Zihnimiz ve zikrimiz kavileşir o buluşmalarla

Mahallesinin camisini anlatamayan, ona dair bir bilgisi, bir hatırası olmayan insana acırım. Abdullah Güner sevdiği camileri yazdı..

Zihnimiz ve zikrimiz kavileşir o buluşmalarla

Herkesin camisi kendisine güzel geliyordur muhakkak. Benim de en güzel camim memleketime dair. Adı, Canbaz Camii. Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde bulunuyor. Çocukluğumun geçtiği cami olmasından, beni namaza ısındırmasından dolayı bu camiye karşı sonsuz bir hürmet sahibiyim. Camiyle ilgili bütün ilklerimi burada yaşadım. İlk namazımı burada kıldım. İlk kameti burada getirdim. Yine ilk defa ezan-ı şerifi burada göklere yükselttim. Cemaatin ve namazın ne demek olduğunu, cami arkadaşlığını; dede, baba ve torun üçlüsünün en güzel yürüyüşünün camiye doğru olduğunu burada öğrendim.

Mahallesinin camisini anlatamayan, ona dair bir bilgisi, bir hatırası olmayan insana bu yüzden acırım. Camisinin hocasını, müezzini, cemaatini, halısını, ışığını, boyasını bilen, mikrofondaki ezan sesinden (cami hocası olmadığında) kimin ezan okuduğunu ayırt edebilen bir irtibatı bize camiler sağlıyor.

Cuma Camisi

Bizim oraların bilinen en eski camisi olan Cuma Camisi, Orhan Gazi döneminde akıncı askerlerin yol üzerinde gidip-gelirken namazlarını kılmak için yaptıkları bir cami. İlkokul yıllarımda gittiğim bu cami yalnızca Cuma günleri Cuma namazına özel açılırdı. Cemaat isterse vakit namazlarında toplanıyordu fakat çok kullanılmıyordu.

Mimari olarak bu caminin ayakta kalmasına şaşırabiliyorsunuz. Düz biçilen ağaçların birbiri üstüne oturtulmasıyla yapılan camide bir çivi dahi kullanılmamış. KAYHİDER’de (Kaynaşlılılara Hizmet Derneği) Cengiz Demir Ağabeyin gayretleriyle bu caminin restorasyonu gerçekleşti ve yanına bir Kur’ân kursu inşa edildi. Ramazan’da caminin bahçesinde iftar veriliyor. Osmanlı yadigarı olan Cuma Camimiz artık ışıl ışıl. Ayrıca 30 yıl İstanbul'daki camilerde, 15 yıl da kutsal topraklarda imamlık yapan, ölmeden önce Fatih Camii’nde çocuklara şeker dağıttıktan sonra ellerini havaya kaldırarak şehadet getiren Cevat Aksoy Hocamız için bu camide her yıl anma merasimi düzenleniyor. Memleketimizde bulunan evinde birçok sohbeti olan bu hocamızın 18 bin âleme yaptığı dua hâlâ kulaklarımda çınlanır. Allah mekânını Cennet eylesin.

Yeni Valide Camii

İstanbul’da beni İstanbul’dan çıkaran tek cami ise Yeni Valide Camii. Üsküdar’da yürürken güzel okunan bir ezanla birçok kez yolumu bu camiye çevirmişimdir. Bir seferinde ‘bu ezanı okuyan hocayı bulacağım’ diyerek camiye dalmıştım. Ezanı kimin okuduğunu sorduğumda caminin temizlikçisinin okuduğunu öğrenmiştim. Temizlikçisinin dahi kulağımın pasını sildiği, gönlümü açtığı, caminin ruhuna erebildiğim bir cami Yeni Valide Camii. Caminin dış avlusundan içeriye girdiğinizde dışarısı ile içerisi arasında bir farkın olduğunu hemen hissettiriyor size.

Çilehane Camii

Aramızdaki birlikteliğin giderek arttığı Çamlıca’daki Çilehane Camii’ni de burada zikretmeliyim. İLAM’ın yanındaki bu camide, vakit namazlarında neredeyse dünyadaki bütün milletlerden gelen öğrencilerin oluşturduğu rengarenk bir Müslüman buluşması gerçekleşiyor. Aynı safta farklı ırktan, mezhepten, kültürden bir Müslümanla namaz kılmanın ufkunuzu genişlettiği, zihninizi ve zikrinizi kavileştirdiği bir buluşmada hissediyorsunuz kendinizi.

Camiler bizim; camilere ve evlerimize gitmek farz bize.

 

Abdullah Güner yazdı

Yayın Tarihi: 20 Ağustos 2014 Çarşamba 17:53 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2014, 18:05
banner25
YORUM EKLE

banner26