Güzeli görmemek/göstermemek için sürekli kötüyü örnekleme hastalığı

Güzellikleri görmek istemeyen kimselerin mübtelâ olduğu bir hastalık var, adı "kötüyü örnekleme hastalığı". Günden güne bizim de kalplerimizi ve zihinlerimizi istila eden bu sinsi ve bulaşıcı hastalığı bir an önce teşhis edip tedavi yollarını aramamız gerekiyor.

Öncelikle "İnsan neden sürekli kötü örnekleri görmek ister?" sorusunun cevabını arayalım dilerseniz. Bunun birkaç sebebi var.

Birincisi mahzâ güzel olana düşmanlık etmek için. Böyleleri güzel örnekler görürlerse kafalarındaki tabuların yıkılmasından ve buna bağlı olarak yaşam tarzlarının değişmesinden korkarlar. Hakikatin dönüştürücülüğünden korkarlar yani. İlkeli bir yaşam, doğruya göre tanzim edilmeyi hak eder çünkü. Ya da hayat tarzlarını değiştirecek olmasalar bile en azından kendi bildiklerinin aslında yanlış olduğunu görmek istemezler, bunu kendilerine kabul ettiremezler ki bu da hakikate düşmanlık etmelerinin bir diğer sebebidir. Böylelerine bu düşüncelerinden vazgeçemedikleri sürece ne yaparsanız yapın güzel olanı gösteremez, anlatamazsınız. Adeta gözleri hakikate kör, kulakları sağırdır bu kimselerin.

İnsanın kötü örnekleri baz alarak yaşamasının ikinci sebebi de kendisini rahatlatmak istemesidir. Hakikati görmek istemeyen, ona göre yaşamayı kabul edemeyen kimseler sürekli kötüyü göstererek bir nevi rahatlatırlar kendilerini. Onlara göre güzel olan bir şey yoktur esasında kendi yaşam tarzlarından başka. Yani doğru olan kendi yaptıklarıdır. Böyleleri konforlu bir yaşam sürebilmek için bu düşünceye ziyadesiyle ihtiyaç duyarlar.

Mesela namaz kılan ya da hacca giden insanlardan bahsederken nedense onlardan yalnızca kötü işler yapanları anlatırlar insanlara ve kendilerine. Böylece yalnızca bu azınlığı örnekleyerek nur yüzlü, kimseye bir zararı olmayan, camisine gidip gelen, komşusuyla bir problem yaşamayan, herkesin görmekten, görüşmekten memnun olduğu, çoğunluğu teşkil eden o güzel Müslümanları görmezler, göstermezler; bilinmelerini, tanınmalarını istemezler. Öyle ki hiç doğru, düzgün bir Müslüman yok zannedersiniz ve Müslümanlara olan inancınızı kaybedersiniz. Fakat buna mukabil her türlü fenalığı yapıp insanlara kötü örnek olan, topluma ahlaksızlık pompalayan bir ünlüyü ya da bir yabancıyı tek bir iyilik yaparken gördükleri zaman -ki bu grubun ekserisi toplumu manevî bakımdan zehirleyen kişilerden oluşmaktadır- nedense böylelerine karşı içlerinde hemen bir hayranlık uyanır ve onları kendilerine model olarak alırlar, onları güzellerler, onları parlatırlar, onları anlatırlar. Bu kimseler üzerinden Müslümanlara insanlık öğretme hadsizliğine kalkışırlar.

Halbuki olması gereken Müslümanı örneklemektir, Müslümanın yaşam tarzını güzellemektir, onu el üstünde tutmaktır. Müslümanları sevelim, onları birbirimize sevdirelim, hatalarını, kusurlarını gördüğümüzde onlardan vazgeçmek yerine güzel bir dille uyaralım onları ve kendimiz de kötü örneklerden şikayet etmek yerine örnek birer Müslüman olmanın sevdasına düşelim.

Çünkü Allah Müslümanları çok seviyor ve onlardan asla vazgeçmiyor.

Ehl-i insâfa son bir not: Netice itibariyle akıllarımızdan çıkarmamalıyız ki gördüklerimizden değil, hakikatten sigaya çekileceğiz. Bu yüzden görmek, kendimize ve başkalarına göstermek istediğimiz hakikat dışı durumlara değil, hakikatin göz kamaştırıcı güzelliğine odaklanmalı, onu merkeze alarak yaşamalıyız.

YORUM EKLE

banner26