'Entelektüeller hızla medyaya yöneldiler çünkü popülerlik arayışındalar'

Yalvaç Ural ve Süleyman Seyfi Öğün, Türkiye’nin yayıncılık dünyasında yaşanan entelektüel çöküş, hızla yayılan popülerlik arayışı ve bütün bunların getirdiği vasatlaşma eğilimine ilişkin Akşam.com.tr'ye önemli açıklamalarda bulundular.

'Entelektüeller hızla medyaya yöneldiler çünkü popülerlik arayışındalar'

Türkiye’nin yayıncılık dünyasında yaşanan entelektüel çöküş, hızla yayılan popülerlik arayışı ve bütün bunların getirdiği vasatlaşma eğiliminin oluşturduğu “Türk Edebiyatı nereye gidiyor?” sorusunu masaya yatırıyoruz. Akşam.com.tr üç kısımdan oluşacak röportaj serisi kapsamında masaya yatırdığı ilk çerçeve olan “Entelektüel Çöküş” başlığını, konunun önde gelen uzmanlarından Yalvaç Ural ve Süleyman Seyfi Öğün ile konuştu.

Varoluş eksikliği çeken insanların kendilerine çıkar yol olarak sanatı seçtiklerini anlatan Yalvaç Ural, yayıncılık dünyasında kötü gidişata karşı bir direnç olduğunu belirterek, "Yayıncının bir çizgisi olması gerekir. Çünkü yayıncılık, nalburluk değildir." dedi.

Entelektüellik için "çöküş kavramını uygun bulmadığını" belirten Süleyman Seyfi Öğün ise, dünyadaki her şeyin vasatlar üzerinden geliştiğini ve her neslin kendi tarihini inşa etmekte olduğunu anlatarak, "Popülerlik arayışındaki insanlar hızla medyaya yöneldiler. Bugün bir hukukçu soğan üzerine de konuşabiliyor. Alanlar birbirine karıştı. Derin bir kavrayış yok." diye konuştu.

“ENTELEKTÜELLER HIZLA MEDYAYA YÖNELDİLER, ÇÜNKÜ POPÜLERLİK ARAYIŞINDAYDILAR”

Türk Edebiyatı’nın entelektüel çöküşüyle ilgili olarak, tarihin bir birikim işi olduğunu ve üretilen şeyler üzerinden yeniden birikim yapıldığını anlatan Süleyman Seyfi Öğün, aksam.com.tr’ye yaptığı değerlendirmesinde, “çöküş kavramını uygun bulmadığını” belirterek, “Kitap kültürü, sözel kültürün yerini almıştır. Eskiden sözle aktarılan düşünce, yazıyla aktarılmıştır. Kitap, matbaa devrimiyle beraber demokratize olmuştur. Herkes bir anda kitaba ulaşabilir hale geldi. Bu durum da kültürel anlamda yeni bir saltanatı başlattı.” ifadelerini kullandı.

19. yüzyılın dünya için bir “kitap yüzyılı” olduğunu belirten Süleyman Seyfi Öğün, şöyle konuştu:

Entelektüellerin hızla medyaya yöneldiğini, çünkü popülerlik arayışında olduklarını belirten Süleyman Seyfi Öğün, “Bugün bir hukukçu soğan üzerine de konuşabiliyor. Alanlar birbirine karıştı. Derin bir kavrayış yok. Kapitalizm dünyayı ucuzlaştırarak sunuyor.” diye konuştu.

“KENDİLERİNE ÇIKAR YOL OLARAK SANATI SEÇİYORLAR”

Konuyla ilgili olarak aksam.com.tr’ye değerlendirmelerde bulunan Yalvaç Ural, bir toplumdaki varoluş eksikliği çeken pek çok insanın kendilerine çıkar yol olarak sanatı seçtiğini şu sözlerle anlattı:

Buna “kimlik arayışı ve varoluş eksikliği” dendiğini aktaran Yalvaç Ural, “İnsanlar varoluş kavgasında var olmayı değil, popüler olmayı yeğliyor. Esas hedefledikleri şey, yazarlık değildir. Popülerliğin altına yazarlığı yerleştirmek ya da popülerliğin önüne yazarlığı koyup öyle açığa çıkmak istiyorlar.” sözlerini kullandı.

Türkiye’de hiçbir zaman psikolojik bozuklukların ve kimlik arayışların bu kadar çok olduğu bir dönem görmediğini anlatan Yalvaç Ural, “Bu duruma toplumsal geçiş dönemi olarak bakıyorum. Dünyada olan bir rüzgârın etkisiyle kimlik arayışı içine giren insan toplulukları var. Bu pek çok yere yansıyor. Televizyonda spiker olmaya, yazar olmaya, ressam olmaya ve hatta bunların hepsini birden gerçekleştirdiğini söyleyen insanlar var. “Ben neyim ve ben kimim?” sorusuna en kolay cevabı uydurmacılıkla veriyoruz.” dedi.

Bütün dünyada edebiyatı küçülten tek bir neden olduğunu vurgulayan Yalvaç Ural, “Bu da algı operasyoncularının, sanatın gücünü, işlevini ve sanatın insan üzerindeki etkisini kırmaya çalışmasıdır. Dünyaya Andy Warhol’un post-modernizm anlayışıyla bakıyorlar. Çünkü Andy Warhol, herkes 15 dakikalığına meşhur olabilir diyor. Şimdi herkes diyor ki bir gün için şair, bir ay için yazar, bir seneliğine herhangi bir şey olabilirim.” ifadelerini kullandı.

“BU İŞ NALBURLUK DEĞİLDİR, YAYINCININ BİR ÇİZGİSİ OLMALIDIR”

Okumaların, yapılan ve üretilen işlerin toplumsal bir yapıyı ortaya koyduğunu anlatan Yalvaç Ural, hayatımızın her alanının derme çatma bir halde olduğunu belirterek, şu sözleri kullandı:

Yayınevleri içerisinde seçkinci davranan çok az yayıncı olduğunu ve yayıncıların çoğu yayıncının bizleri kendi kültürümüze yaklaştırmadığını belirten Yalvaç Ural, “Hiç kimse kendi kültürümüz içindeki yazarların öykülerinden çizgi roman oluşturmuyor. Onları çizgiye döküp gençlere öğretmiyor. Kendi kültünü bilmeyen ama dünya kültüründen haberi olan bir gençlik var. Bu yüzden yayıncının bir çizgisi olması gerekir. Çünkü yayıncılık, nalburluk değildir.” diye konuştu.

“DÜNYADAKİ HER ŞEY VASATLAR ÜZERİNDEN GELİŞİYOR”

Dünyadaki her şeyin vasatlar üzerinden gelişmekte olduğunu anlatan Süleyman Seyfi Öğün ise, “Vasatı ne kadar içerirseniz, o kadar çok insanın varlığını kapsama şansı elde edersiniz. Bu da tamamen kapitalizm mantığıyla alakalı bir şeydir, çünkü kapitalizm en fazla şeyi, en kısa zamanda satmanın derdinde olan bir sistemdir. Dünyayı nasıl Çin malları istila ettiyse, kitap dünyasını da o tarz mallar istila edecektir.” ifadelerini kullandı.

Kitabın çok özel ve seçkinci bir şey olduğunu belirten Süleyman Seyfi Öğün, şöyle ifadeleri kullandı:

“YAYINCILIK DÜNYASINDA KÖTÜ GİDİŞATA KARŞI DİRENÇ VAR”

Türk edebiyat ve yayıncılık dünyasının gelecek nesillere ne bırakacağıyla ilgili olarak, bugün değeri olan şeylerin süzgeçten elendikten sonra hiçbir değerinin kalmayacağını belirten Yalvaç Ural, “Fakat Kemal Tahir’in Devlet Ana’sı her zaman bir kurgulanma emeği olarak okunmaya devam edecek. Bir Sait Faik, Sabahattin Ali okunacak. Telifler kalkınca satışlar da hızlandı ama bu da şöyle bir durumu ortaya çıkaracak. Kimi yayınevi kitabı özenli hazırlayacak, diğeri de başkalarının yaptıklarını kopyalayarak belki bir redaksiyondan bile geçirmeyerek yalan yanlış kitaplar basacak.” şeklinde konuştu.

Yayıncılığın bir ekip ve vasıf işi olduğunu anlatan Yalvaç Ural, yayıncılık dünyasındaki kötü gidişata karşı bir direnç olduğuna ilişkin sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“HER NESİL KENDİ TARİHİNİ İNŞA EDİYOR”

Nitelikler hiyerarşisi kurarak hayata bakıldığında yaşamın çekilmez bir hal alacağını söyleyen Süleyman Seyfi Öğün ise, Türk edebiyat ve yayıncılık dünyasının gelecek nesillere ne bırakacağıyla ilgili olarak, “Nitelikler savaşı çok kötü bir şeydir. İnsanın kendi dünyasını serbest bırakması gerekir. Dünya değişiyor ve demokratikleşiyor. Tarihte miras kavramının hafiflediğini düşünüyorum. Her nesil kendi tarihini yaşıyor ve kendisi inşa ediyor.” diye konuştu.

Kaynak: www.star.com.tr

Yayın Tarihi: 28 Şubat 2019 Perşembe 04:00
banner25
YORUM EKLE

banner26