banner17

Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz

Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde dinleyicilere hitap eden konuşmacılar, “Dünyanın en güzel şehri olan İstanbul’da yaşıyoruz, bu şehrin kıymetini bilmeliyiz.” dediler.

Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyoruz

Her hafta Cağaloğlu’ndaki Yeni Dünya Vakfı Genel Merkezi’nde düzenlenen Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde konu bu sefer “Şehirler ve Şehrengizler”di. Katılımın yoğun olduğu toplantıda konuşmacılar, şehirleri ve şehrengizleri anlattılar. Toplantının açış konuşmasını yapan Mehmet Nuri Yardım, şehir kültürünün ve şehirde yaşama şuurunun oluşmaya başladığını belirterek, “Ömürlerini bu konuya hasreden iki değerli konuşmacımız var. Dr. Kâmil Uğurlu ve Mehmet Kâmil Berse. Yazıları ve eserleriyle topluma şehirlerde yaşamanın ne anlama geldiğini yıllardan beri anlatıyorlar. Her iki büyüğümüz ömürlerini medeniyetimizin nişanesi ve merkezi olan şehirlerimize hayatlarını adamışlar, bu sahada çok kıymetli eserler vücuda getirmişlerdir. Gerek yazılarında, gerek kitaplarında, gerekse sohbetlerinde bu şuuru hep ayakta tutmaya çalışmışlardır. Onlara çok şeyler borçluyuz.” dedi.

“İstanbul’a borcumuz var”

Bir şehirde yaşamanın mutlaka bir bedeli olacağını belirterek konuşmasına başlayan Şehir ve Kütür Dergisinin Genel Yayın Yönetmeni ve Dersaadet Platformu Derneği Başkanı Mehmet Kâmil Berse, şöyle devam etti:

“Dünyanın en güzel şehri İstanbul’da yaşıyoruz. Bu güzel şehrin de tam merkezinde, Suriçi’de, Bâbıâli’deyiz. Bizi bu şehir yetiştirdi, eğitti. Bu şehre borcumuz var. Dersaadet Platformu’nu bu güzel şehre sahip çıkmak için kurduk. Kimimiz mimar, yazar, gazeteci ve sanatkârdır. Bu faaliyetlere devam ediyoruz. Meselâ geçmişte Kırım’a gittik, ama şimdi ne yazık ki gidemiyoruz. Dersaadet önemlidir, değerlidir. Mazlum insanlar saadeti bulmak için, huzuru bulmak için Dersaadet’e, yani İstanbul’a gelmişler, geliyorlar. İstanbul’un fethinden itibaren bu şehir azizdir, mübarektir. Osmanlı’nın geçmişte hüküm sürdüğü topraklarda bugün 50’ye yakın ülke doğmuştur.”

“Şehrengiz kelimesini çok sevdim”

Mehmet Kâmil Berse konuşmasının ilerleyen bölümünde şunları söyledi: “Şehrengiz kelimesini çok sevdim. ‘İstanbul Şehrengizi’ hakkında konuşmalar yapıyorum. Bu konuşmalar ve yazılar, üç cildi buldu. Şehrengiz şehri karıştıran manasına gelen bir kelimedir. 1502 yılında ilk şehrengizi Mesih ve Zatî yazmışlardır. Bu eserler, bizdeki şehrengizlerdir. Manzum eserler olup Mesnevi tarzındadır. Mesneviler çok sevilen eserlerdir. Araştırmacılara göre, yazılan bütün şehrengizler o dönemin sultanına, padişahına sunulmuş ve hediyeleri de alınmıştır. 68 civarında bilinen şehrengiz vardır.”

Cumhuriyet devrinde de şehrengizler yazıldığına dikkat çeken Berse, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eseri de kendi tarzında bir şehrengizdir. Geçmişte şehrengiz yazılacağı zaman bahsedilen şehirlerin mutlaka başkentlik yapma şartı aranırdı. Şehrengiz bir nazım türü değildir, Mesnevi bir nazım türüdür. Eskiden müellifler ‘sebeb-i telif’ olarak eserin başına bir yazı yazarlar, kitabı niçin telif ettiklerini açıklarlardı. Şehrengizler başta Mesnevi tarzındaydı. Zamanla tarzı değişmiş ve türkü hâline getirilmiştir. Bugün ise daha ziyade nesir olarak kaleme alınıyor.”

Mehmet Kâmil Berse, muhtelif yerlerde yaptığı ‘şehrengiz’ konuşmalarında şu tarzı benimsediğini açıkladı: “Bir konuşma yapacağım zaman bir ay boyunca hazırlık yapıyorum. Bir şehrengiz konuşması için 30-40 sayfa kitabı okuduğum, internetten 300-400 sayfalık metinleri indirdiğim oluyor. Bu konuşmalar, bazen hüzünlü, bazen sevinçli oluyor. Meraklıların ve müdavimlerin, konuşmacıya inanması ve güven duyması lâzım. Gençlerimize şiirler ezberletmeliyiz. Bilhassa İstanbul sevgisini anlatan şiirleri.”

Vefat edenlere özel cenaze merasimi

Konya, Karaman, Eskişehir ve Kahramanmaraş Şehrengizlerini kaleme alan ve bu yolda yeni eserler hazırlayan, şair ve yazar Dr. Kâmil Uğurlu, yaşadığı ilginç hatıraları dinleyicilerle paylaştı. Geçmişte Eskişehir’de Devlet Demiryolları’nda çalışan bir kişinin vefat etmesi hâlinde onun için özel bir cenaze töreni düzenlendiğine dikkat çeken Uğurlu, “Merhum, özel beyaz vagonlar ve özel döşenmiş raylarla mezara kadar götürülür, duası yapılır, ondan sonra defnedilirdi. Bu bir vefa ve kadirbilirliktir.” dedi. Uğurlu, diğer şehirlerde de hayretle karşılaştığı bazı hadiseleri paylaştı.

Şehir monografileri ile Şehrengiz’ler arasındaki farkı anlatan Dr. Kâmil Uğurlu, “Şehir monografileri ayrı, şehrengizler farklıdır. Şehir monografileri daha ziyade şehrin nüfusu, coğrafi konumu ve tarihi hakkında yazılıyor. Hâlbuki, o şehrin masalları, efsaneleri, türküleri, meşhur şahsiyetleri anlatılmalıdır. Bir şehrengizi yazarken eşimle oraya gidiyoruz. Konuyla alakalı olarak daha önce yazılmış yazıları veya eserleri topluyor, okuyoruz. Kitaplardan, kaynaklardan sonra mutlaka esnafı ziyaret ediyoruz. Bir bakıma sözlü tarih çalışması. Bir esnaf size beş ayrı ezanın niçin farklı makamlarda okunduğunu anlatır. Şehrin sırlarını kulağınıza fısıldar. Ondan sonra oturup o şehrin şehrengizini yazmaya çalışıyoruz.”

Yaklaşık 2,5 saat boyunca büyük bir ilgi ile takip edilen toplantıda konuşmacıların ardından Ziya Karatekin, Harun Yöndem, Fethi Murat Doğan, Mustafa Topaloğlu, Mahmut Haldun Sönmezer, Sedat Yılmaz, Mustafa K. Topaloğlu, Oğuz Çetinoğlu ve Muhsin Karabay da dinleyicilere sorular yönelttiler ve bilgileriyle katkılarda bulundular. Dr.  Kâmil Uğurlu, toplantının sonunda dinleyicilere kitaplarını imzaladı. Ayrıca katılımcılara Şehir ve Kültür dergisi armağan edildi. Çekilen hatıra fotoğraflarının ardından toplantı sona erdi.

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 13:44
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20