En büyük düşmanımız cehaletimizdir

Beyazıt Ramazan Sohbetlerinde konuşan Yavuz Bülent Bâkiler, "Cehaletimiz sürdükçe Anadolu toprakları üzerinde yaşamayı sürdürmemiz oldukça zor." dedi.

En büyük düşmanımız cehaletimizdir

Türkiye Diyanet Vakfı'nın organize ettiği ve İBB Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla gerçekleşen 32. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nda Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'in katkılarıyla gerçekleşen Beyazıt Ramazan Sohbetleri'de Türk dilini ve millî değerlerimizi dava edinmiş münevver, şair ve yazar Yavuz Bülent Bâkiler konuştu.

Sohbetinde eğitim ve kültür alanındaki zayıflığımız ve bununla beraber, yaşadığımız kültürel yabancılaşmayla tırmandırılmaya çalışılan Alevi ve Sünni meselesine karşısında ne denli zayıf kaldığımızı ortaya koyan Yavuz Bülent Bâkiler, birlik ve beraberliğe dikkat çeken bir konuşma yaptı ve "Bu topraklarda hür ve müreffeh yaşamanın yollarını aramalıyız." mesajı verdi. Konulmasında "Anamın Namazları" isimli şiirini de seslendiren Bâkiler, Mehmet Âkif'ten Pir Sultan Abdal'a kadar kültür dokumuzu kuvvetlendiren şairlerin dizelerini de unutmadı.

Kültür ordumuz çok zayıf

Ramazan'ın mübarek bir ay olduğunu dile getiren Yavuz Bülent Bâkiler, midemizle ibadet halinde olmanın yanında beynimizi de çalıştırmamız gerektiğini söyleyerek "Üzerimizde oynanan tüm oyunları bilmeliyiz. Yoksa gelecek nesillerin ibadetleri bir bir silinmeye başlayacaktır." dedi. Bir hatırasını üzerinden ve Atatürk'ün bir sözünden yola çıkarak iki mühim mesele olan asker ordusu ile kültür ordusunun önemine dair bir mukayese yapan Bâkiler, kültür ordusunun daha önemli olduğu konusunda açıklamalar yaptı. Bu orduya aydınlarımızı, öğretmenlerimizi ve yüksek tahsil görmüş kişileri dâhil eden Yavuz Bülent Bâkiler, kültür ordusunun öneminin asker ordusuna neden bu vatan için çarpışmak gerektiğini anlatabilmesinden ileri geldiğini kaydetti. "Asker ordusunun kazandığını, kültür ve eğitim ordusu barış masalarında kaybeder." diyen Yavuz Bülent Bâkiler, kültür ordumuzun uzun zamandan beri çok zayıf olduğunu kaydetti. Doğu ve Batı dünyasının bizi Anadolu topraklarında yaşatmak istemediğini, çocuklarımızı bu konuda aydınlatmamız halinde bu tehlike ile başa çıkabileceğimizi belirtti.

yavuz bülent bakiler

"Alevi-Sünni gerginliği Batı'nın oyunu"

"Kendi kendime bazen en büyük düşmanımızın kim olduğunu soruyorum. Dünyanın herhangi bir yerindeki ülke ya da millet değil, en büyük düşmanımız cehaletimizdir. Bu cehalet sürdükçe Anadolu toprakları üzerinde yaşamamız oldukça zordur." diyen Yavuz Bülent Bâkiler, terör örgütü PKK'nın bu topraklardaki en büyük ihanet olduğunu kaydederek art niyetli dış güçler tarafından destek gördükleri ve bu tırmandırma sonucunda Alevi ve Sünni gerginliğinin baş göstereceği konusunda uyarıda bulundu. Bu kavgayı Batı'nın istediğinin altını çizen Bâkiler, din meselesinin daima hassasiyetle karşılandığını ve sonucun korkutucu olabileceğini vurguladı. Alevilerin de Müslüman olduğunu ve Türkmen soyundan geldiklerini belirten Yavuz Bülent Bâkiler, Aleviliğin İslâm'ın dışında değil, içinde doğan siyasi bir hareket olduğuna dikkat çekti ve "Hz. Ali'nin peşinden giden İslâm'ın dışında olamaz. Hem soy hem de din bakımından Batı, Aleviliği bize karşı bir silah olarak kullanmıştır. Alevilerin semahı, Türkmenistan'daki yaşantımızdan İslamiyet öncesine dayanan fakat öyle olmadığını düşündüğümüz bazı alışkanlıklarımız gibi Türkmenistan'ın dinî özelliği olmayan halk oyunlarından gelmiştir. Bunun bilinmesi ve yargılamadan önce düşünülmesi gerekir ki huzursuzluğumuz sona ersin." dedi.

Dinî önderler barışta vazife alırsa

Sünni camiamızın Alevileri kâfir, Alevi camiamızın ise Sünnileri Yezit olarak gördüğünü anlatan Yavuz Bülent Bâkiler, "Aleviler İslâm içinde olmalarından ötürü kâfir olmadığı gibi Sünnilerin de Yezit'le bir milyarda bir derece bile alakası yoktur." diyerek bu tartışmaların üzerine düşünülmemiş meseleleri büyütmekten başka bir şey olmadığını ve iletişim konusundaki hatalı yaklaşımların iki tarafı da birbirinden uzaklaştırdığını, ölümlere yol açan vakalara dahi sebebiyet verdiğini söyledi. Bu tür tartışmalara ve bu keskin ayrımın evliliklere engel olan törelere dönüşmesine örnekler sıralayan Bâkiler, bu tartışmanın ayı iki bölüp bir tarafı sahiplenmeye benzediğini dile getirdi. Bin yıllık meselelerin peşinden giderek yalnızca kendi sonumuzu hızlandıracağımızı ve dehşet günlerine hazırlayacağına dikkat çeken Yavuz Bülent Bâkiler, Sünni ve Alevi önderlere ve din adamlarına büyük görev düştüğünü, aileleri birbirinden koparan, toplum ve cemaat içinde dışlamalara neden olan köhne fikirlerden ve kınamalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizdi. "Her iki kesimin birbirine karşı beslediği önyargılar iki tarafın da cehaleti ve yobazlığı yüzünden." diyen Bâkiler, kapıları işaretlenen Alevilerin ikamet ettiği hane kapılarının işaretlenmesinin hain bir oyun olabileceğini belirtti. Hükümetin bu konuları ders olarak okutması gerektiğini savunan Yavuz Bülent Bâkiler, Alevi çocukların sünneti, Sünni çocukların Alevileri tanıması ve anlaması ve cehaletin ortadan kalkması gerektiğinden bu meselenin önemli olduğunu ifade etti ve "Ne Başbağlar'daki insanlarımız katledilsin ne de Sivas'taki insanlarımız yakılsın." dedi.

 

Elif Sönmezışık haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2013, 00:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13