış hüküm süren mümin kişinin bahara kavuşmasına vesile olacağını söyleyen Dursun Ali Taşçı, "Para kâğıt olduğu için değil, dünya kapısının anahtarı olduğu için seviliyor. Ahiretten bile geçip Rabbimizle baş başa olmanın anahtarı aşk ve O'nda var olmak ise, kendimizde niçin yok olmayalım? Mevlâna deniz ve gemi metaforunu sunar. Deniz gemiyi tamamlar, ama geminin içine girerse onu batırır. Dünyada herhangi bir şey cebimize girebilir, ama gönlümüze girerse toz bile batırır. İsteği terk etmek gerekir. Bir günahı istiyorsa insan, onun insanlık bahçesinde gülünün bitmesi mümkün değildir." diyerek Peygamber Efednimizin Miraç'a çıktığında Cebrail'in bile geçemediği yerde Allah ile baş başa görüşmesinin aşk ile mümkün olduğunu belirtti. Hz. Mevlâna'nın "Dünyadaki kavga nefs kavgasıdır." sözünü aktaran Taşçı, Mevlâna'nın testi benzetmesini hatırlatarak testilerin insan tenini ve nefsini temsil ettiğini, içindeki suların ise kavga, rekabet ve dünyevi çabalardan uzak oluşunun bir ifadesi olduğunu, ruhlarıyla tanışan insanların kavgasız olacağını kaydetti.

Aşkın katı, sıvı, gaz hali

Hz. Mevlâna'nın "İbadet kâinatla bütünleşmektir." dediğini hatırlatan Dursun Ali Taşçı, "Vücudumuzu ne kadar kutsadık. İlahlaştırdık kendimizi. Bütün fizikî güzellikler bir gün toprak olacak. İnsan yalnız kaldığı zaman başına ne geleceğini düşünmeli. Bu Allah'la barışmaktan geçiyor. İnsan hastalandığında ölüm döşeğine geldiğinde ve ceset baskısından kurtulduğunda Allah diyor. Aşk, yaşarken ceset baskısından kurtulup ruhun emrine girmenin adıdır. Hastalık bir biçimde bunu yapıyor, para ise engel oluyor. Paranın çok büyük bir gücü var." dedi. Aşkın da suyun halleri gibi katı, sıvı ve gaz hali bulunduğunu anlatan Taşçı, Katı halinin tamamen sevgisiz haliyken sevgi halinin su hali olduğunu, bu haklinde aşkın en güzel ve en makul şekli olduğunu belirterek "Ama aşk hali buharlaşmış halidir. Her zaman insan bu hali taşıyamaz. Ama hiç buhar olmazsa da gökyüzüyle tanışamaz. Yeryüzündeki suların kirliliğini bile buharlaşma temizliyor." dedi. Âlem çok iyi okunduğu takdirde insanın iç dünyasına çok benzediğinin meydana çıkacağını söyleyen Taşçı, günahların ilahî aşk makamında yanarak yok olduğunu, aşk ateşinden başka günahları yaşacak başka ateşin bulunmadığını sözlerine ekledi.

 

Elif Sönmezışık haber verdi

Güncelleme Tarihi: 19 Temmuz 2013, 00:46
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13