banner17

10. İstanbul Edebiyat Festivali’nin 4. gününde edebiyatın renkleri konuşuldu

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’nın iş birliğiyle düzenlenen "10. İstanbul Edebiyat Festivali"nin dördüncü gününde Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Yusuf Kaplan ve Ahmet Turgut’u ağırladı.

10. İstanbul Edebiyat Festivali’nin 4. gününde edebiyatın renkleri konuşuldu

Belkıs İbrahimhakkıoğlu “Türk edebiyatından Hatıralar” başlıklı konuşmasında, edebiyatımızın bilinen değil, bilinmeyen isimlerini anlattı ve hatıralarından bahsetti: “Edebiyat dünyasının pek çok ismiyle yollarımız kesişti. Bu çevrelerde bulunmam babam vesilesiyle oldu. Mesela babamın bir hocası vardı kimse bilmez. Edebiyat dünyamızda bir isim ideolojik meselelere hizmet ettiyse ismini yaşatıyoruz ama diğer değerlerimizi anmıyoruz. Cenap Kozanoğlu, ben tanıdığımda da yaşlıydı. Çok sade, gösterişten uzak bir insandı. Hacı Bayram Veli hazretlerine bağlıydı. Asker olmuş oğlu, kura bekliyor. Annesi istiyor ki nakli uzağa gitmesin. Ankara’ya çıksın. Kocasını sıkıştırıyor. Hoca, hanımını da üzmek istemiyor ama torpil de yaptırmak şahsiyetine ters. Hacı Bayram Veli türbesine gidiyor. Orada dua ediyor. Ertesi gün kura çekiliyor. Ankara çıkıyor.” Geçmişte insanların birbirilerin kusurunu araştırmadığını söyleyen İbrahimhakkıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bize verilen ahlak itibariyle insanlarda kusur aramazdık. “İnsan insanın kurdudur” derler ya. Duya duya buna uymaya başlıyorsunuz. Küçük yaşlardan itibaren ailemiz, çevremiz, insanlar hakkında kötü bir şey söylemezlerdi. Biz o çağlarda insanlara önce kıymetli taraflarından bakmayı öğrendik. Babam şair bir adamdı rind-meşrep bir adamdı. Çok enteresan bir adamdı. Aşk insanıydı. Türkiye’nin yarısını dolaşmıştır. Evliyaların çoğunun türbesini bilirdi. Bizi de dolaştırırdı. Bir keresinde kasaba gibi bir yerde kahvede çay içiyor. “Boş hamal boş hamal” diye bağırmış birisi. Sonra babamın yanında gitmiş, “boş musun” demiş, “boşum” demiş. “Gel benle” demiş, o da gitmiş. Sonra anlaşılmış hamal olmadığı. “Sen hamal değil misin” demişler, “değilim” demiş. “Niye geldin” demişler. “Bu adam boş musun dedi geldim” demiş. Belkıs İbrahimhakkıoğlu’nun babasının şiirlerinden örneklerin okunmasıyla program sona erdi.

Yusuf Kaplan, Medeniyet ve Edebiyat ilişkisini anlattığı konuşmasında, Batılı değer ve kavramlarla düşünen bir toplumun kendi kalabilmesi mümkün değildir dedi. “Bir edebiyatımız yok çünkü bir hayatımız bir dünyamız yok. Bizim yaşadığımız çağ bizim için bir ağa dönüşmüş durumda. Yarının burada olabilmesi için bizim yeniden burada olmamız gerekiyor. Bunlar retorik boş laflar bunları doldurmak gerekiyor. Edebiyat bir medeniyet meselesidir. Bir medeniyet fikriyatınız yoksa bir edebiyatınız olmaz. Onuncu edebiyat festivalinde bizim geleceğimizi gösteren ipuçları var. Edebiyat festivali asıl büyük gökkubeyi eksen alarak yapıldığı zaman bir anlam ifade edilebilir” dedi. İslam’ın Batı karşısında güçlenmesi ve kendi zihin dünyasını kurması için vahiy ve sünnete sıkı sıkı bağlı olunması gerektiğinin altını çizdiği konuşmasında,

Mürekkebi Kurumadan başlıklı söyleşiye katılan Ahmet Turgut, yeni kitabı “Akıl, Aşk ve Ötesi” üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Kavramlarımızın, kelimelerimizin, düşünce dünyamızı, edebiyatımızı şiirimizi şekillendirdiğini vurguladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buraya kadar söylediklerimiz çevresinde şöyle bir mukayese yapabiliriz: İdrak dünyası Türkçe üzerinden inşa edilen bireyler için “gönül” sözcüğü, hissi nazarda daha derin açılımlara sahiptir. Bahis fikri ve imani açılımlar olunca bu sefer kalp kelimesi daha etkin vurguları içerir.”

Bu yıl "Yazmak ve Yaşamak" teması üzerinden hazırlanan festivalde, 40'ı aşkın oturumda 100'e yakın konuşmacı yer alacak. Şiir ve müzik dinletilerinin de katılımcılarla buluşacağı festival, 15 Aralık'ta sona erecek.

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2018, 14:30
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20