banner17

Ve kalan zamanda ne yapılır?

Salome, Kuala Lumpur'a gitmiş ve Malezya'ya gidecekler için eğlenceli bir rehber hazırlamış.

Ve kalan zamanda ne yapılır?

Ben mideme çok düşkün biri olarak, yeni bir mekâna ayağımı basar basmaz ilk olarak oranın en ünlü yiyeceklerini öğrenir, sonra da hangi gün nerede ne yiyeceğimle ilgili ciddi bir program yaparım. Sonra da içimdeki suçlu vicdanı bastırmak için tarihî mekânlar, doğa harikaları, müzeler, galeriler falandı filandı, hepsini programın içine bir yerlere sıkıştırırım. Böylece iyi bir turistik seyahat gerçekleştirmiş olurum, midem de memnun olur, dünyevî zevklerin ötesinde mana arayan benliğim de.

Kuala Lumpur
(+)

Belki gitmek isteyen arkadaşlar varsa bir parça yardımım dokunur umudu taşıyarak, Malezya’da kaldığım iki hafta içerisinde neler yaptığımı yazmak üzere ciddi bir şekilde bilgisayarımın başına geçmiş durumdayım.

Pilavı zencefilli yedim

Şu yemekle ilgili bölümü yazayım da rahatlayayım. Efendim Malezya çok-kültürlü bir ülke. Nüfusun yüzde ellisinin biraz üstünde Malaylar. Çinliler ve Hintliler en fazla görülen diğer iki etnik gurup. Ortalama bir restorana girdiğinizde, yerel Malezya yemekleri, Hint mutfağı ve Çin kökenli tatlardan oluşan bir menü geliyor önünüze. Ben “illa Malezya yerel yemeği yiyeceğim” diye tutturunca, ilk başta tavsiye edilen yemek “inasi lemaki” oluyor. Bildiğimiz pilav ama hindistan cevizi sütüyle kavrulmuş, zencefil ve tarçın gibi baharatlarla tatlandırılmış. Zencefili hiç sevmediğim için bu bilgileri sonradan turist rehberinde gördüğüm iyi oldu. Ben yerken zencefil tadı falan almadım.

İşte bu pilavın yanında, restoranın sosyetikliğine göre değişik malzemeler getiriliyor. Benim tercihim olan pis görünümlü ucuz restoranlarda ise gelen ançüez (ya şu ançüez hamsi midir, değil midir, anlamadım hâlâ), balık tadı veren harika bir sos, kavrulmuş yer fıstığı ve salatalık. Bir kere paraya kıydım, orta halli bir restorana girdim, böyle bayağı garsonlu, hesapta yüzde bilmem kaç servis hakkı gelen tiplerden. Saydıklarımın yanında bir de harika bir sosla pişirilmiş bir tavuk budu geldi. Yine de üç kat ödememe değmedi.

Salaş restoranlardan şaşmayacaksın

Ben pis görünen mahalle restoranlarımdan şaşmam. Tavuk dedim, aklıma geldi. Bir ızgara tavukları var, şiş kebab görünümlü, of of, tatlımsı bir sos, ama tarif edilemez bir tat. Sonra bir de “nasi goreng” var, bildiğimiz etli pilavın baharatlısı diyelim. İşte türlü türlü ‘nasi’ler (nasi=pilav). Hiç bir pilav teyzeciğimin domatesli pilavı gibi olmaz bu arada.

Kuala Lumpur
İşte ağlatan çorba

Çin’den etkilenmiş Malay yemekleri de var. Benim denediğim “Laksa” adlı bir çin eriştesi çorbasıydı. Tezgâhın arkasındaki teyzenin “ama bu çok baharatlı ve çok ekşidir” uyarısına nazik bir gülümseyişle karşılık veren, kendini Çin yemeklerini yeme alanında doktora sahibi sanan ben, ağzım yana yana, gözlerimden yaş boşala boşala, burnum aka aka kahramanca bitirdim bu yemeği. Er meydanı.

Hindistan’dan gelen harika bir yemek ise “roti canai.” Kocaman yağlı bir lavaş ekmek. Hafif bizim Erzincan’daki köyde yapılan çökelekleri andırıyor. Ah köyüm vah köyüm.  Yayladan yeni gelmiş tereyağı, Ahmet Amca’nın arılarının balı. (öyle özel bir amca yok aslında ama böyle yazınca daha romantik oldu. Ama bal, hakiki bal.) Taze sağılmış süt. Mis gibi. Hiç de değil. İçemiyorum hiç valla, o nasıl tat. Sadece pastorize homojenize sanayi sütü. Ne diyordum? Evet lavaş. Yanında ‘curry’ baharatından yapılmış koyu bir yahni, tavuk, et, kıyma kendin seçiyorsun. Sonra bandırıp bandırıp yiyorsun. Of.

Malezyalıların çok övündükleri bir içecekleri var, “teh tarik” diye. Bana sorarsan bildiğin sütlü çay. Tahammül edilemez bir tat. Ama işte sen de bir onlara sor. Anlaşılan arkada amcalar bir kaptan öbür kaba döküp akrobatik hareketler yapıyorlarmış aroması ve kıvamı artsın diye. Bence zahmet etmeseler de olur.

Kuala Lumpur
Yerli Malezyalı bacı

Şehir dışında kabile hayatı da yaşanıyor

Tabii hep Malezya diyorum ama ben Kuala Lumpur’dan başka bir yere gitmedim. Başka yerlerde, hâlâ tabiatla iç içe yaşayan kabile denilebilecek etnik guruplar yaşıyor. Kendi dilleri var. Medeniyetle irtibat halindeler, gençlerden bazıları okumak, şehirli olmak için Kuala Lumpur’a geliyor ama genellikle kendi hallerinden memnun insanlar. ‘Animism’e inanıyorlar, ama Hıristiyan ve Müslüman olmuş gruplar var. Gidip görebiliyorsun, el yapımı eşyalar satın alabiliyorsun onlardan. Tabii ben yapamadım ama çok istiyordum. İlginç çünkü.

Örümcek ağı gibi tren hatları

Şehrin içinde örümcek ağı gibi değişik tren hatları var. Tam olarak farklarını çözemedim. Biri en eski hat, eski trenleri var ve çok yavaş. Biri daha hızlı ve tüm hat şehirin üstünden geçiyor. Hatlardan birine monorail (tek ray) diyorlar, ilk defa gördüm, çok tatlı ve binmesi çok zevkli. Lunapark gibi valla.

Kuala Lumpur
Sisler içinde lunapark

Kelebek parkı da var

Lunapark dedim de aklıma geldi; Kuala Lumpur’un dağ başında yer alan lunaparkı meşhur. Ben de ilginç bir şekilde son yıllarda lunaparkları çok sever bir duruma geldiğimden, tabii ki gittim. Dağın tepesine yaklaştıkça sis çoğaldı. Sis içinde en korkunç, yüksek ve hızlı maceralara atıldım, adrenalin hücumuna uğradım.

Şehrin dışında piknik, mangal için uygun çok güzel yeşil alanlar var tropikliğin hakkını veren. Orman, şelale, deniz kıyısı. Seç beğen al. Biz şelaleyi seçtik. Şehrin içinde de birçok güzel park var. Ben kuş parkı ve heykel parkına gittim. Çok güzeldi ikisi de. Kuş parkında, restoranın balkonunda yemek yerken uzun gagalı bir kuş pilavımdan çaldı. Sonra bir maymun geldi, kuşu korkuttu ve benden ödül bekledi. Ben tabii kalp krizi geçirmekle meşgul olduğumdan bir şey veremedim hayvancığa. Asean Heykel Park’ında ise Malezyalı modern heykel sanatçılarının eserleri var. Güzel bir yer. Bunlar dışında benim bir türlü açık yakalayamadığım (ya da hiç açık olmayan!) kelebek parkı ve ceylan parkı da var.

Müzeyi seviyorum, çok sıkıcıyım

Şehrin mutlaka gidilmesi gerek iki müzesi Milli Müze ve İslamî Müze. İslamî Müze’nin mimarîsi çok güzel, içinde de tarihimizin her evresinden türlü sanat eserleri mevcut. Çok tekmil bir koleksiyon. Ben şahsen çok tatmin oldum. Milli Müze ise Malezya’nın tarihi, sanatı ve kültürünü tanımak için çok uygun bir yer. Her şey çok güzel gösterilmiş ve açıklanmış. Milli Müze’nin hemen yanında, aynı mecmuanın bir parçası olarak “Orang Asli”, yani daha önce bahsettiğim yerli Malezyalılar için yapılmış bir müze var. Onların inançlarını ve bedevi sanatlarını tanıtıyor. Bence yetersiz kalmış ama genel bir bilgi için fena değil.

Kuala Lumpur
Batu Caves tapınağı

Ben tabii bulabildiğim tüm müzelere gittim, grubun sıkıcı insanı olmayı çok seviyorum. Asya Sanatları Müzesi ve Tekstil Müzesi de vakit kalırsa gidilmesi gereken yerlerden. Bir de Mescit Negara var, yani Milli Cami, çok güzel bir mimarîye sahip. Onun dışında Mesjit Jamek ve Mesjit İndia da gidilmesi gereken camilerden.

Maymun elma suyumu çaldı ama kapağını açamadı

Malezyalıların çok övündüğü, dünyanın en uzun bayrağının yer aldığı Merdaka Meydanı, şehitlerin anısına yapılmış Milli Anıt (hemen heykel parkının arkasında), Kuala Lumpur sembollerinden ikiz kuleler de genellikle gidilen turistik yerler. Valla kulelerin yarısına kadar çıkmak için sabahın yedisinde kuyruğa girip bilet almak gerekiyor. Ne iştir, altı üstü bir bina işte. İkiz kulelerin de yer aldığı şehir merkezinde, köpek balığı da bulunan bir akvaryum var. Gittim ama parama yazık oldu gibi.

Kuala Lumpur
Hırsız maymunun beyhude çabası

Malezyalılar genellikle Müslüman ama Çinli ve Hintli nüfusu göz önüne olursak, Budist ve Hindu kardeşler de çok fazla. O yüzden Budist ve Hindu tapınakları da bol bol var. En ünlü Hindu tapınaklarından biri Batu Caves. 272 tane merdiveni çıkıp, içeceklerinizi çalmaya çalışan maymunları da atlattıktan sonra, eski bir Hindu tapınağı olan büyük bir mağaraya ulaşıyorsunuz. Arsız maymunların sayıda ve arsızlıkta zirveye tırmandığını da görüyorsunuz burada. Mesela benim arkama atlayıp sırt çantamın ön gözünden elma suyumu çalan maymun gibi. Kapağına açmaya çok uğraştı ama her ne hikmetse başaramadı.

Kuala Lumpur
Pis, kalabalık ve ucuz. China Town!

Alışveriş nereden?

Ben tabii pahalı şeyler almıyorum. O yüzden tam bana uygun bir yere gittim alışveriş için, China Town! Her çeşit giysi, çanta, ayakkabı çok ucuza mevcut. China Town’ın hemen yanında bizim Kapalıçarşı’ya benzeyen bir çarşı var. Malezya’nın eski şehir pazarı, şu anda turistik eşyalar satan bir mekân. Fiyatlar fena değil. Hediyelik eşya için uygun.

 

Salome, iki hafta önce Malezya’daydı

Güncelleme Tarihi: 15 Eylül 2010, 18:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hercaist
hercaist - 8 yıl Önce

ilahi salome, özlemişiz ne iyi ettin, fazla ara verme bence yazmak için, gözümüz arıyor..

AYNUR AKTAŞ
AYNUR AKTAŞ - 8 yıl Önce

Bütün yazılarını bir anda okuyunca yorumlarda ard arda geliyor tabi:)))
Malezyayı biraz tanıdım sayende ama söz verdiğin hediyeyi almadığını unutmadım.
Demek hediye parasıyla sen malezya yemekleri tadıyordun:)))
buna misilleme olarak bugün Merveye domatesli pirinç pilavı yapmaya karar verdim:)).

Seyma B.
Seyma B. - 8 yıl Önce

...diye sorsam, ayıp olur mu ? : )

banner8

banner19

banner20