Fatih Çıtlak 15 Temmuz gecesini anlatıyor

Araştırmacı yazar Fatih Çıtlak'ın 16 Temmuz'da twitter hesabında paylaştıklarından uzun bir bölümü alıntılıyoruz.

Fatih Çıtlak 15 Temmuz gecesini anlatıyor

Dün gece... TEM otoyolunda Hadımköy-Bahçeşehir arasında zengin muhitlerin sessizliğini, korkaklığını gördüm...

Ispartakule önünde koca cadde üstünde İstanbul yönüne engel olan tankları, ama tanklar üzerinde ve yanında üzgün, korkmuş, çaresiz "Mehmetlerimi" gördüm. Nasıl korkmasın ki... 

Hıyanette olan korkar... O gece bir daha anladım ki Mehmetçik de olsa ancak Hakk'a bağlılıkla korkusuz ve muvaffak olabilir. Yani Hakk'sız Mehmetçik olunamayacağını gördüm...

Gişelerden ters yönde dönmek zorunda kaldık... Ispartakule'den Bahçeşehir'e girdim. O da ne..?

Bankamatiklerde "kuyruk" halinde bermuda şortlu tatil beldesi kaçkını "yüzler"i gördüm.

Benzin istasyonlarında "konvoy" yapanları, ellerinde bira kutuları ile göbeklerini değil başka yerlerini kaşıyarak balkondan bakan "dinamik, enerji" dolu gençleri gördüm.

Arka yollardan Hadımköy tank birliğine sürdüm arabayı... İlk önce hiç kimse yoktu yollarda... Arnavutköy'e yaklaşınca, Aman Yarabbi!

Her yaştan, her çağdan, her tipten insan ve araç konvoyu yollarda... Herkes ayakta... Küçük çocuklarını bile yanlarına almış aileler insanı ağlatmaya yetermiş, bunu gördüm...

Orada bankamatik önünde "kuyruklar" görmedim. Benzin istasyonunda tek bir araç görmedim. Heyecana rağmen saygısızlık, taşkınlık görmedim.

Bir yerde yol kesilmişti, "millet" araçlardan indi. 2-3 dakikada o araçlar ve darbeci bozuntularını silip süpürdü... İnanç ve aşkın engel tanımadığını gördüm...

Bolluca'dan Sazlıbosna'dan geçerek gizli yollardan Kemerburgaz'a indim... Her yaştan her kesimden gözleri ışıl ışıl arslan gibi gençleri gördüm...

Serseri görünümlü ama asla sersem değil, milletini bayrağını seven "hocam, merak etme buradayız" diyen o gençlik potansiyelinin fitilinin ateşlendiğini gördüm...

Bahçeköy orman yoluna girdim... Issız sessiz bir yol... Hiç kimse yok... Karanlık sanki Türkiye'nin getirilmek istenilen yolu gibiydi...

Ama... Aman Yarabbi! Aman Yarabbi!

Bu muhteşem sesler de ne? Bütün afaktan her yerden sâlâ sesleri... "Esselatu vessalâmü aleyke Ya Resulallah"...

Vallahi ne Medine'de ne zikirde ne de askerlik yaptığım Şırnak'ta buna benzer bir sâlât zevki duymadım...

Bu "sâlâlar" sadece kalp ve mânâ dünyamı değil bütün yaşadığım anı ve mekânı kuşatarak içimden ruhumdan geçip aynı hızla başka başka müminlere de yetişmek için su dağıtır, nefes bahşeder gibi sema ede ede hızla yol alıyordu... Bir defa daha niçin "rahmeten lil alemin" denildiğini gözümle gönlümle gördüm...

Sarıyer, Kireçburnu ve Tarabya sahilinde insan seli... Bu kadar farklı insanı Kâbe'de görmedim...

Tanıyanlar selam veriyor, ağlıyor, tezahürat yapıyor... Fakat ne kadar asiller, ne kadar kontrollü, ne kadar vakurlar... İnanın belden üstü soyunuk gençler bile o heyecanlarına rağmen öyle bilinçli ve temkinli hareket ediyorlar ki sanki Allah c.c. hepsinin üzerine sekinet ve rahmet yağdırmış...

İsyan ve başkaldırının bile kendi içinde bir edep ve ahlâkı olabileceğini gördüm...

Buna rağmen "edeb" ve "ahlakı" kendi ihanetlerine maske yapmışların çirkin yüzünün ancak gerçekten inanmışlar sayesinde düşebileceğini gördüm.

O emniyet mensubu arkadaşlar, o polis gençler sanki gökten indirilmiş melek ordusu gibiydi...

Amirlerinden aldıkları emirden mi yoksa helal lokma ve sütün güzelliğinden mi bilemiyorum ama o kadar kibar o kadar insanlardı ki ömrüm boyunca bu isimlerini bile öğrenemediğim bu sadık can memurlara dua etmek boynumun borcu olacaktı... Sadakatin ve liyakatın gönülleri nasıl aldığını gördüm.

İman, "Allah için sevmek, Allah için buğz etmek"tir duruşunu ve bu noktada duramayışın nasıl imansızlık olduğunu gördüm...

"Ya olduğun gibi görün.. Ya göründüğün gibi ol" sözü sanki bütün Türkiye'ye söylenmiş de ve hemen silkelenip, sarsılıp kendine gelmiş bir millet gördüm...

Ya Rabbi, Elhamdülillah bu günleri de gösterdin...

Duaların kabul olduğunu dün gece gene gördüm.

Kendini ve mensup olduğun yeri anlamak için büyük bir fırsat.

Müminler, yüz binler, milyonla inanmış insanlar bu darbeye "Hakk'la halk devrimi" yapmıştır.

Bu ihanetin içimizdeki çöreklenmiş yılanın dışarıdan aldığı zehirle canımıza kasdettiğini anlamıştır. "Paralel" demiştir.

Dışımızdaki milyonla imansız kafir, bu kalkışma ve ihaneti yapana "devlet" demiştir.

Şimdi söyle bakalım sen ne diyorsun?

Verdiğin cevap nereye ait olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

Çok tehlikeli ve dikkat edin... Dualar ve dikkatler toparlansın... Hedefe kilitlenin... Tüm hedeflerine ulaşamayan alçaklar en önemli hedefi vurmak isteyebilir...

Dualar siper olsun... İmkanı olanlar teyakkuzda bulunsun...

 

Yayın Tarihi: 20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:00 Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2016, 16:39
banner25
YORUM EKLE

banner26