Anadolu'yu İhya Eden Şiirlere Selam Olsun

Bilal Kemikli hocanın editör olarak, KETEBE Yayınları çatısı altında başlattığı “Türkçeyi Kuranlar” projesi, Ahmed Yesevî’den başlayarak Anadolu ruhunu inşa eden Yunus Emre, Eşrefoğlu Rumî, Seyyid Nesimî ve Karacaoğlan gibi kurucu şahsiyetlerin şiirlerini günümüze taşıyor.

Anadolu'yu İhya Eden Şiirlere Selam Olsun

İtiraf etmek zorunda olduğumuz bir gerçek var. Modernizmin tezgâhından geçen bireyler olarak 100 öncesinde bu topraklarda yaşayan insanlardan çok farklıyız. Alev Alatlı’nın neredeyse her konuşmasında ve kendisiyle yapılan her söyleşide dile getirdiği bu hakikati kabullenmek durumundayız. Artık kavga Doğu ile Batı arasında değil. Asıl mücadele modernitenin öncesi ile sonrası arasında.

Zihin dünyamız modernizmin kalıplarıyla işliyor, peşinde koştuğumuz değerler farklı olsa da. Kavramlarımız bize ait değil, bilgi üretme yöntemlerimiz de öyle. Bir de buna dilimizin maruz bırakıldığı kıyımı eklemek gerekiyor. Kendi dedelerimizi anlamaktan çok uzağız. Onlarla aynı dili bile konuşamıyorken, nasıl olur da dünyaya aynı bakabiliriz. Ayaklarımız Anadolu ruhunu inşa eden ilim ve irfan sahiplerinin bastığı yere basmıyor artık. Dolayısıyla ufkumuz da aynı değil, belki kıblemiz de.

Bu kavganın bizim lehimize sonuçlanması için zihinsel hasarlarımızı sarıp sarmalamak zorundayız. Bu derdin devası da yine bu topraklara manevi rengini veren ilim ve irfan sahiplerinin bize bıraktığı mirasta. Tabii önce onu tanımak, bilmek ve ardından da idrak etmek gerekiyor.

Bilal Kemikli hocanın editör olarak, KETEBE Yayınları çatısı altında başlattığı “Türkçeyi Kuranlar” projesi böylesi bir mesuliyetin ürünü. Proje Ahmed Yesevî’den başlayarak Anadolu ruhunu inşa eden Yunus Emre, Eşrefoğlu Rumî, Seyyid Nesimî ve Karacaoğlan gibi şahsiyetlerin şiirlerini günümüze taşıyor. Genç nesillerin kurucu metinler üzerinden geleneksel şiirimizle tanışması amaçlanmış. Gelecek kuşakların kültürel birikimine, edebi zevklerine, kelime hazinelerine katkıda bulunmayı hedefleyen proje, onları manevi değerlerimizle, mirasımızla tezyin etmek istiyor.

İçinde bocalayıp durduğumuz zihinsel karmaşanın devası yine Anadolu’nun manevi atmosferini inşa eden bu kurucu isimlerde. Çünkü onlar Fatih Ramazan Süer’in ifadesiyle “… hayatın anlamını çözmüş varlığın sırrını idrak etmiş, tecelliye mazhar olmuş, irfanî açıdan aydınlanmış, arınıp yücelmiş ve kemale ermiş yetkin insanlardır.” Dolayısıyla onların şiirlerinden seçmelerle hazırlanan bu kitaplar, hem dilimizi terbiye etmeye vesile olabilir, hem kalbimizi, hem de gönlümüzü…

“Türkçeyi Kuranlar” serisi içinde yer alan kitaplar, tekke ve halk edebiyatı içinde değerlendirilebilecek şiirlerden müteşekkil. Gençlerin rahatlıkla anlayabileceği bir dille hazırlanmış. Her kitapta, kısa bir giriş, şiirleri derlenen şairin hayatı ve eserleri hakkında kısa bir bilgi veriliyor ve ardından okuyucu seçilen şiirlerle baş başa bırakılıyor. Sayfa altlarında şiirlerde geçen bazı kelimelerin bugünkü karşılıkları da eklenmiş. Geriye okuyup, kadim şiirlerin lezzetine varmak, mana havuzunda yunmak kalıyor.

“Türkçeyi Kuranlar” serisinde şimdiye kadar okuyucuyla buluşan şiir kitaplarının bazıları şöyle: Âşık Veysel (Alim Yıldız), Ahmed Yesevî (Yılmaz Öksüz), Eşrefoğlu Rûmî (Ali Cançelik), Seyyid Nesimî (Yusuf Yıldırım), Yunus Emre (Alim Yıldız), Karacaoğlan (Kenan Özçelik), Kuloğlu Mustafa (Necdet Şengün).

Sultan III. Mehmed’in Kara Şemseddini

Bunlardan, örnek kabilinden, Fatih Ramazan Süer tarafından yayına hazırlanan Sivâsîlerin Pîri Şemseddin Sivâsî kitabı üzerinde biraz durmak isterim. Şemseddin Sivâsî bu topraklarda yetişen kâmil mürşitlerden biri Süer’in ifadesiyle. Osmanlı İmparatorluğu’nun her alanda güçlü olduğu 16. asırda yaşamış. Kanûnî Sultan Süleyman, Sultan II. Selim, Sultan III. Murad ve III. Mehmed Han dönemlerini idrak etmiş. Kendisinden sonra İstanbul ve Rumeli topraklarında yayılan Sivasiyye adıyla şöhret bulan tarikatın kurucusu olmuş.

Şemseddin Sivâsî, Türk İslam tarihinde Şems-i Tebrizî ve Akşemseddin’den sonra meşhur ve maruf Şems’lerin üçüncüsü olarak biliniyor. 80 yıllık ömrünü ilme ve öğrenci yetiştirmeye, irşada adayan Sivâsî, ilerlemiş yaşına rağmen Sultan III. Mehmed’in komutasında yapılan Eğri seferine iştirak eder. Bu sebeple Sultan III. Mehmed’in onun hakkında “Dedem Fatih’in Akşemseddin’i varsa bizim de Kara Şemseddinimiz var” dediği rivayet edilir.

Son söz olarak, Şemseddin Sivâsî’nin dini muhtevanın hâkim olduğu şiirlerinden tadımlık birkaç örnek verelim:

Ararım

Yine bir dert için dermân ararım

Lâ-mekân şehrine cevlân ararım

Ciğer pâre pâredir hicr elinden

Başım top etmeye çevgân ararım

Bir kuru zühd ile arttı hicâbım

Gönül mülküne Süleyman ararım

….

Satarlar

Dert ehli olan dârını dildâra satarlar

Bülbül gibi her varını gülzâra satarlar

Salik ki hakikat gülünün kokusun olsa

Âlem gülünün varını bir hâra satarlar

….

Sen Sende Ara

Ey gönül geç gayrıdan cânânı sen sende ara

Destini tut mürşidin burhanı sen sende ara

Yedi kat yer yedi kat gök on iki burç Şems ü Mah

Her ne var âlemde inşanı sen sende ara

Yâr için mecruh isen Lokmân’a minnet eyleme

Var ise derdin dermânı sen sende ara.

Yayın Tarihi: 23 Temmuz 2018 Pazartesi 22:36 Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2018, 10:36
banner25
YORUM EKLE

banner26