Ulu Cami minberinde öyle güzel bir ayrıntı...

Ulu Cami’nin minberinden yola çıkıp Bursa’yı keşfetmeye ne dersiniz Ahmet Serin’in bu güzel haberinin eşliğinde..

Ulu Cami minberinde öyle güzel bir ayrıntı...

 

Bursa, ilk kez ve dıştan bakıldığında, diğer büyük şehirler gibi bir büyük şehir. Bir yanda insana tiksinti veren, kibirleriyle göğü delen (işin trajik tarafı şu ki AKP yönetiminin izniyle dikildi bunlar) devasa binalar, diğer yanda ise yerle birleşivermiş gibi durup dış görünüşüyle bile insanın içini acıtan o yoksul, o mütevazı evler…Bursa Ulu Cami

Kıvrılıp bükülerek giden yollarında araç hareketliliği hiç eksilmeyen, modern zamanların seküler mabetleri olan alışveriş merkezlerinin bulunduğu caddelerinin hıncahınç insanla dolu olduğu bir kadim kent… Bu yönüyle alabildiğine karmaşık, alabildiğine hareketli, alabildiğine bu dünyaya ait bir kent Bursa. Ne araçların akışı bitiyor ne de insanların bir o yana, bir bu yana devinimleri. İnsanı alıp giden bu akışa kapılıp yitmemek o kadar zor ki… “Mahşer nedir” diye sorsalar birine ve o da Bursa’nın bu hareketliliğini gösterip “Şunun gibi bir şey işte!” dese, yalan söylemiş olur mu bilmem.

Bursa’ya kalp gözüyle bakmak gerek!

Ama bu, Bursa’nın ilk bakıldığında görünen makyajlı yüzüdür. Bu yüz, Bursa’nın, mahremini meraklı gözlerden sakınmak için yüzüne taktığı iğreti bir maskedir aslında. Kenti tanıyıp da, onun kılcal damarlarında yürümeye başladığınızda, sizi bir değil, birden fazla paralel hayatın yaşandığı bir sakin dünyanın beklediğini büyük bir şaşkınlıkla görüverirsiniz. Bu dünyanın ilk özelliği sakinliğidir. Bu paralel dünyada hayat, sindirilerek yaşanılır. Telaş yoktur. Her şey sekinet ve huzur üzeredir. Bir şey yapılırken düşünülerek yapılır ve yapılan şeyler üzerinde de düşünülür. Yapılan her şey ya huzur verir ya da hüzün; ama illa ki her şeyin bir karşılığı olur ruhlarda. Öyle hemen tüketilip bitirilmez, bilinir ki sözlerin de bir tarihi vardır, onlar da bir yerden gelip bir yere gitmektedir. Bilinir ki önce söz vardı ve söz kutsaldı.

Bursa Ulu CamiBir de böyle bir yönü vardır Bursa’nın. Velhasıl, tanımak için bakmak gerekir Bursa’ya; dünya gözüyle değil, kalp gözüyle bakmak gerekir. Bakıldığında, çok basit görünen birçok şeyin bile, aslında içinde nasıl derinlikler barındırdığı ortaya çıkar. Tıpkı Ulu Cami’nin minberinde olduğu gibi.

Ulu Cami, Bursa’nın kalbi olarak bilinir. Şehrin merkezinde o vardır ve hayat, o merkezden başlayarak gümrah bir şekilde yayılır çevreye doğru. Dıştan bakıldığında insanda hayranlık uyandıran bu heybetli caminin içine girildiğinde, bu heybet, yerini huzura terk eder. Ve sonra gözler caminin içini tarar; biraz duvarlarda, biraz kubbede dolaştıktan sonra bir de minbere değer o göz.

Ulu Cami'nin minberi: Dünya içinde dünya

Ulu Cami’nin minberi, ceviz ağacından kütük kündekâri işçiliği ile yapılmış. Kısım kısım işlenen motifler, geçmeler açılarak minberin alnına kenetlenmiş. Hiç çivi kullanılmayan bu minberde, muhtemelen 6666 parça abanoz kullanılmış. Minberin süslemelerine bakıldığında ise, bunların sadece göze hoş görünme amaçlı sıradan süslemeler olmadığı, her süslemenin bir anlamı olduğu ortaya çıkar.Bursa Ulu Cami

Mesela minberin doğu cephesine, küresel motifler biçiminde dokuz gezegen ve Güneş Sistemi yerleştirilmiştir. Hem de orijinal sistemine uygun sıralanışına göre olmuştur bu yerleştirme… Güneş Sisteminin arka tarafına yıldızlar ve kuyruklu yıldızlar eklenerek sistemin bütünlüğü sağlanmıştır.

Minberin alt eşikleri de bu ustalıktan nasibini almış. Minberin alt eşiklerinin hem doğu hem de batı taraflarına on ikişer kapı yerleştirilmiş. Toplamda yirmi dört olan bu kapı sayısı, yirmi dört Türk boyunu sembolize etmektedir.

Daha birçok ayrıntıyı bağrında saklayan bu minber bile, önce kendisinin, sonra da Bursa’nın görünüşte basit ama gerçekte nasıl da derin ve gizemli bir dünya olduğuna dair harika bir örnektir. Elhasıl, görmek için bakmayı bilmek gerek, kalp gözü gerek. Bursa, ehl-i dilin keşfini bekliyor dersek pek de yalan söylemiş olmayız sanırım.

 

Ahmet Serin, bir ayrıntı bilinsin diye yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2012, 11:38
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fatma
fatma - 7 yıl Önce

ulucamimizdeki bu minber ve aslında her şey Allah'ı hatırlatıyor. nasıl aşkla yapılmış bir işçiliktir ki bu.bir de şu binalar konusu var..dışarıdan gelen birisi şehrin tam göbeğinde bursanın silüetini bozan bu binalar da ne diye sorabilir. yeni yapıldılar efendim. gerçekten de şehre ne kadar zıt o devasa binalar.

Fatih M.
Fatih M. - 7 yıl Önce

O yüksek binaları Bursa'nın kalbine saplayarak tecavüz edenler elbet bir gün hesabını verecektir. Ne zaman gitsem, Bursa'ya bunu reva görenlere beddua ediyorum. Bursa'da bir tane aklı başında vatandaş, kurum veya kuruluş yok muydu, bu projeye karşı çıkacak... Vatandaşından muhtarına, belediye başkanından bakanına kadar herkes bundan sorumludur. Bu mahalli ve merkezi idare yöneticileri baş sorumludur. Terbiyesizlikleriyle övünebilirler...

r. bostan
r. bostan - 7 yıl Önce

böyle güzel bir yazıda yazının içeriğinden ziyade giriş cümlesinin etkisi ile daha çok dikkat çeken ve akıllarda kalan "yüksek binalar" olması ne acı! Efendim Bursalılar olarak Bursa'daki gecekondu, çarpık kentleşme tüm bunlar yetmiyormuş gibi şehrin göbeğinde yükselen toki konutlarından bizde muzdaribiz ancak elden ne gelir. yazarın dediği gibi Bursa'ya kalp gözüyle bakmak gerekir

iznikli
iznikli - 6 yıl Önce

kentin göbeğine,tam bir ucube diktiler.sayın başbakanımıza sesleniyorum.bu ucubenin buradan biran önce kalkmasını diliyorum.ulucamideki mimberdeki güneş sistemi caminin yapılış tarihi 1399.dünyanın yuvarlak olduğununun ispatlanışı macellan 1450-1560 yılları arası.

banner19

banner13