Duyarlı Medya Platformu’ndan anlamlı bir çağrı

Ankara'daki TRT çalışanları, Diyanet TV çalışanları ve saygın gazetelerde çalışan bir grup basın mensubu kadın bir araya gelerek “Duyarlı Medya Platformu”nu kurdu. Patformun amacı medya ve basının hoyrat haber diline, insana bakışındaki problemlere dikkat çekmek.

Duyarlı Medya Platformu’ndan anlamlı bir çağrı

Duyarlı Medya Platformu, Korona pandemisi sebebiyle bizler için kendi sağlıklarını tehlikeye atarak canla başla çalışan sağlık çalışanlarına teşekkür ediyor ve onların bu fedakarlıklarını, tarzlarını basın/medya çalışanlarıyla kıyaslayarak önemli bir probleme dikkat çekiyorlar. Bu amaçla yayınladıkları bildiriyi sizlerle paylaşmak istedik:

Pandemi günlerinde medya çalışanları da görev başında ama…

İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde sağlık çalışanlarımızın özverili çalışmaları takdiri ve desteği fazlasıyla hak ediyor. Sağlık çalışanlarını motive etmeye yönelik kampanyaya biz de destek veriyor ve onlara gönülden dualarımızı gönderiyoruz.

Ancak her zorlu gündemde görev başında olan meslek gruplarından biri de medya çalışanları… Savaş, afet veya salgın fark etmeksizin her şartta yayınlarını sürdürmek için canla başla gayret eden medya çalışanları da bir alkışı hak etmiyor mu?

Ard arda yükselen “ama”larınızı duyar gibiyiz… Medya söz konusu olduğunda “ama”lı cümleler neden kaçınılmaz oluyor?

Her mesleğin kendine göre bir ahlakı vardır o da işin güzelliğinde hayatın canlılığında ve edasında ne anlama tekabül ettiği ile ilişkilidir. Medya, toplum için bilgiyi ve ahlakı yüceltici bir işleve sahip olmalı. Ama pratikte böyle mi? Bu sorunun cevabını mevcut endüstriyel sistemde medyanın “insan” ile kurduğu ilişkide arayabiliriz.

Medyanın topluma hizmet misyonu geri planda kalalı çok oluyor maalesef. Geleneksel medyanın reyting üzerinden, yeni medyanın takipçi ve tık sayısı üzerinden insanı araçsallaştırdığı yadsınamaz bir gerçek. Bu araçsallaştırmanın uç bir örneğini hepimiz biliyoruz… Açlıktan ölmek üzere bir çocuğun fotoğrafını çekmekle ona yardım etmek arasında kaldığında deklanşöre basan medya çalışanı, o çocuğu hayatı pahasına malzeme kılıyor. Buna ister profesyonellik, ister mesleki deformasyon diyelim, aslında bu ruhunu kaybetmekten başka bir şey değil… Bu uç örnek aslında reality show’larda tüketilen mağdur profillerinde, gelin evlerinde, nimet algısı ve sofra kültürünün yerle bir edildiği yemek programlarında veya aile yapısının hiçe sayıldığı çarpık dizi senaryolarında çok da farklı değil…

Öte yandan günümüzdeki en “değerli” meta,  bir “kitle” halinde reklam verenlere satılan insan… Bu tartışmalı “değer”, insanın da medyayı ve medya çalışanlarını kullanmasıyla neticeleniyor. Kitle, “bana içerik üret” diyor medyaya… Beni eğlendir diyor mesela… Hızla tüketiyor, daha fazlasını, daha ilgi çekici olanını talep ediyor.

 “Kitle bunu istiyor”, “bu reyting getiriyor” deyince de, ekranlarda her şey mubah hale geliyor. Etik kuralların bile etrafını dolanacak bir yol bulunuyor. Hele de söz konusu internet ortamıysa, sınır tanınmıyor.

Aslında iki taraf yani medya ve izleyici, birbiri üzerinden duyarsızlığını meşrulaştırıyor. Belki de bu sebeple medya yayınları daha "nefsani" bir hale bürünüyor. Bir yanda dizi, film ve muzik kliplerinde pornografiyle yarışacak noktaya gelen  müstehcenlik, takdire şayan bir cüretkarlık (!) olarak nitelendirilirken, diğer tarafta instagramda, oturma odalarında çekilen bu cüretkarlıkla yarışacak tik tok videolarından geçilmiyor. Gelinen noktada medya büyük ölçüde toplumun inandığı ve kutsadığı hakikatlere meydan okuyan profillerin mecrası haline geliyor.

Peki, bu gidiş nereye? Bu gidişatı kim insani ve fıtri olan yöne döndürebilir? Kim duyarlı olmalı? Medya mı, izleyici mi? Her ikisi de mi? Bu sorular zihnimizin bir köşesinde dursun.

Her şeye rağmen medyanın haber, bilgi ve iletişim üzerinden merkeziliği de özellikle bu pandemi sürecinde daha çok anlaşılıyor. Gerçekten toplumun faydasına yapılan yayınlar bu noktada büyük önem ve değer taşıyor. Bizler de medyanın hayatlarımızda giderek daha önemli hale geldiği bu süreçte “duyarlılık” çağrısı yaparken, hali hazırda “duyarlı” yayınlarıyla topluma dokunan medya çalışanlarını alkışlıyor ve sizleri de alkışlamaya çağırıyoruz…

Güncelleme Tarihi: 21 Mart 2020, 22:30
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26