banner17

Zarifoğlu'nun kabrine bir geceyarısı gittim

Ayrılırken bir öpücük kondurdum yeşil boyalı demirlere. Zarifoğlu’nun kendi deyimiyle 'şatosu kararıyordu' saat ilerledikçe..

Zarifoğlu'nun kabrine bir geceyarısı gittim

 

Birkaç ay öncesiydi. Havanın sert tokatlar attığı zamanlar. Şubat’ın son günleri. Eve gelmiş, kanepeye külçe gibi yığılmıştım. Öylece uyuyup kalmışım. Telefonun sesine uyandım. Çok uğraştımsa da şimdiye dek kendisine bir türlü kızamadığım, ismi lazım değil bir dost uykumdan uyandırdı bendenizi. “Kalk, Beylerbeyi’ne gel, çay içelim” diyordu. “Ne münasebetsiz bir saate denk geldi güzel teklifin” diyecek gibi oldum, vazgeçtim.Cahit Zarifoğlu kabri

Nerden öğrendimse “Hafız’a ters yapılmaz”dı, ezberindekilere hürmeten. Sırt dönmek ve abdestsiz sarılmamak da ince Müslümanların dikkat ettiği hususlardan. Hatta merhum, mağfur Sahaflar Şeyhi Muzaffer Özak, mukaddes toprakları ziyaretinde Harem-i Şerîfin imamlarından biriyle görüşecektir. Otelden çıkmazdan evvel yanındakilere dönüp “Şimdi hafız efendiyle sarılırız, abdestli olmak lazım” der.

Selamlar üzerinize kabir halkı

Hasılı, arkadaşım bendenizi ikna etti ve mûtâdım olmayarak saat 21.00’den sonra evden çıktım. Beylerbeyi’nde hoş tatlı bir sohbet, iki çayın ardından camiye ve denize selam verip kalktık. “Sen Zarifoğlu’nun kabrini gördün mü” dedi bana. “Hayır, görmedim.” dedim. “Gidebiliriz istersen” dedi ve yola koyulduk. Beylerbeyi’nden laflayarak ağır ağır tırmanıyorduk. Sokaklarda kimsecikler yoktu. Tek tük araçlar geçiyordu.

Küplüce kabristanına geldiğimizde saat ya 22.30 ya da 23.00’tü. O saatte kabristanda kabirlerin mermerlerinde yol alıyorduk. Merhumlar dahi safları sıklaştırmışlar. Omuzları birbirine değiyordu kabirlerin. Toprağa çok az basabildik. Her yaştan insan vardı burda. Genç gelen, dünyaya tam kazık çakmak üzreyken buraya tayini çıkan, ana kucağından buraya inen… Her yaştan, her memleketten insan vardı. “Selamlar üzerinize kabir halkı” dedim.

İleride yeşil bir şebeke vardı. Arkadaşıma sormadan kendi kendime acaba hangi velinin kabr-i şerîfi diye geçirdim. “Bak şurası dedi arkadaşım” o yeşil şebekeyi gösterip. Gene kendi kendime “Zarifoğlu da az velî değil” dedim.

Zarifoğlu’nun kendi deyimiyle “şatosu kararıyordu” saat ilerledikçe

Yaklaştık, baktım ki yanında biri daha var. Beraberce uzanmışlar. Kıt okumamla Zarifoğlu’nun yanındaki zâtın Abdülkâsım Arvasî isimli biri olduğunu öğrendim. Abdülkâsım Arvasî, Cahit Zarifoğlu’nun kayınpederi imiş. Bunu da şimdi yazıyı yazıyorken Asım Abi’den öğrendim. Birbirine görünmemek için köşe kapmaca oynayan damat-kayınpederleri gördükten sonra böyle bir şeye şahit olmak, hem şaşırtıyor, hem de gıpta ettiriyor doğrusu.

Cahit Zarifoğlu kabriYukarda incelik dedik. Bir inceliğe daha şahit oldum. Hanımının babasına kayınpeder yerine “kâim peder” diyenlerden birini gördüm. Kişinin zevc-zevce olarak nasibinin taa öteden takdir edildiğinin bir neticesi olarak, hanımının babasına kâimpeder deyen bir abimiz var. Kâim peder demesinin bir başka nedeni de onu, âlem-i cemâle göçen babasının yerine koyduğunun ifadesi.  Malum kâim; her zaman öteden beri var olan ve başka bir şeyin yerine geçen manasını karşılar.

Tekrar Zarifoğlu’nun kabri başına dönelim. Yeşil şebekeye başımı yasladım, okuyacağımı okudum. Biraz daldım öylece. Ben gelmişim, o gitmiş dünyadan. Ruhların ezelden birbiriyle tanışıklığı olduğunu biliyoruz. Orda epeyce tanışıklığımız vardı demek ki; benimmiş gibi duran bir sürü şeyi var Zarifoğlu’nun.

Ayrılırken bir öpücük kondurdum yeşil boyalı demirlere. Zarifoğlu’nun kendi deyimiyle “şatosu kararıyordu” saat ilerledikçe. “Ayışığında mezar” öylece duruyordu. Zikrullahın hitâmında teskin olmuş bir kalp gibi. “Gene gelirim” dedim

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 12:25
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdurrahman
abdurrahman - 7 yıl Önce

yedi güzel adamdan mısın ne .. ne güzel de hizaya gelmiş kelimeler..kalemi tutan elin sahibine dua, o kelimeleri nasip edene hamd..

Ziyaretçi
Ziyaretçi - 7 yıl Önce

kayınpeder tabiri aslen 'kâim peder'den geliyor olmasın. Kelimelerin aslını da inceliklerini de unuttuk vesselam...

r. erdem
r. erdem - 11 ay Önce

eşin aile bireylerine hitaben söylenen kayınpeder, kayınana, kayınbirader hitaplarındaki kayın ön eki eski türk inanışlarından kalmadır. müslüman olmadan önce türkler kayın ağacına kutsiyet atfettiklerinden eşlerinin aile bireylerine saygılarının ve sevgilerinin tezahürü olarak bu şekilde hitap etmişlerdir. o sevgi saygı günümüzde yerini kaynana kaynar kazana deyimine bıraktı orası ayrı tabi.

banner8

banner19

banner20