Güzel sessizlik ya da Unutmaz romansı

Bir aşkın en şiddetli anı hangisidir? Muhtemeldir ki O’na ilk rastladığınız an duyduğunuz aşkın en müthiş anıdır. Kişi bu delilik safhasında tüketir, tükenir. Geriye başka bir şey kalır, bambaşka.

Süleyman Unutmaz, “Meleksiz Olduğum Her Güne Senin Kanatlarınla Başlıyordum” romanına “ilk görüş” anı ile başlıyor. Maşukun yazarın hayatına girişiyle dünya ayrı bir renk apayrı bir eksen kazanıyor. Ve bu kazanım diğer bütün renkleri siliyor, bütün eksenleri kendine kaydırıyor. Bu roman seviden deliliğe kayan bir aşkın romanı. Romandan şiire kayan bir eser. Öyle cümleler var ki değme şiir bu kadar hırpalamaz okurunu. Misal de vereyim: “Ne söylersem söyleyeyim bir sessizlik etmiyor.” diyor yazar. Sessizliği çoğaltacak nice sözler söylüyor yine de.

“ve yüzün kelimelerden tanınmaz hâle geldiğinde /ve Allah seni teslim aldığında.”

Kitabın “İçimdekiler” kısmında yedi ana bölüme ayrıldığını görüyoruz. Bu bölümlerden ‘Sen’, ‘Sen ve Ben’ ile ‘Ben” bölümleri romanımızın ana hikayesinin anlatılıp nihayete erdiği kısımlar. Anlatmak derken daha çok sayıklamak, nöbetler halinde hatırlamak desek sanki daha uygun düşer. Dördüncü bölüm ‘Şiirler’ yazarımızca maşuka yazıldığı zannedilen on adet şiirden mütevellit. Evet hikâyeden sonra bir şiirler bölümü var. Ama hikâyenin başında da Cahit Zarifoğlu’nun “Berdücesi-1962” şiiriyle ilk bölümün açıldığını, hikâye kısmında da şiirlere rastladığımızı es geçmeyelim.

“yoksa saçları bütün saçları dünyaya akıyor” 

Beşinci bölüm ‘Siyah Dışındaki Renklerden’ Gardrop başlığıyla maşuka ait kıyafetleri ve nesneleri listeliyor. Altıncı bölüm ‘A-4 / Pilot V-5 Hi-Tecpoint’ ise yazarın romanı yazarken kullandığı el yazıları ve eksizlerin siyah beyaz fotoğraflarından oluşuyor. Yedinci ve son bölümde ise ‘Yaralanılan Kaynaklar’ ismi altında Romans başlığında yüz doksan üç şarkı ve bir de şiir bulunmakta.

Şarkıları dinlemek isteyenler içinde amme hizmetinde bulunmuş şair:

https://www.youtube.com/playlist?list=PL0Dn2yG23p_LJfp3idHC4GQNyFNYdfzX6

Meleksiz Olduğum Her Güne Senin Kanatlarınla Başlıyordum romanı İçimdekiler’den Yaralanılan Kaynaklar’a dek tamamıyla orijinal, nevi şahsına münhasır bir kitap. Kitabı ilk elime aldığımda bana şöyle dedirtti: Süleyman Unutmaz ne yazmış böyle! Şiir gücüyle zenginleşmiş bir roman. Ya da romana öykünmüş bir şiir. Her okuyucu kendi kararını vermekte hür. Romanda başka karakterler de var. Ama kahramanımız o kadar âşık ki diğer herkes çok silik kalıyor. Kahraman yazarımız aşkını, âşık olduğu kadına bin bir türlü ifadeyle yazıyor. İsimsiz mektuplarını bir şişe içinde denize bırakmasa da kızın okulunun milli eğitimdeki resmi evrak kutusuna bırakıyor. Aşkını A4 kağıtlarda Pilot kalemle yazılmış sayfalarda yaşıyor. Ama o aşkı okuyucuya yaşatmıyor, sadece şahit tutuyor. Ben ve bir çoğumuz bu şahitlikte kendi aşklarımızı, dalışlarımızı, bekleyişlerimizi, adımlayışlarımızı, görülmeyişlerimizi, umursanmayışlarımızı anımsıyoruz. Nasıl olsa çoğumuz bir Cumhuriyet Caddesi adımlamışızdır. Söyleyemediklerimiz yedeğimizde. Küçük kentlerinde Anadolu’nun âşık olmadan vakit nasıl geçer?

Meleksiz Olduğum Her Güne Senin Kanatlarınla Başlıyordum bir susuş romanı. Susulanların kağıtlara aktığı bir hikâyenin. Güzel sessizliğin romanı. Öyle ya en çok söylenmeyenler dahil aşka.

“Böyle zıt anlamlı iki ayrı hayat, eş anlamlı iki ölüme doğru akacak.” Süleyman bunları biliyor, unutmaz.

YORUM EKLE

banner19

banner36