Güzellikleri çoğaltmak ve dergilerde şiir

Her ay düzenli olarak yayınlanan edebiyat dergilerimizi imkanlar ölçüsünde izlemeye çalışıyorum. Gelen dergilerde önce şiirleri okuyor, daha sonra diğer yazılara geçiyorum. Bazen çok güzel şiirler geliyor önüme. Bazen yine güzel, ama içinde bir iki mısrasında yapılacak küçük değişikliklerle daha iyileşecek, güzelleşecek olan şiirler geliyor. Bazen de okumaya zorlandığımız şiirlerle karşılaştığımız oluyor. Her üç durumda, ortaya konan şiirleri masanın üzerine koyuyor, yazanları, şairlerini hiç düşünmeden tartmaya, değerlendirmeye çalışıyorum.

Güzel şiirlerle güne başlamak, iyi birkaç yazı ile zemini sağlamlaştırmak elbette güzel. İyi şeyleri daima hatırlamak, iyiliklerin artmasına da yol açacak bir çabadır. Şayet iyiliklerin artmasını istiyorsak gördüğümüz iyi şeyleri işaret ederek daha çok gündemde kalmalarına imkân sağlamış oluruz. İyiliklerin çoğalmasının da bu yolla mümkün olduğunu hatırlamak gerek. İyiliği, güzelliği paylaşarak büyütebiliriz…

Bu düşüncelerle Eylül ayı dergileri geldikçe hep yapmaya çalıştığım gibi önce şiirlerden başlıyorum okumaya… Sonra edebi metinleri okumaya devam ediyorum. Ne zamandır yapmak isteyip de yapamadığım şeyi bu kez yapıyorum.

Dergilerde güzel şiirlerini okuduğum, güzel yazıları yazan arkadaşları arayıp tebrik ettim. Daha güzel çalışmaları beklediğimizi, bunların devamının gelmesi gerektiğini ifade ettim.

Dergilerde rastladığımız bu güzellikleri bir kez de yazarak buradan duyurmak istedim…

Muhit Dergisi, Eylül sayısında Ahmet Edip Başaran’ın ‘Labirent Güncesi’ başlıklı bir şiiri yayınlandı. A. Edip Başaran’ın şiirini takip etmeye çalışıyorum. Bu ay şiirleri okurken ‘İşte güzel bir şiir’ diyebildiğim bir şiir Labirent Güncesi. İlk kitabı Oyunbozan’dan sonra ikinci şiir kitabı ‘İzinsiz Gösteri’ ile sağlam bir şiir üzerinde çalıştığını gösterdi. İki kitabın çok farklı çizgiler yerine birbirine yakın, birbirini tamamlayan dizelerden oluştuğunu söylemek mümkün. Bu da Başaran’ın şiirini kurmada gösterdiği özeni göstermesi bakımından önemli.

İnsanın sırtındaki yükü taşımada zorlandığını, ama bu zorluğun hayatın bir parçası olduğunu söyleyen Başaran, ‘Aklımızı ve kalbimizi iğdiş eden oyunlara karşı daha çok teyakkuzda olmamız şart… Şiir, teyakkuzda olma hâlinin karşılığıdır.’ diyor. Ahmet Edip Başaran’ın Muhit’te yayınlanan şiirinden birkaç dize alalım:

‘Güneşi taşıyan canı pek köleler nerede kaldı,

Ben bu dolaşıp durmalardan yoruldum.

Bu sevip sevip ölmelerde ölümüne sevmelerden,

Günlerin mermisi bitince kovana kendimi sürmekten…

Nereye gitsem yanımda, bir dağı taşımaktan yoruldum.

Ruhumun içinde kök salmış bir yaşamak,

Tiz bir ıslıkla dolaşıyor dudağımın berzahında.

Ben bu dolaşıp durmalardan yoruldum.

Bir zambağın direncine bırakıyorum bütün saatleri.’

Hece Dergisi Eylül sayısında Mehmet Solak’ın ‘yakın bakış’ bölümünde; ‘Şehirli, gerçekçi ve Muhalif bir Şair: Osman Konuk’ başlıklı yazısı yayındı. Çok önemli bulduğum, değerlendirmeleri ile dikkat çeken söz konusu yazıda Mehmet Solak, derin analizler yapıyor, Osman Konuk şiirinin ipuçlarını öne çıkaran güzel bir yazı. Bu tür yazıları önemsiyorum. Bunu kendisini arayıp telefonda konuştuğumuzda da söyledim.  Edebiyatımızın daha etkin bir biçimde serpilip büyüyebilmesi için bu tür yazıların sayısının artması gerekir. Osman Konuk kimdir, bizim de içinde olduğumuz 80 kuşağı şairlerindendir. Üniversite tahsilini yaparken İstanbul’da etkinliklerde birlikte olduk, sık sık görüşüyor ve bu görüşmelerimizde şiiri baş köşeye oturtuyorduk. Şiire çok zaman ayırdığımız günleri daha sık yaşamak istiyorduk. İlk şiiri İzmir’de çıkan Yeni Sanat Dergisi’nde yayınlanan Konuk, asıl çıkışını yayın kurulunda bulunduğu, bizim de içinde bulunduğumuz Yönelişler Dergisi ile yaptı. Adnan Özer onun için “1980 esprisini başlatan şair’lerden birisidir,” der.  İlk kitabı “Seni Yalnız Ben Anlarım” edebiyat dünyasının yakından tanıdığı önemli bir kitaptır. Bu ilk kitapla iyi bir çıkış yakalamıştır Osman Konuk. İlerleyen yıllarda akademik çalışmaları öne çıkmış olsa da şiire olan tutkusu, ilgisi azalmamış fakat az şiir ortaya koymuştur.

İkinci kitabı ‘Tehlikeli Belki’, üçüncü kitabı ‘Beyaz Savunma’dır.

Son yayınlanan şiir kitabı ise ‘Kırmızıda Beklerken’ 2020 Ocak ayında yayınlandı.

Osman Konuk şiirini inceleyen söz konusu yazının önemli olduğunu söylemiştim. Bu yazıyı alıp okumanızı isterim. Eminim okuduğunuz zaman siz de bu tür yazıların eksikliğini hissedeceksiniz. Osman Konuk şiirinden birkaç örnek alarak bu bahsi kapatalım ve yazının sahibi Mehmet Solak’a tebriklerimizi iletelim.

‘Ama bu kente gelirsen unutma, beni ara,

Sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım.

Öfkem geçer, dinle yüzümü, sevgiyle bakarım.

Kimse değil seni yalnız ben anlarım.’

Hece Dergisi Eylül sayısında yer alan bir şiirden de bahsedelim. Tunay Özer de şiirini ilgiyle takip ettiğim şairlerden... Bu sayıda güzel bir şiiri var; ‘İle Bağlacı’ Şiirden birkaç dize:

‘dokunuyor onlar da

Birbirlerinin küçük kırmızı kalbine

..

Herkesin böyle bir köşesi olmalı

Bir saklı balkonu

Tıknefes kaldığında

Kendini atıverdiği’

.

Yedi İklim Dergisi de her sayısında şiire çok yer veren, genç şairlere ilgi gösteren önemli dergilerimizden birisi. Bu sayıda yine çok sayıda şiir var, gençlerin şiirlerine daha çok yer veriyor. Derginin son yıllarda şiirlerini yayınladığı isimlerden birisi Uğurcan Güler. İyi yolda. Kendine has şiiri yakalama gayreti görülüyor. Eylül sayısında yayınlanan şiiri harikulade bir şiir değil fakat Gülercan, şiirini oluşturan özellikleri içinde barındıran bir şiir. Şiire emek vermeye devam ettiği sürece çok daha iyi çalışmalar ortaya koyabilir.

Uğurcan Güler şiirinden de birkaç dize ile:

‘Ruhların buluştuğu bir berzahta,

Seni bekliyorum son kez de olsa.

Beklemek kaderdir ve alınyazısı,

Sıralı nedenler ardında’

Son olarak; dergilerimizin bir kısmı bu ay Asım Gültekin özel bölümüyle çıkmış. Şu ana kadar bize gelenler, ulaşabildiklerimiz arasında Muhit, Hece ve Yedi İklim Asım’la ilgili özel sayı ya da bölüm hazırlamışlar. Henüz göremedik fakat tanıtımlarından görebildiğimiz kadarıyla Biat da özel sayı hazırlamış, başka dergiler de olacak muhakkak özel bölümle çıkan. Bu çabayı önemsiyorum. Vefat eden değerlerimiz hakkında özel dosyalar yapma çabası takdir edilip desteklenmeli. Bu arada Serçe’yi de anmalıyız. Serçe, Asım’ın sağlığında kendisiyle ilgili bir özel sayı hazırlamak istiyor. Kendisini de bilgilendiriyorlar, görüşlerinden istifade ediyorlar, dergi yazıları toplanıyor dergi tam baskı aşamasındayken Asım’ın vefat haberi geliyor. Gençler cenazenin defninden sonra kısa bir sürede derginin basımını gerçekleştirdiler ve Yeni Valide Camii’nde yapılan şahitlikler toplantısına katılanların istifadesine sundular. Özel sayı ya da özel bölümle Asım Gültekin dosyası hazırlayan dergilerimizi tebrik ediyorum.

İyilikleri artırmak, güzellikleri çoğaltmak bizim elimizde. Edebiyat dergilerinde gördüğümüz güzel şiirleri, yazıları sadece okuyup geçmeyelim. Tekrar tekrar okuyalım ve sahiplerini arayıp bu çalışmaları için tebrik edelim. Onlarla ilgili yazılar yazarak, beğenilerimizi ifade edelim, bu tutum, dergiler için de önemli… Dergilerimizde bu tür yazılar ve şiirlerin artması için gayretimiz olmalı…

Bu çabaları da bu gayretin bir adımı, bir örneği olarak görmeli…

YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26