banner17

Amsterdam'da Türkevi söyleşileri: Farklılıklar tehdit değil, zenginliktir

Amsterdam'da gerçekleşen Türkevi Söyleşileri’nin 10’uncusunda, ‘Farklılıklar tehdit değil zenginliktir’ mesajı verildi.

Amsterdam'da Türkevi söyleşileri: Farklılıklar tehdit değil, zenginliktir

İnternet gazetemiz enpolitik.com değerli yazarlarından biri ve aynı zamanda Türkevi Topluluğu Başkanı olan Veyis Güngör'ün katılımı ile Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Türkevi Söyleşileri’nin 10’uncusu yapıldı. Birlikte Yaşama Ahlakı; Hatay Örneği’nin ele alındığı toplantıda, Hatay ilimiz çok kültürlülüğe örnek gösterildi. Türk İslam kültür ve medeniyet değerlerinin anlatıldığı geleneksel Türkevi Söyleşileri’nin 10’uncusu, Türkevi Topluluğu Başkanı Veyis Güngör’ün açılış konuşmasıyla başladı. 

Veyis Güngör, Türkevi hakkında kısa bilgi verdi. Güngör, 25 yılı aşan bir süreyle, karınca kararınca, sosyal kültürel faaliyetler yaptıklarını hatırlattı ve bu faaliyetlerde, yüzlerce konuşmacı ağırladıklarına dikkat çekti. Güngör, toplantılarına katılan ve konuşma yapan bir çok kişinin, sonradan Türkiye ve Balkan ülkeleri siyasetinde Bakan, Milletvekili, Müşteşar, Vali, Kaymakan, Genel Müdür, Rektör, Öğretim Görevlisi, Gazeteci, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olduklarını hatırlattı. Bu gelişmenin Hollanda siyasetinde de yaşandığını söyleyen Veyis Güngör, bu bilginin, son zamanlarda Türkevi’ni anlamakta zorluk çekenlere yardımcı olacağını ümit ettiğini söyledi.

Veyis Güngör, bu yaz tatilinde, Hatay’ı görüp, gezdiğini ve Hatay’ın "Ben medeniyetin anasıyım'diye haykırdığını ve birlikte yaşama ahlakının en güzel modeli olarak da, insanlığa 'Ben buradayım'" dediğini söyledi. Örneğin Uzun Çarşı’da farklı dillerin konuşulduğu, kimsenin kimseden rahatsız olmadığını, kalabalık caddelerin her birinde, birbirinden güzel, küçük camilerin olduğunu söyledi ve sözü Hatay’lı Adnan Bilir’e bıraktı. Selçuk Üniversitesi – Türkevi Araştırmalar Merkezi Erasmus Hareketliliği çerçevesinde Amsterdam’da bulunun Adnan Bilir, konuşmasına kısa bir sinevizyon gösterimiyle başladı. 

Bilir, konuşmasında şu görüşlere yer verdi: 

“Hatay, barış ve hoşgörünün yeryüzünde vücut bulmuş hali. Hazzan’ın Çan’ın ve Ezan’ın beraberce göğe yükseldiği eşsiz şehir. Burası Türk’ün, Arap’ın, Kürdün, Ermeni’nin, Sünni’nin, Alevi’nin, Yahudi’nin ve Hristiyan’ın kimliklerinden dolayı değil insan oldukları için saygı gördüğü topraklar. Farklılıkların tehdit olarak değil, bir çeşit renklilik olarak görüldüğü bir mozaik.”

Adnan Bilir, Hatay’ın bir açık hava müzesi olduğuna dikkat çekti ve şöyle devam etti: 

“8 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden birisi olan olan Hatay, yüzyıllar boyunca çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bunu şehre gittiğinizde kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Hatay için  açık hava müzesidir desek yeridir. Öyle ki dünyanın en büyük 2. Arkeoloji Müzesi de Hatay’dadır. Çok fazla tarihi mekana da ev sahipliği yapmaktadır. Bunların en önemlileri St. Pierre Kilise’si ve Habib-i Neccar Camii.”

Adnan Bilir, konuşmasında dünyanın ilk kilisenin bir mağarada doğduğunu ve bugünkü St. Pierre Kilisesi’nin, Hıristiyanlığın ilk kilisesi olduğunu belirtirken şunları söyledi: 

"Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra havarileri Aziz Petrus, Pavlov ve Yuhanna Antakya’ya gelip Hz. İsa’nın öğretilerini yaymaya başladılar. Burada Habib-i Neccar Dağı’nın eteklerinde dünyanın ilk kilisesini bir mağarada yaptılar. İlk vaftiz de burada yapıldı. Hz. İsa’ya inananlara ‘Hıristiyan’ ismi burada verildi. Bu kilise 1963 yılında   Papa VI. Paul tarafından Hıristiyanlar için Hac yeri ilan edildi."

Anadolu’nun ilk camisi olan Habib-i Neccar Camii hakkında da bilgi veren Adan Bilir, şunları söyledi: 

“Hz İsa’nın havarileri Antakya’ya gelince yeni dini ilk Antakya’lı Habib-i Neccar’a anlattılar. O da bu yeni dine iman etti. Ama dönemin Antakya halkı Pavlos ve Yunanna’ya tacizlerde bulunup bu işlerinden dönmesini isterler. Bunu gören Habib-i Neccar Antakya halkına yaptıklarından geri durmalarını ve havarilerin dinine uymasını ister. Bunun üzerine halk Habib-i Neccar, Pavlos ve Yunanna’yı şehit eder. Bu olay Kur’an-ı Kerim’de Yasin Suresi’nin 20. Ayetinde bahsedilmektedir. Hz. Ömer’in komutanlarında Ebu Ubeyde Bin Cerrah 638 yılında şehri fethettiğinde,  Habib-i Neccar ve arkadaşlarının mezarlarını da içine alan bir camii yaptırır. Bu camii aynı zamanda Anadolu’nun ilk camii olma özelliğini de taşır. Bu camiiyi hem Hristiyanlar hem Müslümanlar ziyaret eder.”

Hatay tepsi kebabı ve Şam talısının ikram edildiği 10. Türkevi Söyleşileri, geç saatlere kadar, soru ve cevap şeklinde devam etti.

Kaynak: enpolitik.com

Güncelleme Tarihi: 15 Ekim 2018, 16:07
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20