Ulu cami'ye konan kartallar

Bu kartallardan görmemiştim hiç. Mengücek Beyi Ahmet Şah'ı temsil ediyormuş.

Ulu cami'ye konan kartallar

Sivas’ın Divriği ilçesindeyiz. Taştan dantel işlemiş adamların ruhu etrafımızda dolaşıyor. Kararmış fikirlerimizi “neden ve nasıl” dikenlerinden toparlayıp muazzam bir kapının önünde duruyoruz. Bu kapı da dünya bitiyor, sorular bitiyor, cevaplar gereksiz kalıyor. Öylece bakıp kalıyoruz. Arkadaşlarım bu şaşkınlıklarını kendilerince yorumluyorlar:

“apışıp kaldık iyi mi”

“kızım bu ne müthiş bir cami böyle”

“Japonlar bu cami bizde olsa cam fanusta saklarız demişler.” 

“Dedikleri kadar varmış valla”

 

Sivas, Divriği

 

Bense yaşadığımız  şaşkınlığın adını yeni yeni koyabiliyorum: “postmodern şok”

Talihsiz bir zaman diliminin  “hız ve haz tutkunu” insanlarıyız biz. Her ilmeği sabır ve emekle işlenen eserler bu yüzden bizi angut kuşuna çeviriyor. Baktıkça bakıyoruz. Bakma ve hissetme bağlarımız birbirinden kopuk olduğu için algılarımız bizi tefekküre hemen ulaştıramıyor. İşte bu yüzden tekrar tekrar hayret nidaları atıyoruz. Ulu caminin kapısına, ahşap minberine, hiç biri birbirine benzemeyen kubbe desenlerine, kapısına düşen gölgenin -bir ihtimal- namaz kılan insan suretine benzemesine şaşırıp kalıyoruz.

 

Sivas, Divriği

 

Sivas, DivriğiKartalların sırrı

Caminin etrafını birkaç  kez tavaf ediyoruz. Sonra namaz kılmak geliyor aklımıza. Kılıyoruz. Camiden çıkınca ellerimizle her işlemeye yeniden dokunuyoruz dua eder gibi. Belki de hal dili ile sabır istiyoruz Tanrı’dan.

Bir ara gözlerim taş  duvara işlenmiş kartal desenlerine takılıyor. Birinci figür  çift başlı kartal. Hani Selçukluların simgesi olan Konya da sık sık gördüğümüz o ünlü hümayun figürü. Diğeri ise çok farklı… İlk kez görüyorum. Başı önde, bir ayağı havada, tek başlı mahzun bir kartal. İçim burkuluyor. Bu kartalların hikâyesini sonradan öğreniyorum:

Çift başlı kartal Alaaddin Keykubat'ı -Anadolu Selçuklularını- temsil ediyor. Tek başlı kartal ise Ahmet Şah'ı -Mengücekleri- temsil ediyor. Tek başlı kartalın boynunun bükük ve bir ayağının havada durmasının sebebi Mengüceklerin Anadolu Selçuklularının tabiiyetini kabul ettiklerini ifade etmesi...

 

Sivas, Divriği

 

İşte Sivaslılar böyle ince düşünen insanların torunları. Bu yüzden Sivas topraklarında her daim sanatçılar, âşıklar, şairler yetişmiş. Sivas’ın toprağında bu yüzden sebze-meyve değil “insan” biter.  Bu yüzden Sivas’ta ki her tarihi eser paha biçilemeyecek değerdedir. Kutsal inadı olanlar taşı işlerken, bir kalbi daha olanlar kelimeleri işliyor. Şairin dediği gibi;

''kutsal inadı olanlar gerekli 
bir kalbi daha olanlar gerekli''
 

 

Sivas, Divriği

 

Sivas, DivriğiCan sıkıcı bir not: Şimdilerde Sivas’ta tek başlı kartalların sayısı artıyor... Rüzigar, Hepbahar, Kıvılcım, Edebi Pankart,  Sühan… Taşralılar ve bir ayakları havada… Pes etmişler. İstanbul’un o muazzam yayınevlerine dağıtım ajanslarına güçlü ağına bir yere kadar direnebilmişler. Maliyet ve kaynak kıtlığı iki kirli el olup onların da boğazına uzanmış. Aklıma düştükçe üzülüyorum. Tek kurabildiğim cümle şu oluyor: “leş kargalarından geçilmeyen bu ülkede kartal olabilmek ve öylece hatırlanmak da bir hünerdir”

Foto galeri için: //www.dunyabizim.com/gallery.php?id=60

 

Ayşegül Genç hayret etti 

Yayın Tarihi: 05 Ağustos 2009 Çarşamba 10:22 Güncelleme Tarihi: 13 Ağustos 2009, 08:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Melih Erdoğan
Mustafa Melih Erdoğan - 13 yıl Önce

Öncelikle bu gezi yazısı için çok teşekkür ederim bir Sivaslı olarak çok sevindim. Sivas ta kapanan dergilerden bahsetmişsiniz bizde bir dergi kapanıyor ama ardından fazla geçmeden bir başkası çıkıyor. Aşkar Dergisi onuncu sayısında efendim bir doru at ki hiçbir engele pabuç bırakmadan yoluna sağlam adımlarla devam ediyor.

banner19

banner26