banner17

Ekmeğin de helal olması lazım, binanın da...

Avni Çebi, Bâbıâli Sohbetleri'nde 'Şehir, Mimari ve Medeniyet' hakkında konuştu.

Ekmeğin de helal olması lazım, binanın da...

Şehir, mimarî ve medeniyet konusu Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği bir toplantıda gündeme geldi. Toplantının açış konuşmasını yapan yazar Nidayi Sevim, şehirleşme ve medeniyet arasındaki münasebet üzerinde durduktan sonra Avni Çebi’nin araştırmalarından ve çalışmalarından bahsetti, biyografisini okudu.

Mimarlar ve Mühendisler Grubu eski Başkanı Avni Çebi, “Bâbıâli Sohbetleri”nde “Şehir, Mimari ve Medeniyet” hakkında yaptığı konuşmada, insana bakışın, zamana bakışın ve dünyaya bakışın medeniyete bakış olduğunu söyledi. Avni Çebi açılış konuşmasına şu sözlerle başladı: “İnsan esfel-i safiline de inebilir, ala-yı illiyine de çıkabilir. İnsanın insanla imtihanı vardı. Müslümana göre zaman kavramı, namaza göre tayin edilir. Bizim mimarimizde külliye anlayışı vardır. Külliye cami merkezlidir. Medrese, mekteb ve diğer unsurlarla tamamlanır. Mekânı oluştururken önce mahremiyet alanını tespit etmek lâzım. Çünkü mahremiyet çok önemlidir. Anadolu’da mimari, çevreye uygundur. Karadeniz’de ahşap, doğuda taş kullanılır. İnşaatlarda en kullanışlı malzeme kullanılır.”

Ekmeğin de helal olması lazım, binanın da...

Eski mimarimizde bazı unsurların vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Avni Çebi, konuşmasına şöyle devam etti: “Bizim eski evlerimiz cumbalıydı. Cumba evin mahremiyetini sağlıyordu. Bir mimari eserde sekiz temel unsur vardır. Bir mimarî eser, işlevsel olduğu gibi estetik olması da gerekiyor. İslâm mimarisi  tek bir mimari değildir. Farklılıklar arz eder. Bölgeye göre de değişir. Ecdadımız cami yaparken taştan yapmıştır. Evleri daha ziyade ahşaptan yapmıştır. Çünkü taş daha uzun ömürlüdür. Bizim mimarimizde sağlamlık ve fayda esastır. İnsanların uzun süre o eşyayı kullanması amaçlamıştır."

Mimarimizde insanın gözetildiğini vurgulayan Avni Çebi konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Osmanlı camilerinda insanlar düşünülmüştür. Ergonomiktir. Camilerde  pencereler genelde alçaktır ve ibadet için içeride oturan bir Müslüman, rahatlıkla dışarıyı seyredebilir. Evler de birbirleriyle uyumludur. Çevreyle de uyumludur. Evler birbirinin önünü kesmez, havasını, manzarasını engellemez. Ekmeğin de helâl olması lâzım binanın da. Yaptığımız bir bina başka binalara zarar vermemeli. Her şey hakkaniyet ölçüleri içinde olmalıdır. Adalet yaygındır ve herkes tarafından uygulanır. Ama ihsan ayrı bir şeydir, hakkaniyettir. Mimari kalbi selimle- akl-ı selimle, zevk-i selimle yapılmalıdır. Şehirler yerleşmek için yapıldığı gibi aynı zamanda güvenlik için de yapılır. Avrupa’da ve Amerika’da çok yüksek binalar daha ziyade işyeri olarak kullanılıyor. Evler birkaç katlı yapılıyor. Kentleri yaymak lâzım. Sivil savunmaya uygun olmalı evlerimiz. Az katlı, müstakil ve bahçeli olmalı. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun dediği gibi artık dikey değil, yatay olmalı. Turgut Cansever gibi bilge mimarlar da zaten eserlerinde bunu dile getiriyorlar.”

 

Osman Esgice haber verdi

Güncelleme Tarihi: 01 Ağustos 2015, 11:13
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20