Geçmişte bir sahaf terbiyesi vardı

Türkiye’nin en kıdemli sahaflarından Turan M. Türkmenoğlu, Bâbıâli Sohbetleri’nde Sahaflar Çarşısı’nın hikayesini anlattı.

Geçmişte bir sahaf terbiyesi vardı

Türkiye’de kültür hayatına büyük katkıları olan sahaflar, ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde konuşuldu. Ülkemizin en eski sahaflarından Turan M. Türkmenoğlu, sahaflığın değeri ve bugünkü durumunu dile getirdi. Toplantıya özellikle gençler büyük bir ilgi gösterdiler.

Toplantıyı takdim eden Mehmet Nuri Yardım, sahafların kültür hayatımızda çok önemli bir yeri olduğunu belirterek, “Sahaflar âdeta açık birer üniversite gibidir. Hiçbir zaman mezun olamayacağımız üniversiteler… Hepimiz fırsat buldukça, ihtiyaç hissettikçe kapıları her zaman bize her zaman açık olan bu üniversitelere gidiyor, bilgiyle donanıyor, kitap alarak besleniyoruz.” dedi. Turan M. Türkmenoğlu’nun İbrahim Manav ile birlikte bugün Sahaflar Çarşısı’nın en kıdemli sahafları olduklarını hatırlatan Yardım, “Onların hâtıraları bizim için çok değerlidir. Onlardan daha çok istifade etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Birçok yazma eser yandı

Sahaflar Çarşısı’nın önce Kapalıçarşı’da, daha sonra Beyazıt’ta kurulduğunu anlatan Turan Türkmenoğlu, "Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde burada 115 sahaf olduğunu yazıyor.” dedi. Çarşının tarihçesinden uzun uzadıya bahseden Türkmenoğlu, 1950 yangınından sonra bir çok yazma eserin yandığını belirterek, “O yangından sonra ilgi azalıyor. Çarşıyı dolduracak sahaf bile bulunamıyor. İstanbul’da evler artık küçük yapıldığı için kitaplara yer bulunamıyor ve elden çıkarılıyor.” dedi.

Çocukluğu çarşıda geçen, babası ve dedesi de sahaf olan Turan M. Türkmenoğlu, eskiden ‘bohçacı’ ve ‘koltukçu’ tabir edilen kişilerin olduğunu ifade ederek, “Bunlar kitapları esnaftan ucuza alıp saraylara, konaklara gidiyorlar ve biraz da yüksek fiyatla satıyorlarmış.” dedi. Adı çarşı ile özdeşmiş olan Hacı Muzaffer Ozak, Nizamettin Aktuç, İsmail Akçay, Necati Alpas gibi sahaflardan sık sık bahseden ve onlardan hâtıralar nakleden Turan M. Türkmenoğlu, "sahafların kendi aralarında konuştuğu ve ‘argo’ zannedilen bir dili vardır. İki sahaf kendi arasında konuşurken, müşteri bunu anlayamaz. Bu genelde kitabın değeri veya değersizliği hakkındadır.” diyerek bilinmeyen bazı hususları da ifade etti.

Geçmişte bir sahaf terbiyesi vardı

Geçmişte Sahaflar Çarşısı’nın âlimlerin, şairlerin, yazarlar, sanatkârların uğrak yeri olduğunu ifade eden Türkmenoğlu, bugün için artık sahafların sayısının çok azaldığını ve genelde ders kitapları ve kırtasiye satıldığını, buna da çok üzüldüğünü söyledi. Çarşının müdavimleri arasında geçmişte İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Osman Reşel, İsmail Saib Sencer ve Hasan Âli Yücel gibi şahsiyetlerin olduğunu kaydeden Türkmenoğlu, “Üniversite hocaları çok sık gelirdi. Bilhassa edebiyat, tarih, hukuk gibi sosyal bölümlerin hocaları üniversiteden çıkar çıkmaz çarşıya gelir ve kitap seçerlerdi.” diye konuştu.

Beyazıt’ın “kedisi, delisi ve velisi” ile meşhur olduğunu kaydeden Türkmenoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin meşhur müdürü İsmail Saib Sencer Hoca’nın 100 kedisi varmış. Onları, Osman Reşel kasaplardan ciğer alıp beslermiş. Bu kediler o kıymetli eserleri, yazma kitapları farelerden korurmuş."

Geçmişte bir sahaf terbiyesinden söz edildiğine dikkat çeken Türkmenoğlu, “Bugün tabii o terbiye de kalmadı. Yeni dükkân açanlar, ustalardan istifade etmeyi düşünmüyor. Hâlbuki bu sanat da diğer zenaatlar gibi usta çırak münasebetiyle gelişir, ilerler.” dedi.

Mehmet Nuri Yardım’ın soruları üzerine Türkmenoğlu, sahaflığın bugünü ve geleceği, sahafların Anadolu’daki durumu ve İstanbul’da Beyoğlu’na ve Kadıköy’e açılan sahafların çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Kitaplar ve sahaflarla ilgili ilgi çekici anekdotlarla devam eden sohbet toplantısına, başta kültür tarihçisi Dursun Gürlek olmak üzere dinleyiciler de katıldı. Zaman zaman hüzünlü, çoğu zaman neşeli bir ortamda geçen toplantı, sorulara cevap verilmesinden sonra sona erdi. Sohbetin tamamlanmasının ardından Ertuğrul Arpat, vefat etmiş sahafların ve kitapseverlerin ruhuna Kur’an-ı Kerim okudu. Ve sonunda hâtıra fotoğrafları çekildi. Bâbıâli Sohbetleri’nin 253’ncüsüne de iyi bir katılım olduğu gözlendi. Toplantıdan sonra Â’mal-i Efkâr dergisi ile Tasavvuf gazetesinin son sayıları bütün dinleyicilere hediye edildi.

 

Osman Esgice haber verdi

Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2015, 15:37
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13