10. İstanbul Edebiyat Festivali’nde Bahaettin Karakoç Anıldı

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı’nın iş birliğiyle düzenlenen "10. İstanbul Edebiyat Festivali"nin ikinci gününde özel bir oturum düzenlenerek şair Bahaettin Karakoç’un şiirleri konuşuldu…

10. İstanbul Edebiyat Festivali’nde Bahaettin Karakoç Anıldı

Edebiyat Festivali’nin ikinci gününde, yaklaşık iki ay evvel kaybettiğimiz şair Bahaettin Karakoç anısına bir özel oturum düzenlendi. Şairin hayatı, şiirleri ve eserlerinin konuşulduğu program ilgiyle takip edildi.

Muzaffer Doğan’ın yönetiminde başlayan oturum, şair-yazar Yusuf Dursun “Bahaettin Karakoç Şiirinde Milli Öğeler” başlıklı konuşması ile başladı. Şairin şiirindeki milli sembolleri tahlil eden ve bu şiirlerden örnekler veren Dursun şöyle konuştu: “Bahaddin Karakoç’un şiirinde milli unsurları inceleyeceğiz bu konuşmamızda. Milli unsurları içinde vatan ve anadilimiz önceliklidir. Bizim anadilimiz, şiir dilimizdir. Bizim dilimiz en az vatanımız kadar önemlidir. “Dilini yitiren bir milletin vatanı da yitmiştir” der Üstad Karakoç. Deyimler ve atasözlerini şiirlerinde bir unsur olarak kullanır. “Kimlek, göcek kezif, kirvem, turaç, küheylan, dolam dolam, tozum tozum” gibi duymadığımız kelimeleri Anadolu ifadesi ile şiirine yerleştirmiştir. Türkçe’nin sadece insanların değil tabiattaki diğer varlıkların da dili olduğunu söyler Karakoç Üstad. “Dağlar sesimi yankılar Türkçe konuşur benimle” dediği şiiri, oldukça anlamlıdır.”

Tayfur Esen konuşmasına Bahaettin Karakoç ile tanışmasını anlatarak başladı. Eserlerini yayınlama süreçlerini anlatan Esen sözlerini şöyle sürdürdü: “Bahaettin Karakoç şiirlerini bir dönem kendi imkânlarıyla kitaplaştırmış, daha sonra Adana’da Nobel Yayıncılık basmıştı. Beyan Yayınları arasında da şiir dizisi yayınlanmıştı. Biz ise bu kitapları ve şiirleri toplayıp bir araya getirerek beş kitap olarak bastık. Kitaplarını yayınlıyorduk fakat çok ilgi görmüyordu. İmza günlerine heyecanla geliyordu. Son nefesine kadar şiir yazmaya devam ediyordu ve bu şiirlerini de kendisi Facebook hesabından okurlarıyla paylaşıyordu. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.”

 

Mustafa Özçelik konuşmasına Karakoç’un hayatının ve şiirlerinin arasındaki ilgiden bahsederek başladı: “Fuzuli okunan, Karakoç okunan, Köroğlu okunan evlerimiz vardı eskiden” diyerek başladığı konuşmasında, böyle bir şiir ortamında yetişen Bahaettin Karakoç’un ilk şiirlerini ilkokulda yazdığını, ilk şiirinin ise 12 yaşında yayınlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Karakoç şiirinde 30-40 farklı temaya rastlanacaktır. Vatan, dil, dağ, tepe, din, millet, kahraman gibi pek çok temayı aşk perspektifinden anlatmıştır. Bu anlamda bütün şiirleri aşk şiiridir. Aşk bir hal meselesidir ve bir şair aşıksa, şiir söylemek zorundadır varoluşu buna bağlıdır. Bahaettin Karakoç hep aşkı söyler, aşkın hallerinden söz eder.”

Bu yıl "Yazmak ve Yaşamak" teması üzerinden hazırlanan festivalde, 40'ı aşkın oturumda 100'e yakın konuşmacı yer alacak. Şiir ve müzik dinletilerinin de katılımcılarla buluşacağı festival, 15 Aralık'ta sona erecek.

banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13