Âh kârîlerimiz, kasidehanlarımız, mevlidhanlarımız...

Artık eskiden olduğu gibi kasidehanlar, mevlidhanlar pek yetişmiyor maalesef. Nerede o bir kandil gecesi, okuduğu bir kasideyle bizi mest eden, gönül dünyamızı aydınlatan kasidehanlarımız, nerede günlerce sesi kulaklarımızda çınlayan mevlidhanlarımız...

Bir devlet büyüğü olsaydım eğer her şeyi bırakır önce iyi kârîler, mevlidhanlar, kasidehanlar yetiştirmek ve memleketin dört bir yanında seslerinin yankılanmasını sağlamak için elimden geleni yapardım. Çünkü insana bilgi yüklemekle onun ancak beynini doyurursunuz, güzel sadâ ile de kalbini. Çoğu zaman güzel okunan bir ilahi ile insanın katettiği yolu, ona yıllarca eğitim vererek yürütemezsiniz.

Diğer yandan güzel bir sadâyla yumuşayan kalp zihnen de doymak isteyecektir. Yani ulaştırmak istediğiniz kıvama kısa zamanda erişecektir. Bundan sonra onu rahatlıkla eğitmeye başlayabilirsiniz. Ama zihnen doyanlar kalben de doymak istemeyebilirler. Hatta çoğu zaman duygusuzlaşır ve zarar verici bir hale dahi bürenebilirler, size düşman kesilebilirler. Tıpkı bugün olduğu gibi her şeyi bilen, en iyi üniversitelerde okuyan, fakat insanlıktan, merhametten, şefkatten, hâsılı Müslümanlıktan nasibi olmayan birçok insan bulunduğu gibi. Çünkü bilgi sahibi olmanın baş döndüren, ayaklar kaydıran bir ihtişamı vardır.

Ecdâd insanın bu halini çok iyi biliyordu ve aslında daha çok önce onun kalbini doyuruyordu. O yüzden bu toprakların Müslüman olmasında ve Müslüman kalmasında güzel sesin, musikinin katkıları inkar edilemeyecek kadar büyüktür. Bu etkileri bugün İslam'a giren yabancıların "Dinlediğim ezanla hidayet buldum" sözlerinde de sesi güzel, kıraati güzel bir imamın camisindeki kalabalıkta da açıkça görebilirsiniz.

Fakat gelin görün ki bugün bazı sığ beyinler saldırıya ilk önce buradan başlıyorlar. El-İnsaf! Bir insanın kendi medeniyetine bu kadar yabancılık çekmesi hakikaten hayret verici!

Muhterem dostum Hasan Al Hocam’ın yazıda anlatılmak isteneni kısaca özetleyen ilavesi:

"Değerli hocam, yazınız bana Amir Ateş Hocamız’ın ‘Yaşıyorsan gel şükret' ilahisi ile ilgili anısını hatırlattı. Kendisi şöyle anlatmıştı: 'Bir kandil gecesinde Diyanet İşleri Başkanımız bir saate yakın konuşmuştu. Ardından ben bu ilahiyi okumuştum. Program sonrasında kendisini tanımadığım biri 'Hocam okuduğunuz 5 dakikalık ilahi beni benden aldı, bu bana yetti' demişti."

YORUM EKLE

banner26