Gideni anlamak, ona dua etmek gerekir

Bazı yollar incedir, dolambaçlıdır, engebeli ve yokuştur. Siz o yola girmeyi göze aldığınızda gideceğiniz, varacağınız yeri çoktan hesaplamışsınızdır, önünüze ne çıkacak umurunuzda değildir; uçurumlara da hazırsınızdır fırtınaya da, yapayalnız kalmaya da hazırsınızdır kaybolmaya da.  Çıkış niyetiniz ne maceraperest ilgilerin bir sonucudur ne de fantastik bir hayal gücünün tahrik ediciliğine bel bağlamışsınızdır. Eğer nasip olur da menzile sağ salim erişebilmeyi başarırsanız bunun her şeye rağmen, bütün zorluklara rağmen talep ettiğiniz, olsun istediğiniz ve kuşkusuz erişmek için türlü fedakârlıklara katıldığınız bir amacınızın olduğunu anlamak zor değil.

Bazen dostlarımız, dost bildiklerimiz yaklaşan ve yaklaşmakta olanı görmenin o garip dürtüsüyle oturup kendi âlemlerinde yolculuğa çıkmak isterler: İçinde hesaplaşmanın, tövbenin, telafinin, helalleşmenin olduğu bir yolculuk. Dostlara düşen bu garip seferin adını koymakta ısrarcı olmak, yolcuyu habire incitmek ve önüne dikenli çalılar atmak değildir. Sefere çıkana dua edilir, yolu açık olsun denir, eğer illa da geri dönmesi arzu ediliyorsa bir bakraç da su dökülür. Hepsi budur.

İnsanın en çok da zoruna giden, sözümona oldukça yakın bir mesafede sürdürmeye çalıştığı yoldaşlıkta ısrarlı olan, hatta bu yakınlığı hem derinleştirmek hem de ilerletmek isteyen kimi dostların sizin bu mahrem yolculuğunuzu anlamakta güçlük çekmeleri, bu seferinizi dudak bükerek izlemeyi tercih etmeleri, dahası iç dünyanızda gerçekleşen depremleri, yaşadığınız altüst oluşları anlamak için şöyle bir dirhem olsun kafa yormamalarıdır. İnsan üzülür, bunaltıcı dostluk triplerinden yara alır, anlamayı ya erteleyen ya da ihmâl eden bu tuhaf yakınlığın karşısında artık neredeyse sekerat hâlinde olan bir insanın sessiz çığlıklarına aldırış etmeksizin mütemadiyen tafra atmasına, belli belirsiz lafazanlıklarıyla havayı soğutmasına üzülür.

Gelişini bekleyenlerden olacağım

Hâlbuki anlamak zor değildir. Dostumuz konuşmakta, yazmakta, bağırmakta ve çağırmaktadır. Ne dediği bellidir, neyin peşinde olduğunu anlamak için mesai gerekmez. Onun bir yolculuk planladığı açıktır, yolculuğu kendi başına yapmaya kararlı olduğu da. Uzun mu sürer kısa mı bunu kestirmek zordur, ancak belli ki o bu seferden arınmış olarak dönmek istemektedir, yüklerini atacak, sırtında taşıdığı ağırlıklardan halas olacak, hazır gitmişken aklını da kalbini de ruhunu da bir temiz bakımdan geçirecektir. Ama ne mümkün!

Oysa aklı başında olan herkesin böyle zamanlarda dostunun gidişini kolaylaştırması, mümkünse onun kendi iç sesleriyle takip etmesine yol verecek bir şekilde oturup Kitab-ı Kerim’den Yasin-i Şerif okuması gerekir.

Ben de şimdi bu dediklerime bizzat kendim uymak için elimden geleni yapacağım. Sefere çıkmaya hazırlanan bir dostuma yol azığı olsun diye tedarik derdine düştüm. Gelişini bekleyenlerden olacağım, ama asla ayağına takılmayacak ve ona asla yük olmayacağım.

Gideni anlamak, ona dua etmek gerekir. Dostluk budur.