banner17

Trabzon büyük şeher oy, doyamadım tadına

Hatay’a gitmek için mecburi bekleme saatlerimi, Trabzon’da dolaşarak değerlendireyim istedim. Halil Arslan doyasıya yazdı.

Trabzon büyük şeher oy, doyamadım tadına

Hatay’a biletimi aldıktan sonra, 7-8 saatlik bir vaktim vardı daha. Havaalanından çıkıp şehre doğru giden ilk dolmuşa bindim; dolmuşta birkaç kez, “Şehir merkezi nerde, nereleri gezebilirim?” diye soracak oldumsa da vazgeçtim. Son durakta 5-6 kişiyle beraber ben de indim.

İnenlerin çoğu, hafifçe yukarı doğru kıvrılan, etrafında tekstil dükkânlarının çay ocaklarının olduğu, dar sokaklı Doğulu çarşıları andırır bir yere doğru gidiyorlardı, ben de akan kalabalığa bıraktım kendimi. Hafif yokuş bir meydana çıkıyor. Meydandan karşı tepede kocaman Trabzon yazısı da karlar altında; hani derler ya, şehir bembeyaz bir örtüye bürünmüş durumda.

Karşımda belediye binası ve hemen yanında İskender Paşa Camii duruyor. Sırtımda ağır çantamla geziyorum. Birine, “Meydan neresi?” diye soruyorum; buralar hep meydan diyor. Ağır ağır geziyorum, vaktim çok; gördüğüm hemen her kitapçıya giriyorum. Kitapçının birinden, Nurettin Topçu merhumun “İsyan Ahlakı” ve “Felsefe” kitaplarını alıyorum. 1965 yılı baskısı Yahya Kemal’in “Aziz İstanbul”unu, rafların en altında kıyıda köşede bir yerde buluyorum ve hemen kucaklıyorum. Bu üç kitaptan başka bir de, Beşir Ayvazoğlu’nun Geleneğin Direnişi’ni de alıyor ve ayrılıyorum Kristal Pasaj’dan.

Süzgeçsiz çay

Hava güneşli ama insan şöyle sıcak bir çayın içini ısıtmasını istiyor. Bir çay ocağı bakınıyorum; arada bir yerde bir yere girip, çay içip cömert bir çeşitlilikle alınan birkaç gazeteye göz atıyorum. Ve burada öğreniyorum ki siz söylemezseniz çaylarınız süzgeçsiz olarak dolduruluyor, ikinci ve sonraki çaylarımı süzgeçli istiyorum.

Trabzon Müzesi

Buradan çıkıp, yerli de olsam, turistliğin olmazsa olmazı olan fotoğraf çeke çeke ilerliyorum. Yine ana caddenin hemen içerisinde bir yerde güzel bir eski konak dikkatimi çekiyor. Yaklaşınca Trabzon Müzesi, Trabzon’a gelmişken gezilmeli diyorum. Gişedeki görevlinin, “Adam sende; bu karlı havada ne işin var?” der gibi bakışları altında biletimi alıp, bir kaç merdiven çıkıp müzeden içeri giriyorum.

Daha girişte başka bir âleme geldiğiniz belli oluyor. Görevli oldukları belli olan 3-5 kişi var o kadar, başka kimsecikler yok. Konak zamanında gayrimüslim biri tarafından mesken olarak inşa ettirilmiş, daha sonra kamulaştırılmış ve çeşitli amaçlarla kullanılmış, en son müzeye çevrilmiş. Müze o soğuk havada sımsıcak, eski kalorifer petekleri hâlâ faal; görevliye soruyor ellerimle de kontrol ediyorum, evet evet çalışıyor.

Aslına uygun malzemeler asilce duruyorlar; günlük eşyalar eski fotoğraflar, saatler, silahlar, bıçaklar, sikkeler, eski bir gramafon, bir radyo, eski bir çamaşır makinesi, mobilyalar insanı alıp götürüyor. Bir salonda Trabzon’un eski camilerinden alınmış vaaz kürsüleri, minber kapıları, minberler hepsi incelmiş zevk eseri harika şeyler. El yazısı Kur’anlar. Bir alışveriş merkezine atmadığım içim kendimi, tekrar tekrar tebrik ediyorum. Hemen her şeyin fotoğrafını çekip buradan da ayrılıyorum.

Trabzon’da Nihat Sâmi Banarlı ve Türkçe’nin Sırları

Yine kitapçılara uğruyorum. Diyanet Vakfı Yayınevi, hem geniş hem de merkezi bir yerde oradan da, Dücane Cündioğlu’nun “Meşruiyet’ten Cumhuriyet’e Din ve Siyaset”ini alıyorum; yanına Nihat Sâmi Banarlı’nın “Türkçenin Sırları”nı alıyorum. Nihat Sâmi Banarlı’nın, Trabzon asıllı biri olması da ayrı bir tevafuk diye düşünüyorum.

Geze geze ayaklarım bedenimi taşıyamaz oluyor. Akşam namazını, kalabalıkta ezan sesini takip ederek, arada bir camide kılıyorum. Cami ağzına kadar doluyor, ne güzel diyorum. Yemeği yedikten sonra, dışarıdan gördüğüm İskender Paşa Camii’nde yatsıyı kılıp, meydana geldiğim aynı yoldan aşağı sahile doğru iniyorum. Bir pasajın içinde, alt katta merdiven altındaki bir çay ocağında, Trabzon’daki son çaylarımı içip havaalanına doğru yola revan oluyorum. Trabzon beyazlar içinde, tekrar gelmeye değecek bir şehir olarak zihnime işleniyor.

Halil Arslan, “Trabzon büyük şeher oy doyamadım tadına” dedi

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2019, 12:36
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20