banner17

Ürdün'de Osmanlı torunları!

Hurşit Paşa'nın torunlarıyla Ürdün topraklarında tesadüfen karşılaştık..

Ürdün'de Osmanlı torunları!

Amman'da herkesin tarihinde bir türk izi var

Soyadı El-Türk (Alturk) olan ama Türkçe konuşamayanlar... Bedevilerle yan yana çadırlarda yaşayan ve Türkçe konuşan Türkmenler... Bakkalın anneannesi Türk... Kasabın dedesi Osmanlı Hicaz Demiryolu’ndaki trende makinist... Taksicinin amcası bilmem nerede Osmanlı valisi...

Çoğunun bir şekilde soyu Osmanlı’ya dayanıyor. Hatta yedi göbek Araplar bile soyunu Türklere dayandırmak için hikâyeler uyduruyorlarmış. Bunun elbette toplumsal psikoloji biliminin alanına giren sebepleri de var. Ancak bir başka sebep de Osmanlı burada olduğu gibi hatırlanıyor, bitmemiş güzel bir şiir gibi hafızalarda hala... “Ah” diyor çokları, “Ah İngilizlere uymamış olsaydık keşke!” Bazıları da “Ama” diyor “Cemal Paşa da biat ettiği halde birçok Arap komutanının kafasını kesti.” Bizde de Osmanlı’ya ihanet edenlerin Lavrens’in peşine takılmış Bedevi aşiretler olduğunu bilmeden “Ama Araplar hain abi ya!” diyenler olduğu gibi...

Türkiye'nin yeri her zaman ayrı

Hangi Ürdün’lü Arap’la konuşursanız konuşun, Türkiye’den olduğunuzu duyunca ayrı bir hürmet gösteriyorlar. Buralarda Türkiye’nin yaptıkları, çok daha dikkatle izleniyor emin olun... Onlar bizi sadece Türkiye olarak görmüyor anladığımız... Bizi, Müslüman dünyasını yeniden o muhteşem günlerine eriştirecek bir lider ülke, Osmanlı’nın devamı olarak görüyorlar. Zaten bunu açıkça ifade edenler de çoğunlukta...

11135Yazımızın asıl konusu bu değil elbette... Buradaki Osmanlı-Türk varlığını araştırırken bizde pek bilinmeyen şaşırtıcı bir gerçekle karşılaştık. Saray’dan bir aile de yaşıyor burada... Türk Kültür Merkezi’nde Türkçe dersi alan Zeynep Hanım ve Abdullah Bey kardeşler vasıtasıyla tanıdık bu aileyi... Kendileri de bu aileye mensup çünkü... “Hurşitzadeler”den ki zaten aile isimleri de Hurşit (Khorsheed) ... Hurşit Paşa’nın soyundan yani... Hurşit Paşa’nın kim olduğuna da pek değinmeyeceğiz. 1800’lü yıllarda yaşamış sert bir Paşa... Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyan ettiği için Osmanlı tarafından yerine geçirildiği Mısır valiliği yapmış ve Yanya’da isyan eden Tepedelenli Ali Paşa’nın kellesini bozulmasın diye -Padişah’ın isteği üzerine- bal dolu küp içinde kendisine teslim etmiş bir Paşa... Acımasız mı geldi size? Ama koskoca devlet bu...

 

Halil Bey

E, diyorsunuz madem bundan da bahsetmeyeceksiniz nedir konu? İşte bu Paşa’nın soyundan geliyor Halil Bey... (Halil Bey, Zeynep Hanım ve Abdullah Bey’in babası) Babasının adı; Muhammet Nihat, dedesinin adı; Ferit Hurşitzade...(Bizim bildiğimiz adıyla Damat Ferit) Şimdi bilenlerin şok geçirdiğine eminim. Damat Ferit’in sadece Sultan Vahdettin’in kız kardeşi Mediha Sultan’la evlendiğini (Bu sebeple “Damat” denildiğini), çocukları olmadığını, bu sebeple Mediha Sultan’ın ilk eşinden olan “Sami”ye tüm varlığını bıraktığını yazıyor tarih kitapları...

Belgeleri görene kadar biz de inanmamıştık. Ama Osmanlı Türkçesiyle yazılı belgeleri görünce ağzımız açık kaldı. Aslı şöyle:

Ferit Paşa (Damat Ferit) üç evli: Hafize İskenderani, Düriye ve Mediha (Sultan)... Halil Bey’in babası Muhammed Nihat, işte Hafize İskenderani’den dünyaya gelmiş. Ve iddia edilene göre ilk eşi Damat Ferit’in... Muhammet Nihat’ın doğum belgesini gördük. (Rica ettik kırmadılar hepsinden birer nüsha verdiler taranmış olarak... Bu belgeleri ciddi ilgilenen tarihçilere aktarabiliriz.)

11137Şimdi bazıları “Ne yani, her adı Ferit Hurşit olan Damat Ferit mi?” diye düşünebilir. Ama Halil Bey’in dedesi adam... Ondan iyi mi bileceğiz? Babası tarafından herhalde anlatılanlar, anılar, yaşananlar vardır. Kaldı ki biz daha önce hiç görmediğimiz bir fotosunu da gördük Ferit Paşa’nın...

Bu tür tarihi ayrıntıları daha sonra geniş biçimde anılarla birlikte anlatacağız. Cemal Paşa’nın üstüne kahve döken garsonun sonu, Atatürk’e Damat Ferit tarafından sorulan “En çok neyi seversiniz? Neyi sevmezsiniz?” sorusunun cevabı:

Atatürk’ün Ürdün’deki Ajlun köyündeki günleri, Damat Ferit’in kaymakamlık yaptığı yerler, torunlarından İrbit Mutasarrıfı İbrahim Paşa’nın yaptıkları ve Nahiye Müdürü Suphi Paşa’nın Osmanlı tavrı, ölmeden önce Damat Ferit’in Sultan Vahdettin’e ulaştırılmasını ısrarla istediği iki çanta ve aslında hain olmadığı... Bunların hepsini ayrı bir yazı için saklıyoruz şimdilik...

Halil Bey ve eşi Raşha Hanım

Gelelim Damat Ferit’in torunu Halil Bey ve eşi Raşha Hanım’a...

Halil Bey 1944 doğumlu, eşi Raşha Hanım da akrabası.(Amcasının kızı) Raşha Hanım’ın anneannesi de Türk’müş. Fakat dedesi Türkçe konuşturmamış evde... Birçok kelime sayıyor bize Türkçe... “Annemden duymuştum” diyor. O da annesinden duymuş olmalı...

Altı çocukları var:

Dalia, Zeynep, Nesrin, Meryem, Abdullah, Ahmet... Birinin telefonunda fon olarak Türk bayrağı, diğerinde Osmanlı sancağı, melodisi İstiklal Marşı bir diğerinin, başka bir tanesinin ise güncel bir Türk şarkısı... Gururla gösteriyorlar Osmanlı’ya ait ne kadar ne varsa evlerinde, para ve pullar, gazeteler, belgeler...

 

11139

(Hurşitzadeler: Zeynep, Ahmet, Halil Bey, Meryem, Raşha Hanım, Abdullah, Dalia)

Halil Bey bize tüm belgeleri getirdi görmemiz için... El yazısı olduğundan, takdir edersiniz ki hemen okumak mümkün olmadı. Ancak taranmış örneklerinden inceleyince dediklerinde haklı olduğunu anladık.

Eve girer girmez herhangi bir Türk evinde gibi hissediyorsunuz kendinizi. Aynı zevkler, aynı hassasiyetler, aynı hareketler...

Halil Bey’in çocukları görünüş olarak da Araplar’a benzemediklerinden kendilerini dışlanmış hissetmişler hep okullarda küçükken... Arkadaşları onlara “Arap değilsiniz” dedikçe eve gelip babalarına “Biz kimiz?” demişler. Büyüyünce de bu işin peşine düşmüşler. Türk vatandaşı olabilmek için birkaç yere başvurmuşlar ama kimse onlarla yeterince ilgilenmemiş. Hatta bir kısmı “Siz Türkiye’de yasaklısınız.” diyerek onların az olan ümitlerini de kırmış. Ancak Osmanlı’ya koyulan yasakların kalktığını da biliyorlar.

Halil BeyHalil Bey güncel konulardan bahsediyor bizlere: ”One minute” çıkışından “Alçak Koltuk Krizi”ne kadar her şeyden konuşuyoruz. “Yapılması gerekenler eskiden beri buydu. Geç bile kalındı.” diyor. “Türkiye çok çabuk hareket etmeli; kesintiye uğrayan kültürümüzü, edebiyatımızı, sosyal ve siyasal birliğimizi bir an önce yeniden tesis etmeliyiz. Gerçi şimdilerde bunu en iyi biçimde yapıyor ülkemiz...” diyor. “Ülkemiz” diyor ya...

Biz, Türkiye’de kendi tarihini ve ülkesini sahiplenmeyenleri düşünüyoruz o an... Yüzünü sadece Batı’ya dönmüş genç Türkiye Cumhuriyeti’nden dert yanıyor bir ara. Osmanlı’dan sonra bu coğrafyayla olan bağları kopartan değişiklikleri de anlamakta güçlük çektiğini söylüyor. Bunun bir yerde yaşanması gereken bir süreç olduğunu, önemli olanın şimdi neler yapılması gerektiğinden bahsetmek olduğunu dile getiriyor.

Sonra yemeğe geçiyoruz. Sofra Türk yemekleriyle dolu... Yaprak, kuru fasulye, dolma, kabak, pilav, yoğurt... Aslında Araplar pek tercih etmiyor bu yemekleri, geleneksel yemeklerinden değil yani...(Raşha Hanım tek tek Türkçe adlarıyla söylüyor hepsini)

Çaylar geliyor, ince belli bardakta ve iki demlikli... (Araplar tek demlikte, şekeri içinde kaynatarak ve çok açık yapıyorlar çayı... Bardakları da kulplu garip bir bardak... Oysa bu evde Türk usulü yapılıyor ve bildiğimiz çay bardağı ile ikram ediliyor çay...) Sadece bunlar bile, onların köklerini ispatlamaya yeter bir sebep bizce...

Onlara baktığımızda önce uzun zamandır görmediğimiz ailelerimiz geliyor aklımıza, hiçbir farkları yok bizim için! Sonra koskoca bir tarih ve büyük bir devlet geleneği... Ama kim bilir belki de onlar da bize baktıklarında yaklaşık 100 yıldır özledikleri bir şeyleri görüyorlar.

Bu insanlar Osmanlı, bu insanlar Türk, bu insanlar “Biz”... Bir şeyler yapmanın işte şimdi tam zamanı... Ne mi? Elimizden ne geliyorsa...

 

Ahmet Akkoç ve Falcon Ürdün’den bildirdi

Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2010, 21:22
YORUM EKLE
YORUMLAR
gökhan çetin
gökhan çetin - 9 yıl Önce

gerçekten birşeyler yapmalı neden mi nerseniz bu kadar bariz açık olan bir durumun hakkını vermek lazım hak ettikleri bu kimliği onlara ulaştırmamız gerektiğini düşünüyorum ve bunun için ne gerektiğini arştırmak lazım vede sonuç olarak belkide daha ne insanlar var dır ki düşünmek bile yıllardır geç kalınmış bir görev olduğunu düşünüyorum saygılar böyle bir araştırmaya girdiğiniz için ayrıca teşekkür etmek isterim

banner8

banner19

banner20