Arter Ekim'de 7 sergiye ev sahipliği yapacak

Geçtiğimiz ay Dolapdere’deki yeni binasının kapılarını açan Arter, açılış programı kapsamında yer alan toplam yedi sergide, 81 sanatçının 158 eserine ev sahipliği yapıyor.

Arter Ekim'de 7 sergiye ev sahipliği yapacak

Herkes için erişilebilir bir kültür ve yaşam platformu olmayı hedefleyen Arter Ekim ayında ayrıca Performans Programı kapsamında Noé Soulier’nin Performing Art başlıklı performans koreografisini; Etkinlikler Programı kapsamında Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler serisi konserlerinin ilkini ve farklı müzik türlerini bir araya getiren performansları sanatseverlere sunacak. Arter’in Film Programı da Ekim ayında başlayacak.

Arter, yeni binasında tüm sanat disiplinlerinin yenilikçi örneklerine ve nitelikli yorumlarına yer verecek bir etkinlik programı başlatıyor. Etkinlik programı kapsamında Arter’de sahne sanatları, çağdaş ve elektronik müzik, film, performans sanatı ve dijital sanatlar gibi pek çok disiplinden örnekler sunulacak.

Güher ve Süher Pekinel’in vizyonu ve öncülüğünde, Tüpraş’ın katkılarıyla 2010 yılında hayata geçirilen ve Türkiye’den sıra dışı yeteneklere sahip genç müzisyenleri dünya sahnelerine takdim eden “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” kapsamında yer almış ve bugünün uluslararası platformda aranan solistleri haline gelmiş müzisyenler de Arter’de izleyicilerle buluşacak. Türkiye’de klasik müziğin gelişmesi ve yurt dışına açılması konusunda önemli katkıları olan bu projenin yetiştirdiği isimler, klasik müzik severler için kaçırılmayacak bir seri oluşturacaklar. Ekim ayında “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” kapsamındaki ilk konserde, Türk asıllı besteci ve piyanist Maximilian Cem Haberstock ve ödüllü kemancı Naz İrem Türkmen yer alacaklar. Konser, 17 Ekim Perşembe akşamı 20:30’da Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin en yetenekli caz solistlerinden Elif Çağlar, Elif Çağlar Quartet ile piyanoda Çağrı Sertel, kontrbasta Volkan Hürsever ve davulda Ediz Hafızoğlu ile kendi bestelerini 18 Ekim Cuma akşamı Arter’de sahneye taşıyacak. Ayarlanabilir mikrotonal gitarın mucidi, besteci ve akademisyen Tolgahan Çoğulu ile çift saplı bağlama icracısı Sinan Ayyıldız ise 19 Ekim Cumartesi akşamı gerçekleşecek konserlerinde klasik Türk müziğini modern tınılarla yorumlayacaklar. Arter etkinlik programı dahilinde düzenlenen her iki konser de, saat 21:00’da Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek.

Arter etkinlik programı; Eylül 2019–Mayıs 2020 tarihleri arasında bir performans sanatı seçkisi de sunuyor. Selen Ansen’in küratörlüğünü üstlendiği bu performans programı, Kutlama, Katılma ve Tınlama başlıklarını taşıyan, birbiriyle ilişkili ve ardışık üç bölümden oluşuyor. Gerek salonların sunduğu imkânlardan faydalanan gerekse müşterek alanlara müdahaleleri içeren bu performansların bazıları, ziyaretçileri sürece dahil eder nitelikte.

Eylül ayında başlayan ilk bölüm, Kutlama, ekim ayında Fransız koreograf ve dansçı Noé Soulier’nin Performing Art isimli gösterisiyle devam edecek. Soulier, sahnelenmek üzere tasarlanan ve deneysel bir sergi niteliği taşıyan performans koreografisi Performing Art’ın yeni bir versiyonunu 12 Ekim Cumartesi ve 13 Ekim Pazar günleri 15.00’te ve 18.30’da Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda sergileyecek. Teknik eylemler ve sahne için kurgulanmış jestler ile sanat yapıtlarını iç içe geçiren Performing Art’ın bu yeni versiyonu, Arter Koleksiyonu’ndan bir eser seçkisini harekete dayanarak yeniden ele alan bir koreografiyle, profesyonel sergi kurucuları tarafından icra edilecek. 13 Ekim Pazar günü iki gösterim arasında, saat 16.30’da B1 Atölye’de sanatçı Noé Soulier ile bir de söyleşi gerçekleştirilecek.

EKİM’DE DEVAM EDEN SERGİLER

Bir Vehbi Koç Vakfı (VKV) kuruluşu olan Arter’in açılış programında toplam yedi sergi yer alıyor. Saat Kaç? başlıklı grup sergisi, bellek, zaman ve mekân kavramları etrafında şekilleniyor. Emre Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan sergide 34 sanatçının 44 eseri yer alıyor. Yine Arter Koleksiyonu’ndan Selen Ansen küratörlüğünde oluşturulan Kelimeler Pek Gereksiz başlıklı grup sergisinde, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden 42 sanatçının 52 eseri sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, sanatsal ve yaşamsal süreçler arasında köprü kurarak jest, kalıntı ve iz temaları etrafında kurgulanıyor. Küratörlüğünü Başak Doğa Temür’ün üstlendiği Altan Gürman retrospektif sergisi, 1976 yılında hayatını kaybeden sanatçının 11 yıllık üretimini bir araya getiriyor. Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan sergide, 39 yapıtın yanı sıra sanatçının arşivinden seçilen eskiz, fotoğraf, ders notu, nesne ve dokümanlar da yer alıyor. Ayşe Erkmen’in Beyazımtırak sergisi, sanatçının 1970’lerden bu yana gerçekleştirdiği sanatsal üretim içinden retrospektif bir anlayışla seçilenlerle birlikte, bu sergi için özel olarak tasarlayıp ürettiği yeni işleri bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Emre Baykal’ın yaptığı sergi, Erkmen’in Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olma niteliği taşıyor. Rosa Barba’nın Gizli Konferans başlıklı kişisel sergisi, sanatçının 2010-2015 yılları arasında Berlin, Roma ve Londra’daki müzelerin eser depolarında çektiği ve Arter Koleksiyonu’nda bulunan üç filminden oluşuyor. İnci Furni’nin, 2014’ten itibaren süregelen Vol. sergilerinin bir devamı niteliğindeki Bir An İçin Durdu başlıklı kişisel sergisi, sanatçının bu sergi için ürettiği yeni işlerini, Eda Berkmen’in küratörlüğünde sanatseverlere sunuyor. Céleste Boursier-Mougenot’nun, Selen Ansen küratörlüğündeki offroad, v.2 başlıklı ses yerleştirmesi ise, dışarıdaki rüzgârın hızı ve yönüyle etkileşim içinde hareket eden üç adet kuyruklu piyanodan oluşuyor.

SAAT KAÇ?

Arter Koleksiyonu’ndan grup sergisi

Küratörler: Emre Baykal, Eda Berkmen

Galeri 3 ve 4

9 Şubat 2020’ye kadar

Sanatçılar: Mac Adams, Hüseyin Bahri Alptekin, Volkan Aslan, Marie Cool Fabio Balducci, Aslı Çavuşoğlu, Cengiz Çekil, Barış Doğrusöz, Cevdet Erek, Ayşe Erkmen, Harun Farocki, Hreinn Friðfinnsson, Bilge Friedlaender, Deniz Gül, Al Hansen, Mona Hatoum, Eric Hattan, Vlatka Horvat, Ahmet Doğu İpek, Alicja Kwade, Gülsün Karamustafa, Sinan Logie, Jonas Mekas, Füsun Onur, İz Öztat, Nam June Paik, Seza Paker, Sigmar Polke, Reiner Ruthenbeck, Michael Sailstorfer, Sarkis, Serge Spitzer, Hale Tenger, Nil Yalter

Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan Saat Kaç?, bellek, zaman ve mekân kavramları etrafında şekilleniyor. Sergi, 34 sanatçının 44 yapıtını bu kavramlar ve gündelik nesneler, ev, bireysel ve kolektif tarihler, içerisi ve dışarısı, kentsel ritimler, mimari, arkeoloji, sınırlar ve göç gibi temalarla kurdukları ilişkiler üzerinden ele alıyor ve farklı bağlamlar içinde ürettikleri anlamları, bir araya geldiklerinde nasıl işlediklerini araştırıyor. Saat Kaç?, kronolojik ve çizgisel bir anlatıdan ziyade, işlerin birbirleriyle ve içinde yer aldıkları yapıyla etkileşiminden doğan yeni anlamların, farklı ilişkilenme biçimlerinin izini sürüyor; binanın mimari özelliklerinden de yararlanarak iç ve dış, kamusal ve özel, geçmiş ve bugün, kurmaca ve gerçek arasındaki sınırları muğlaklaştıran zamansal ve mekânsal bir deneyim sunuyor.

KELİMELER PEK GEREKSİZ

Arter Koleksiyonu’ndan grup sergisi

Küratör: Selen Ansen

Galeri 0

8 Mart 2020’ye kadar

Sanatçılar: Gökçen Dilek Acay, Vito Acconci, Nevin Aladağ, Meriç Algün, Francis Alÿs, Mehtap Baydu, Yto Barrada, Joseph Beuys, Geta Brătescu, George Brecht, Elina Brotherus, Stanley Brouwn, Sophie Calle, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkáčová, Henning Christiansen, Elmas Deniz, Elisabetta Di Maggio, Osman Dinç, Didem Erk, Ceal Floyer, Leylâ Gediz, Ludwig Gosewitz, Rebecca Horn, Vlatka Horvat, Allan Kaprow, Ali Kazma, Milan Knížák, Daniel Knorr, Július Koller, Igor Kopystiansky, Alicja Kwade, Lene Adler Petersen, Sigmar Polke, Karin Sander, Sarkis, Roman Signer, Amikam Toren, Ken Unsworth, Franz Erhard Walther, Anne Wenzel, Akram Zaatari

Jest, kalıntı ve iz temaları etrafında kurgulanan Kelimeler Pek Gereksiz sergisi, Arter Koleksiyonu’nda yer alan sürece dayalı ve performansla bağlantılı eserleri bir araya getiriyor. Bu bağlamda sergi, bir sanat kurumunun barındırdığı ve muhafaza ettiği maddi olan veya olmayan şeyler üzerine düşünmeyi öneriyor. Sanat ve yaşam arasında köprü kuran eserler, izleyiciyi gündelik eylemler ile yaratıcı süreçlerin, şiirsel olan ile dünyevi olanın, tanıdık ile tekinsizin, tekrar eden ile biricik olanın yollarının kesiştiği bir alana adım atmaya davet ediyor.

Sergi, başlığını Depeche Mode'un 1990'lardaki hit parçası Enjoy the Silence’ın [Sessizliğin Tadını Çıkar] sözlerinden alıyor.

ALTAN GÜRMAN

Arter Koleksiyonu’ndan retrospektif sergi

Küratör: Başak Doğa Temür

Galeri 3

9 Şubat 2020’ye kadar

1976’da erken yaşta kaybettiğimiz Altan Gürman’ın (d.1935) 1965’ten ölümüne dek üretmiş olduğu yapıtlarının büyük bir bölümü ve arşivi, eşi Bilge Gürman tarafından yıllarca özenle bir arada tutulup korunduktan sonra, 2013 yılında, misyonlarından biri de Türkiye’de çağdaş sanat üretiminin belleğini tutmak olan Arter’in koleksiyonuna eklendi. Türkiye’de çağdaş sanatın öncülerinden ve yapıtaşlarından biri olarak ancak 2000’li yıllarda sanat tarihi yazımında yerini almaya başlayan sanatçının 11 yıllık üretimi, bu sergide arşivinden bir seçkiyle bir arada sunuluyor.

1960’ta İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Yüksek Resim Bölümü’nden mezun olan Gürman, 1963–1966 yılları arasında Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda resim ve özgün baskı konusunda yetkinleşir. 1967’de İDGSA’da asistan olarak göreve başlar ve 1971’de doçent olur. İDGSA’da tüm bölümlerin birinci yıl öğrencilerine ortak bir müfredat öneren ve 1969 yılında faaliyete geçen Temel Sanat Eğitimi Kürsüsü'nün kurucu kadrosunda yer alır ve 1974 yılında başkanı olur.

Gürman Paris’te bulunduğu yıllarda resim yapmanın başka yollarını araştırır, el alışkanlıklarını unutmak isteyerek resme yeniden başlar. Ona göre sanat daha az kutsal, yaşama daha yakın olmalıdır. Birkaç istisna dışında yapıtlarını imzalamayı tercih etmeyen Gürman, kabul görmüş ifade biçimlerini ve teknikleri sorgularken üretiminde o dönemde Türkiye’de alışılagelmiş malzemeleri tercih etmez. Yapıtlarını seriler halinde adlandırırken, hem kullandığı üretim tekniklerine hem de odaklandığı konulara işaret eder.

Gürman’ın bu sergide tümüne yer verilen serileri, Paris’te ürettiği 1965 tarihli İstatistik’le başlar. Botanik ve tarıma dair istatistik yayınlarındaki veri ve illüstrasyonlardan yola çıkan sanatçı, bu seride boya fırçasının yanı sıra yeni edindiği harf damgalarını da kullanır. Yine bu süreçte ürettiği ve 1974’te yeniden döneceği Tasarı serisinin ilk üç yapıtında ise Gürman’ın sanatsal pratiğinin neredeyse alfabesini oluşturan kamuflaj, ağaç, tepe, asker ve bulut formları ilk kez karşımıza çıkar. Bu seriyi izleyen Kompozisyon ve eskizlerini daha Paris’teyken çizdiği Montaj serilerine ise 1967’de, İstanbul’a döndükten sonra başlar. Gürman’ın yapıtına tehlikeli ve yasak bölgeleri işaretlemek için kullanılan kırmızı-beyaz şeritler, tank kaportasından ödünç alınmış gibi görünen endüstriyel yüzey dokuları, dikenli teller ve mavi gökyüzü bu iki seride eklenir. Akrilik, tuval, guvaş gibi malzemeler yerlerini endüstriyel selülozik boyaya, ahşaba, dikenli tellere ve kalın kartonlara bırakır. Kesip biçerek, oyup çıkararak, çakarak, boyayı sinek ilacı pompasıyla püskürterek çalışır. Akademik araştırma için bir yıllığına İtalya’ya gittiği 1972’den sonra sanatçının üretimine kolajlar da eklenir. Altan Gürman Arşivi’ndeki bazı eskizler ve Poligon, Asker gibi tamamlamaya fırsat bulamadığı yapıtlar, sanatçının son dönemlerinde üçboyutlu ve mekânsal çalışmalara doğru hazırlandığının ipuçlarını verirler.

AYŞE ERKMEN, BEYAZIMTIRAK

Küratör: Emre Baykal

Galeri 2

8 Mart 2020’ye kadar

Beyazımtırak, Ayşe Erkmen’in 1970’lerden bu yana kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü sanatsal üretim içinden retrospektif bir anlayışla bir araya getirilen işlerle birlikte, sanatçının bu sergi için özel olarak tasarlayıp ürettiği yeni işlere yer veriyor.  Sanatçının ikisi Arter Koleksiyonu’ndan olmak üzere toplam 16 yapıtını Arter’in ilk kez ziyarete açılan yeni binasıyla diyalog halinde yeniden hayata geçiren sergi, Erkmen’in üretim sürecinin kapsadığı düşünsel ve fiziksel jestler skalasına, kullandığı malzeme ve mecra çeşitliliğine, harekete geçirdiği duyulara, mekânsal ögeleri beklenmedik şekillerde ilişkilendirme yetisine, özellikle de mekân ve zaman kavramlarını yapıtının içine nasıl aldığına dair bir araştırma niteliği taşıyor.

Ayşe Erkmen, yapıtıyla yapıtın yer alacağı mekân, durum ve zaman arasında son derece güçlü ve karşılıklı bir aidiyet duygusu kurarak, yaptığı işle çalıştığı yeri her zaman birbirlerine ait kılar. Kimi zaman o yerden ödünç alınan bir şey (bir ölçü, bir form, bir motif, bir hikâye, bir imkân…) tekrar alındığı yere iade edilmiş gibidir. Beyazımtırak’taki yapıtlar da bugüne taşınırken mekânın yukarısına, aşağısına, hareket ederek, yerinde sayarak, tavandan sarkarak, yere yapışarak, mırıldanarak, gürültü yaparak, yansıyarak, asılarak, camlara dolanarak, dışarıdan bakarak, serginin içine yerleşiyor, hep birlikte mekâna dair bütünsel bir deneyim sunuyorlar. Ayşe Erkmen’in elli yıllık sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunmayı deneyen Beyazımtırak, sanatçının Türkiye’de bir kurumda düzenlenen ilk kişisel sergisi olma özelliği de taşıyor.

ROSA BARBA, GİZLİ KONFERANS

Arter Koleksiyonu’ndan kişisel sergi

Galeri 1

19 Ocak 2020’ye kadar

Gizli Konferans, Rosa Barba’nın çeşitli müze depolarında çektiği, üç bölümden oluşan bir film serisidir. Seri, Barba’nın 2010 yılında Küratörlü Bir Konferans: Bir Arşivdeki Kolektif Gücün Geleceği Üzerine başlıklı serginin küratörlüğü için davet alması üzerine giriştiği, kültürel depo alanlarını ve arşivlerini konu alan sorgulamanın bir devamı niteliğindedir. Barba bu sergide, Madrid’deki Museo Reina Sofía koleksiyonundan seçtiği, 1926 ile 2009 yılları arasında üretilmiş kırk üç yapıtı bir araya getirir.

Gizli Konferans serisi, Barba’nın Berlin’deki Neue Nationalgalerie’nin deposunda çektiği Gördüğümüz ve Görmediğimiz Şeylerin Süreksiz Tarihi Üzerine (2010) adlı filmle başlar. Kırık Bir Oyun (2012) adını taşıyan ikinci bölüm ise, Roma’daki Capitoline Müzeleri’nin arşivlerinde çekilir. Seri, Londra’da Tate Modern’in depolarında çekilen Şömine Rafı ve Çerçevesi Üzerine (2015) adlı üçüncü filmle son bulur. Üç film de müzelerin depo alanlarındaki yapıtların aralarında geçebilecek tartışmaları gündeme getirir. Farklı depo düzenlemelerine uygun olarak boyutları ve biçimlerine göre sınıflandırılmış ve depolanmış, farklı dönemlerden çeşitli sanatçılara ait bu yapıtlar, filmlerin her birinde anlatının başkahramanları olur ve mekânda bulunan üç ekrana aynı anda yansıtıldıklarında bir arada da varlık gösterir. Yapıtların aralarındaki görünmez bağlar ve sessizce bir arada bulunmaları, hareketli kameranın bilimsel ve kronolojik önermelerinin yanı sıra metin parçaları ve işitsel öğelerin montajı aracılığıyla canlılık kazanır. Barba, girişe yerleştirilen diyagramda bu gizli konferansın çoğu birbirinin çağdaşı olmayan katılımcıları arasında kurulabilecek olası bağlantılar ağını gösterir.

İNCİ FURNİ, Bir An İçin Durdu

Küratör: Eda Berkmen
Galeri -1

26 Ocak 2020’ye kadar

Bir An İçin Durdu, İnci Furni’nin sokakta gezerken karşılaştığı kişilerden esinle yarattığı karakterler, topladığı bazı nesneler, yaklaşık iki buçuk ayını geçirdiği bu galeride gerçekleştirdiği video performanslar ve onları mekânda bir arada ağırlamak için bulduğu doğaçlama yapısal çözümlerden oluşuyor. Sanatçının galeri mekânı için özel olarak ürettiği bu yerleştirme, 2014’ten bu yana sürdürdüğü Vol. sergilerinin bir devamı niteliğini taşıyor.

Furni yapıtlarında insanların nesnelerle, mekânlarla ve birbirleriyle ilişkilenme şekillerine odaklanıyor. Temsilin, hareketin, jestin ve dilin alışılagelen kullanımlarını sekteye uğratarak beklenmedik anlam ve bağların açığa çıkma olasılığını içinde barındıran anların izini sürüyor. Sanatçı aynı zamanda tesadüflerin ve değişen şartların etkisiyle süreç içinde şekillenen gündelik, hafif, geçici formlar kullanarak kurumsal gösterim biçimlerini ve değer mekanizmalarını tartışmaya açıyor.

CÉLESTE BOURSIER-MOUGENOT, offroad, v.2
Küratör: Selen Ansen
Karbon

15 Aralık 2019’a kadar

offroad, v.2, geçici olarak yerleştirildikleri fiziksel mekânın sınırları içinde, farklı hızlarda ve farklı yönlere doğru seyreden üç adet kuyruklu piyanodan oluşuyor. Dışarıdaki rüzgârın hareketine ve kendi aralarındaki etkileşime duyarlı bir elektro-mekanik sistem aracılığıyla hareket eden enstrümanlar, mimari mekânın sınırları dahilinde süreç içerisinde kendi dünyalarını yaratıyor. İzleyiciler, piyanoların alanına adım atarak veya platforma çıkıp piyanoların birbirlerine yaklaşıp uzaklaşırken kurdukları ve bozdukları bağları gözlemleyerek yapıtı görsel veya akustik yolla deneyimlemeye davet ediliyor.

Yayın Tarihi: 10 Eylül 2019 Salı 16:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26