Üç ayda gezilebilen müzedeyim

Talha Üstündağ'ın kaleminden Mısır'ı okumaya devam ediyoruz. Şimdiki durağımız piramitler ve müzeler.

Üç ayda gezilebilen müzedeyim

Piramitler, piramitler

önde Kefren, arkada Keops
önde Kefren, arkada Keops

Mısır’dan bahsedip de piramitlerden ve eski Mısır’dan bahsetmemek olmaz. Eski Dünyanın 7 harikasından 2’sinin Mısır’da olduğunu biliyoruz. İskenderiye Feneri ve Piramitler. Günümüzde 7 harikadan tamamıyla ayakta kalan ise sadece Piramitler. Gören hemen herkeste hayranlık uyandıran bir yapıya sahip piramitler. 2 – 15 ton arasında binlerce taşın nasıl harç konulmadan üst üste durduğuna mı şaşarsınız, yoksa içine girildiği zaman bazı tür hastalıkların tedavi olmasına mı? Kahire’nin bitip tam da çölün başladığı yerde, o sapsarı renkleriyle bin yıllara meydan okuyarak hala ayakta duran Piramitler, Mısır’ın en önemli tarihi ve turistik eseri. Turistik diyorum, zira yakın tarihlere kadar Türkiye’ye gelen turist sayısı kadar turist sadece Piramitleri görmeye Mısır’a geliyordu. Gize’de yer alan Keops, Kefren ve Mikerinos Piramitlerini ve onların eşlerine ait 3 küçük piramiti görmek için yüzlerce farklı milletten turist de alandaydı. 243 metre yüksekliğe ulaşan Keops Piramiti’nin zamanın aşındırıcı etkisine yenik düştüğünü ve boyunun 7 metre kısaldığı, 242 metrelik Kefren Piramiti’nin yayıldığı alan itibariyle daha uzun göründüğünü, kadınlara verilen değer(!) nedeniyle daha küçük piramitlere sahip olduklarını rehberin verdiği bilgilerle öğrendik. Ayrıca Piramitlerin tamamının 200 yıllık kısa bir dönemde, eski krallık tarafından yapıldığını da öğrendik. Yeni krallık döneminde ise kralların, Krallar Vadisi olarak bilinen güneydeki Luxor şehri yakınlarında, dağların içerisindeki mezarlara gömüldüğü bilgisi ise bizim için yeniydi. Sfenks’in de içinde yer aldığı bölgenin çölün hemen başladığı yerde olması nedeniyle çok sıcak olduğunu da belirtmek gerekiyor. 

Mısır, Piramitler

Müze üç ayda geziliyor

Mısır, Sfenks ve Kefren piramiti
Sfenks ve Kefren piramiti

Mısır Müzesi ise gezinin en ilgi çekici duraklarından biriydi. 140 bin parça eserden oluşan müzenin tamamını gezmenin 3 ay sürmesi bile müzenin önemini ve değerini anlamak için yeterli. İçerisinde barındırdığı ve Mısır’ın binlerce yıllık tarihini gözler önüne seren müzenin en önemli özelliği Firavunlara ait mumyaları da içinde barındırması. Her ne kadar Hz. Musa ile mücadeleye girişen 2. Ramses’e ait mumya İngiltere’de olsa da, müzede bulunan mumyaları gezmek, mumyalanma işleminin yapıldığı aletleri ve sıraları incelemek, mumyalama işleminin inceliklerini öğrenmek, filmlere bile konu olan eski Mısır’ın bu âdeti hakkında insanı yeteri kadar bilgi sahibi yapıyor. Müzenin en nadide parçası ise Firavun Tutankhamon’a ait eşyaların bulunduğu bölüm. Yaklaşık 2500 m2’lik bir alanda sergilenen eşyaların tamamının altından veyahut altın kaplama olması ve sadece ufak bir odada keşfedilmesi dikkat çekerken, Tutankhamon’un mumyasının konulduğu tabutlar ve lahitler de dikkat çekiyor. 3 ayrı boyda lahitin iç içe konulmasının ardından, 2 ayrı boyda altın kaplama tabut da bu lahitlerin içinde yer alıyor. En küçük tabut ise 110 kg. som altından yapılmış ve değişik Tanrı figürleri ve süslemeler ile bezenmiş. Tutankhamon’un mumyası da bu altından tabutun içinde yer alıyormuş. Ayrıca mumyanın kafasında da 11 kg. som altından, fotoğraflarını birçok kez gördüğümüz dünyaca meşhur bir maske yer alıyor. Bugün maske ve tabut müzede sergilenirken, mumyanın kendisi ise Krallar Vadisi’ndeki orijinal mezarında bulunuyor. Eski Mısır hakkında bilgi sahibi olma, Firavunların yaşantısına göz atmak, tarihi yeniden yaşamak için bu müzeyi gezmek şart. Bir hatırlatmada bulunmak lazım ki o da müzeyi gezeceklerin yanlarındaki fotoğraf makinelerini ve video kameraları içeriye sokamamaları. Bu yasağın nedeni hakkında kesin bir bilgimiz olmasa da Mısırlı yetkililerin bu sayede içerideki objelere olan merakı üst seviyede tutmaya çalıştıklarını ve bir tür gizem oluşturduklarını söyleyebiliriz.

//www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2098

Fotoğraf Galerisi için: //www.dunyabizim.com/gallery.php?id=102

 

Talha Üstündağ gitti, gezdi, gördü, yazdı

Yayın Tarihi: 24 Ekim 2009 Cumartesi 17:36 Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2009, 08:39
banner25
YORUM EKLE

banner26