Dünyabizim okurlarına çağrı: Okuyalım, yazalım ve paylaşalım!

Dünyabizim sitesi olarak içinde bulunduğumuz zor günlerde takipçilerimizi okumaya, yazmaya ve bizimle paylaşmaya davet ediyoruz. Evde kalalım. Bu süreci daha anlamlı kılabilmek için okuyalım, yazalım ve paylaşalım.

Dünyabizim okurlarına çağrı: Okuyalım, yazalım ve paylaşalım!

Küresel bir pandemiyle karşı karşıyayız. Covid-19 salgını sebebiyle insanlık zor günler yaşıyor. Uzmanlar 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük kriz olarak değerlendiriyor içinde bulunduğumuz süreci. Salgın dünya genelinde eğitimden sosyal ilişkilere, ekonomiden sağlığa her türlü düzeni sarstı, günlük alışkanlıkları alt üst etti.

Şu an için virüsten korunmak ve hastalanmamak tüm insanlığın yaşadığı ortak bir endişe. Ama sıkıntılar bununla sınırlı değil. Kapanan şirketler yüzünden işsiz kalan, ücretsiz izne ayrılan veya daha az maaşla çalışmak zorunda kalan insanlar var. Bu durum büyük bir kitleyi hastalık yanında ekonomik krizle de baş etmek zorunda bırakıyor. Başta sağlık sektörü olmak üzere, kamu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalışmaya devam edenler var. Ve onlar için hayat daha da zor.

Hastalığa verdiğimiz kurbanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Her akşam Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar endişelerimizi perçinliyor. Yakınlarımızı, sevdiklerimizi kaybediyoruz. Babalar, anneler, akrabalar, dostlar yitiriliyor. Tüm bunlar karşısında elimiz kolumuz bağlı. Bilim aciz. Tıp yetersiz.

Kapitalist sistemin bizden aldıkları

Hastalık, ölüm, çaresizlik, korku, endişe, gelecek kaygısı… İçinde bulunduğumuz ruh halini özetleyen kelimeler bunlar. Böyle bir kriz sürecinde sağlığımızı koruyabilmek için yapılan uyarılara harfiyen uymak, temizliğe dikkat ederek evlerimize çekilmek zorundayız. Bu artık hepimiz için insani bir vazifedir. Bu zorlu günlerin üstesinden gelebilmek için psikolojik vaziyetimiz de kritik bir önem taşıyor. Artık hepimiz biliyoruz ki psikolojik olarak zayıf olduğumuzda biyolojik sistemimiz hastalıklara karşı daha savunmasız oluyor. Peki, ne yapalım?

Bu sorunun cevabını bireysel ilgilerimiz, meraklarımız belirleyecek elbette. Her kriz dönemi kendince fırsatlar da sunar. Ve pandemi sürecinin kapitalist sistemin çarklarında koşuşturmak, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışan insanlara sunduğu en büyük fırsat, durmak. Bu hepimizin neredeyse unuttuğu bir eylemdi. Evet, durmak da bir eylemdir. Durmadan ayrıntıları göremeyiz, derinlikli düşünemeyiz ve iç dünyamıza eğilemeyiz.

Bizim için bir başka fırsat yoğun çalışma hayatı, uzun mesailer sebebiyle bir otel -ve acı ama- barınak olarak kullandığımız binaları gerçekten eve dönüştürmek... Evde keyfimizce vakit geçirmek, dinlenmek için tatilleri dört gözle beklemiyor muyduk?

Yaşadığımız modern köleliğin ödettiği bedellerden biri de ailemize, akrabalarımıza ve sevdiklerimize vakit ayıramamaktı. Günlük koşturmaca içinde paylaşımlar sınırlıydı. Kapitalist sistemin sömürdüğü sadece emeğimiz değil. Sadece biz değiliz. Sistem ev hayatımızdan, aile bağlarımızdan, çocuklarımızın geleceğinden, dostluklarımızdan bir şeyler çalıyor. Yaşadığımız günler bunları telafi etmek için biçilmiş kaftan. Ayrıca ihmal ettiğimiz akrabalar ve dostlarla bağları yeniden güçlendirebiliriz. Ziyaret edemeyiz, karşılıklı oturup sohbet etmek de mümkün değil. Ancak teknoloji sayesinde sesli veya görüntülü sohbet etme dertleşme imkanımız var.

Hani öğrenmek istediğimiz el sanatları vardı? Okuyamadığınız kitaplar… İzleyemediğimiz filmler… Kaçırdığımız belgeseller… Merak ettiğiniz kişiler, konular, yerler… Şimdi hepsini yapabiliriz. İnternet büyük bir imkan.

Okumak ve yazmak bizi güçlendirir

Bu zorlu süreçte bizi diri tutacak önemli eylemlerden biri de okumak ve yazmak. Dünyabizim sitesinin takipçilerinin -farklı derecelerde olmakla birlikte- okuyan bir camia olduğu; bilgiye, kültür ve sanata ilgi duydukları da bir gerçek. Bu süreçte takipçilerimize –özellikle şimdiye kadar kaleme veya klavyeye uzak duranlara- ayrıca yazmayı da salık veriyoruz.

Nüfusumuzun büyük çoğunluğu okur-yazar olsa da “yazmak” daha çok bu işi meslek edinenlere mahsus bir eylem olarak algılanıyor. Hepimiz yazar olmak zorunda değiliz elbette. Ancak yazmak kendimizi ifade etmenin en etkileyici yollarından biri ve uzmanların yaptığı araştırmalara göre envaı çeşit faydası mevcut.

Yazı yazmak bize ne kazandırır?

Öncelikle psikolog ve psikiyatristlerin yazmanın insan psikolojisini olumlu yönde etkilediğine dair yığınlarca makalesi var. Ruhen güçlenmek, rahatlamak için iyi bir yöntem olduğu kadar depresyon süreçlerinde mükemmel bir terapi… İçinde bulunduğumuz travmatik süreçte buna kimin ihtiyacı yok ki?

Araştırmalara göre yazmak beynin fonksiyonlarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Depomin salgılanmasına yardım ediyor Bu sebeple pek çok hastalıkta ek bir tedavi yöntemi olarak kullanılmış. Astım hastalarının bu sayede krizlerinin azaldığı biliniyor. Mesela disleksi tedavisinde çok iyi sonuçlar verdiğini okuyoruz.

Bunların yanında serotonin hormonunun salgılanmasını artırdığı için mutluluk sebebi yazmak… Odaklanma sorunu yaşayanlara da tavsiye edilen bir çözüm. Sağlıklı bir iletişim için mükemmel bir araç. Kendimizi daha iyi ifade etme imkanı sunuyor. Dağınık haldeki düşüncelerimizi düzenliyor ve daha iyi kararlar vermeye yardım ediyor. Anılarımızı, yani geçmişteki “bizi” unutulmaktan kurtarıyor.

Bunlardan çok daha önemlisi yazmak kendimize ve hayata karşı bir farkındalık oluşmasına imkân tanıyor. Bilincimizi berraklaştırıyor. Daha ne olsun?

Ne yazalım? Nasıl yazalım?

Bu soruların cevaplarını şüphesiz şahsi ilgilerimiz, meraklarımız, dertlerimiz, ihtiyaçlarımız belirleyecek. Sıra dışı bir süreçten geçiyoruz ki yaşadığımız kriz ekonomik, sosyal, siyasi ve psikolojik olarak toplumlarda derin izler bırakacak ve değişimlere yol açacak. Bu süreçte tutacağımız günlükler krizin farklı coğrafyalar, kültürler, çevreler ve evlerde yaşayan insanların hayatlarına ve iç dünyalarına dair ayrıntılara ışık tutacaktır.

İlerde çocuklarımızın mutlaka bilmelerini istediğimiz düşüncelerimizi, hatıralarımızı hatta pişmanlıklarımızı yazalım. Onlara hikayeler, masallar yazalım.

Dostlarımıza, arkadaşlarımıza mektuplar yazalım. Postayla göndermek zorunda değiliz. Mail de olur, başka mecralar da.

Hepimiz için takdir edilmiş bir kader var. “Her nefis ölümü tadacaktır” buyuruyor yüce kitabımız. Pandemi sürecinde kimleri arkada bırakacağımızı bilmiyoruz. Hastalığın kurbanlarından biri olmayacağımıza dair bir garantimiz de yok. Belki geçmişimizi gözden geçirip bir vasiyet hazırlamak hayatın anlamına, yaşama ve ölüme, ana ve geçmişe dair farkındalığımızı artırabilir ya da maneviyatımızı tazelemeye vesile olabilir.

İncittiğimiz gönülleri almak için yazalım. Tefekkür etmek için, dua etmek için yazalım.

Siz yazın biz paylaşalım

Dünyabizim sitesi olarak bu süreçte takipçilerimizi okumaya, yazmaya ve bizimle paylaşmaya davet ediyoruz. Okuduğunuz kitaplar üzerine yaptığınız değerlendirmeleri, kitap tahlilleri veya analizleri bizimle paylaşabilirsiniz. Yine izlediğiniz filmler, diziler ve belgesellerle ilgili değerlendirmeler kaleme alabilirsiniz. Gezi yazıları, etkilendiğiniz önemsediğiniz yazar, düşünür veya sanatçılara dair portreler paylaşabilirsiniz. Bu tür yazılarınızı sitemizin “yayın ilkeleri” doğrultusunda değerlendirerek uygun olanlarını yayınlayabiliriz.

Ya da sadece dertleşmek, halleşmek ve kendi tecrübelerinizi paylaşmak da isteyebilirsiniz. Bu tür paylaşımlarınızı da okurlarımızdan gelenlere yer verdiğimiz köşemizde paylaşabiliriz.

Sağlıcakla kalın.

Mail adreslerimiz:

[email protected]

[email protected]

Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2020, 11:29
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mirza
Mirza - 3 hafta Önce

Okumaya ve yazmaya çağrı.. En kutsal en değerli iki eylemdir okumak ve yazmak. Ne güzel bir çağrı. Dünyabizim her zaman her yerde olmalı. Teşekkürler..

banner19

banner13

banner26