Eleştirilmek kimin hoşuna gider?

Nida dergisi, eylül sayısında, Müslümanlar için eleştirinin ne ifade ettiğini inceliyor.

Eleştirilmek kimin hoşuna gider?

Müslümanların zinde oldukları, karanlıkları hakikat ışığıyla aydınlattıkları dönemlere bakıldığında, bu dönemlerin, Müslümanların ‘eleştiriyi’ en iyi işlettikleri dönemler olduğu kolaylıkla görülecektir. Uzun yıllar Müslümanlar eleştirel damarı korumuş ve eleştiriyi, hakikate ulaşmanın bir yolu ve aracı bellemişlerdir. Eleştirdikçe, bilgi ve kültürün üretildiğini, matlaşmış akılların ışıldamaya başladığını görmüşlerdir. Bu gelişim ve üretimi, gâh bir fikri ekol eleştirilerek gâh gayrimüslimlerin ürettiği düşünceler eleştirilerek gâh yine bir dönem akide gibi korunan dogmalar eleştirilerek sağlanmıştır.

Dikkat buyurunuz, Müslüman yoğunluklu coğrafyalarda içtihada, düşünceye, üretkenliğe açık alanların bile ‘inanç’ kılığına sokularak dokunulmaz kılındığına… Felsefeden tefsire, hadisten fıkha kadar birçok alan, tümden değilse de bu kategoride değerlendirilebilir. Bu alanlardaki ‘eleştirileri’ çıkarınız, geriye ne kalacaktır ciltli birkaç eserden başka?

28388

Eleştiri, bazen ‘doğru ve yanlışın tahlili’, bazense yanlışın gösterilmesi ve kınanmasının adı olmuştur. Tüm bunlara rağmen Müslüman algısında ‘eleştiri’, doğruya ulaşma ve fikri sıçramanın aracı olmuştur. Çünkü ‘eleştirel bakış’ bilgiyi üretmiş, bilgi düzeyiyle paralel olarak ya gelişmiş veya yerinde saymıştır.

Taklit ise, eleştirelliğin durdurulması ve bilginin kaybolması; aklın, ışıltısını yitirmesidir.

Bu sebeple, bilgi esasıyla yapılan eleştirelliğin, Müslüman bilinç ve ufkunu geliştireceğini, İslâmi kaideleri her daim ayakta tutacağını; ‘uyum’un ise bilinci köreltip akılların ışıltısını alacağını ve İslami bir takım nosyonlarla kurgulanmış olsa bile Müslüman akıl ve idrakini donduracağına inanılır.

‘Muhalif’ olmayı hele de muhalif kalmayı sevmez; İslâmi kaidelere muvafık olmayı ve mü’minler topluluğuyla müttefik olmayı ibadet biliriz. İslami ilke ve prensiplerin, ancak bu damarın sıcak tutulması sayesinde korunacağını ve ‘ittifak noktamız olarak belireceğini’ düşünürüz. ‘Eleştirel perspektif’ dominant bir bakışı ifade eder.

Bu konuda gerek teorik gerekse bizzat eleştirinin ‘pratiği mahiyetinde’ yazılar yer alıyor dergide.

Nida Dergisi’nin bu sayısında, yazarlar ve yazılardan bazıları şöyle:

Dünümüz, Bugünümüz ve Müslümanlığımız Hakkında Birkaç Öz-eleştirel Not / MUSTAFA ÖZTÜRK

Siyasetsizliğimizin Alternatifsizliği / ARİF ARCAN

Eleştirel Bakış ve Müslümanlar / M. KÜRŞAD ATALAR

Gelenekçilik, Eleştiri ve Uzlaşmacılık Üzerine / Prof. Dr. İBRAHİM SARMIŞ

ÖMER MAHİR ALPER ile / Eleştiri ve Uyum Üzerine / Röportaj: Mücahid Sağman – M. Turan Çalışkan              

Kısa Bir Demokrasi Kritiği /NUSRET ALTUNDAĞ

Tasavvufun Ahlakiliği ve Yeni Bir Eleştirinin Gerekliliği / M. TURAN ÇALIŞKAN

Ben Ne Zaman Müslüman Olacağım / ADİL AKKOYUNLU

Eleştirel Tutum Hiç Olmadı, Yeni Başlayacak / ZÜBEYİR YETİK                               

Müslüman Edilgen Değil Eleştireldir / ALTAN MURAT ÜNAL

İstibdâd ve Ondan Kurtuluş / Abdurrahmân Kevâkibî (Tercüme: Selahattin Yıldırım)

Hamîduddîn El-Ferâhî ve Müfredât-ul Kur’an İsimli Eseri / ORHAN GÜVEL              

Furkan Suresi 30. Ayet Tefsiri / Abdulhamid Bin Bâdis (Tercüme: Orhan Güvel)          

Geronimo Ölürken /CUMALİ Ü. HASANNEBİOĞLU

Sahife-i Surur-ul Cedid 2. Bab / MUKIZOĞLU CEMAL HAKTANIR

 

Web: nidadergisi.com

e-Mail: [email protected]

facebook: //www.facebook.com/nida.dergi

twitter: //twitter.com/nidadergisi

 

Yusuf Turan haber verdi

Yayın Tarihi: 04 Eylül 2011 Pazar 09:23 Güncelleme Tarihi: 04 Eylül 2011, 21:55
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
eleştiriye bir eleştiri
eleştiriye bir eleştiri - 10 yıl Önce

kötü niyetle yapılan eleştiri ve yapıcı eleştiri vardır esas olarak ama genelde eleştiri yobaz kesim tarafından art niyetle yapılması beni üzüyor gerçi son yıllarda buna az rastlamaktayım desem de olumlu bir eleştiri sunan insan sayısı da azalmakta, kendi görüşüm.

banner26