Çocukların zihnine pranga vurulmasın!

Özgür-Der’in çağrısıyla çocuklara okutulan ant ve başörtüsü yasağının son bulmasını isteyen Müslümanlar, eylem yaptılar.

Çocukların zihnine pranga vurulmasın!

Özgür-Der’in çağrısıyla toplanan ve ilköğretimde çocuklara okutulan ant ve başörtüsü yasağının son bulmasını isteyen Müslümanlar, anadilde eğitime de özgürlük talebinde bulundu. Eylemde, bu taleplerin dile getirildiği bir basın açıklaması okundu.

8 Eylül Cumartesi günü saat 14.00’da Fatih Saraçhane Parkı’nda yapılan eylemde, Özgür-Der Genel Başkan Yardımcısı Kenan Alpay yaptığı konuşmada yasak ve dayatmaların İslami kimlikle çeliştiğine dikkat çekti. Yasakların hukuksuz ve çarpık olduğunu belirten Kenan Alpay, Müslümanların dikkate alacağı tek unsurun Allah’ın rızası olduğunu vurguladı. Çocukların ilkokula adım atar atmaz andımız dayatması ile karşı karşıya kaldığını ifade eden Alpay, andımızın Türklük şuuru kazandırmaya ve bu şuur üzerinden diğer insanlara karşı bir düşmanlık oluşturmaya yönelik Mustafa Kemal’in kadroları tarafından oluşturulduğunu söyledi. “Biz bu anda karşı çıkıyoruz çünkü bu ‘ant’ ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene!’ diyor. Fakat biz Türk, Laz, Çerkez, İngiliz vs. olmakla erinme ya da övünme duygusu yaşanmayacağına inanıyoruz.” diyen Alpay ayrıca ‘Varlığım Türk varlığına armağan olsun’ ifadesinin de Müslümanlar açısından yanlış bir ifade olduğunu ve Müslümanın varlığına ancak Allah’ın rızasına armağan edebileceğini belirtti. Ayrıca yine andımız geçen ‘açtığın yolda, gösterdiğin hedefe’ ibaresinin de yersiz olduğunu, Müslüman’ın ancak Hz. Muhammed, Hz. Musa, Hz. İbrahim, Hz. Adem gibi Resullerin açtığı yoldan ilerleyebileceğini vurguladı.

Bugüne kadar 8 yıl boyunca okutulan andın 4 yıla indirilmesinin olumlu olduğunu fakat tüm kademelerde bu uygulamanın kaldırılması gerektiğini kaydetti. Alpay andımız ile birlikte eğitim alanında başörtüsü sorununu dile getirdi. Başörtü ile ilgili yasal bir düzenleme yerine defacto işlemlerin yapıldığını ifade eden Alpay, başörtünün bir hak olduğunu ve bu hakkın ayrımsız, şartsız her alanda serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Alpay ayrıca başörtüsünün sadece Kur’an dersinde serbest bırakılıp diğer derslerde yasak olmasının, çocukları kişiliksiz olmaya iteceğinin altınıçizdi. Alpay, darbecilerin Silivri’de ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılandığı bir ülkede başörtü yasağına hukuki bir kılıf bulmanın da anlamsız olduğunu sözlerine ekledi.

Alpay, anadilde eğitim hakkı konusunda da Kürtçe seçmeli dersinin olumlu bir adım olduğunu ifade etti fakat bu adımın anadilde eğitim hakkı konusunda atılan bir adım olmadığı takdirde bir anlam ifade etmediğini vurguladı. Alpay, konuşmasının sonunda, başta başörtüsü yasağı ve andımız dayatması olmak üzere, eğitim alanında yaşanan tüm zorbalıkların son bulmasını talep ettiğini açıkladı.

Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Zuhal Özyurt’un okuduğu ve aşağıda tam metni bulunan basın açıklamasında 28 Şubat kalıntısı kesintisiz eğitimin sona erdirilmesi, milli güvenlik dersinin kaldırılması, resmi törenlerin kısıtlanması gibi uygulamaların öğrenciler üzerindeki dayatmaların hafiflemesine atıfta bulunulurken ilkokul 1-4 sınıflarına okutulan ırkçı‘andımız’’ dayatmasın kaldırılması ve başörtüsünün bütün okul ve kademelerde serbest olması talebinde bulundu. Açıklamada ayrıca Kürtçenin seçmeli hale getirilmesi olumlu olduğu fakat anadilde eğitim hakkının bir an önce yasal düzenlemeyle kesinleşmesi istendi. Açıklamanın sonunda insan olmanın getirdiği tüm hak ve hürriyetlerin ayrımsız iade edilmesi gerektiği vurgulandı.

Basın Açıklaması Metni:

Ant Dayatması ve Başörtüsü Yasağına Her Kademede Son Verilsin!

8 Eylül 2012

Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha eski sorunların, köhnemiş resmi ideolojik dayatmaların gölgesi altında açılıyor. İnsan ve toplum iradesinin üzerine düşen bu koyu gölgenin yol açtığı sıkıntıların azaltılması adına bazı adımların atıldığı muhakkak. 28 Şubat darbe sürecinin kesintisiz eğitim dayatmasına son verilerek kademeli ve seçmeli eğitim programına geçilmesi, okulları kışlalaştıran Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması ve resmi törenlerin en azından stadyumlar boyutuyla iptal edilmiş olması öğrencilerin üzerindeki resmi ideolojik dayatmaların bir kısmının tasfiye edilmesi açısından şüphesiz olumlu gelişmelerdir.

Bu olumluluklarla birlikte devam eden ırkçı-militarist uygulamaların hiçbir izahının olmadığının altını çizmek istiyoruz. “Andımız” isimli ırkçı-inkârcı metni ilk dört yıl boyunca okumaya bütün çocukları mecbur tutmanın ne anlamı ve faydası var? Hiçbir insani ve ahlaki, pedagojik ve bilimsel anlam ve faydayı ihtiva etmeyen ant törenini zorunlu tutmak çocuklarımızı totemist ve Türkçü şartlanmaya mahkûm etmektir. 6-10 yaş arası çocuklarımızın üzerine boca edilmesi kanunen zorunlu kılınan bu sapkın ve düşmanlaştırıcı andın hemen kaldırılması gerekir. Bir taraftan ırkçı, ulusalcı çetelerin sebep olduğu belalarla uğraşırken diğer taraftan bütün okullarda ırkçı, ulusalcı mantığı yaygınlaştıran müfredat ve pratikleri mecbur tutmaya devam etmek Hükümet açısından izah edilemez bir çelişkidir.

Öte yandan başörtüsünü eğitim-öğretim kurumlarının kronik bir sorunu olarak algılayıp insanlık dışı ve utanç verici bu yasakla seferberlik halinin sürdürülmesine de acilen son verilmelidir. Öğrenci ve öğretmen ayrımı yapmaksızın, sadece İHL’lerde değil, tüm eğitim kurumlarında başörtüsüne sınırsız, şartsız özgürlük tanınmalıdır. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in Kur’an-ı Kerim dersinde başörtüsüne müsamaha gösterilerek diğer derslerde hukukun gereğinin yapılacağını hatırlatmasının kabul edilebilir hiçbir yönü yoktur.

Sayın Bakan hangi hukuktan bahsediyor acaba? 12 Eylül hukukundan mı, 28 Şubat hukukundan mı? Yoksa her ikisine birden kaynaklık eden resmi ideoloji ve askerî vesayet hukukundan mı? Sayın Bakanı bilemeyiz ama en temel hakları ve ahlaki öğretileri ayaklar altına alan böyle bir hukukun meşruiyetine inanmıyoruz. Dolayısıyla da toplum nezdinde meşruiyeti olmayan, kendisine ancak bürokratik oligarşinin dayatmalarıyla iktidar alanı açabilen bir garabet hukukuna öğrencilerin ve toplumun itaate davet edilmesi derin çelişkinin katmerleşmesinden başkaca bir anlama gelmez. Başörtüsü sadece Kur’an derslerinde veya imam hatiplerde değil, tüm okullarda ve tüm kademelerde öğretmen-öğrenci ayrımı yapılmaksızın serbest olmalıdır.

Kürtçenin seçmeli ders olarak müfredatta yer bulabilmesi de yaşanan acı ve sıkıntı dolu süreç göz önünde bulundurulunca önemli ve olumlu bir adımdır. Lakin bu adım ancak anadilde eğitim hakkının tanınması yolunda atılan bir adım olduğu oranda daha anlamlı ve değerli olacaktır.

12 yıla tamamlamak üzere 4+4+4şeklinde kademelendirilen eğitim öğretimin resmi ideolojik dayatmalardan arındırılmaksızın ve toplumsal talepleri dikkate almaksızın kanunen zorunlu tutulması yanlışta ısrardır. Çocukları devletin malı, kamusal iradenin kurbanı,resmi ideolojinin potansiyel militanı gören bu çarpık mantık terk edilmelidir. Eğitim öğretim sorunu kalabalık sınıflar, servis sorunu, öğretmen ve idarecilerin özlük haklarından ibaret bir sorun değildir.

Birey ve toplumun iradesini hiçe sayan, birey ve toplumu devlet karşısında değersiz ve edilgen varlıklar olarak karikatürize eden resmi ideoloji tabusu yıkılmalıdır. İnsanı, Allah’ın yarattığı irade sahibi onurlu bir varlık olarak kabul eden ve İslam’ın can, nesil, akıl, mal, din haklarına riayet eden bir hukuki düzenleme talep ediyoruz. Başörtüsüne, İslami kimlik ve ibadet hakkına, Allah’ın lütfettiği lisanla öğretim görmeye engel olan tüm düzenlemelerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Anaların hür doğurduğu insanların ne ellerine-ayaklarına ne de zihinlerine prangalar vurulması kabul edilebilir. İnsan olmaktan doğan bütün hak ve özgürlükleri dinî, etnik ve mezhebî herhangi bir ayrım yapmaksızın bütün insanlar adına talep ediyoruz.

Özgür-Der

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2012, 00:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13