Sudan'dan Hayber için yükselen dualar

Hem Kur'ân öğreten hem de dünyadaki Müslümanların huzuruna hep çomak sokan Yahudileri tanıyan ve tanıtan böylesine mücahid ve adanmış insanıları bulmak çok kolay olmasa gerek, tanımak istersiniz diye düşündüm… Haşim Akın yazdı.

Sudan'dan Hayber için yükselen dualar

Dedem rahmetli şöyle derdi: “Eğer ilim olsaydı kavuk ile kürk ile biz de alırdık otuz ile kırk ile…” ilim gösterişle olmaz. Yiğitlik, hiç olmaz. Yiğitliğin cinsiyetle de alakası yoktur. Ummadığınız yerde bedeni küçük de olsa yüreği büyük birisi titretir bazen…

Afrika'da bulunduğum dönemde değişik özelliklere sahip yiğit insanları tanımak nasip oldu. Burkina Faso’nun ücra bir köyünde 90 küsur yaşında vefat eden ve ömründe 3000 Hafız yetiştiren Şeyh Abdullah Efendi'nin kendisiyle değilse de oğlu ve kursu ile tanışmak nasip olmuştu. Mali de büyük kütüphanesi ve entelektüel birikimiyle Dukri, unutulmayacak simalardan birisi… Bunlar gibi bazı özel mücadele ve mücahede örneklerini tanımak, onların duruşlarında ibret ve feyz almak ayrı bir lezzeti doğrusu…

Cebel-i Evliya

Geçen hafta Sudan'da yaşlı ve dimdik ayakta duran mücahide bir hanımı tanımak nasip oldu. Sudan'daki son günümüzde değişik yetimhane ve kurslarını ziyaret vardı programımızda. Cebel-i Evliya bölgesinde bir dizi yetimhane ve kursun bileşiminden oluşan kurumları ziyaret edecektik. Ziyaret için gittiğimiz kurslara girerken büyük bir düzen, disiplin ve nezaket içerisinde misafirlerini bekleyen öğrencileri gördük. Biz girerken koro halinde tekbir ve tehliller getiren yavrucuklar vardı. 

Küçük bir bahçe kapısının önünde durdu aracımız. Böyle bir karşılama töreni için hazırız. Selam verip bahçeye girdik. Üzeri saçlarla kapatılmış, direklerin arasında oturan 300 kadar öğrenci vardı. Biz gelince bir ses, onlara tekbir ve tehlil getirmelerinde önderlik ediyor... Az sonra bu önderliği yapan sesin bir bayan sesi olduğunu fark eder gibi oldum. Ama bir erkek kursunda bayan sesinin olmasını çok beklemediğim için seste bir benzerlik var diyerek, bu öncülüğü yapan şahsa kafamı kaldırdığımda kulaklarımın yanılmadığını fark ettim. 

Yahudi’ye slogan

70 yaşlarında siyahi bir hanımefendi, gayet dinç ve cevval bir şekilde sağ elini kaldırmış, öğrencileri yönlendiriyor. Arkasından başka hiçbir yerde görmediğimiz sloganlar başladı. Slogan bizim için tanıdık gerçi... Filistin'in, Kudüs'ün, Beytü’l-Makdis’in bildik cümleleri var. “Hayber! Hayber ya yahud! Cünd-ü Muhammed seteud…” (Yahudiler! Hayber’i hatırlayın Hayber’i! Muhammed’in (sas) ordusu bir gün dönecek!) 

Bu slogan, Sudan'ın Cebel-i Evliya adı verilen bölgesinin uzak bir köyünde, yaşlı bir kadın tarafından kurstaki öğrencilere tekrar ettiriliyor. Hayretim bir kat daha arttı. Burada böylesi bir sloganın nasıl bir anlamı olmalıydı? Biraz sonra kursun sahibi ve baş hocası hanımefendi ile tanıştık. İsmi Şeyh Nur Abdullah… Verdiği bilgilere göre kendisi Güney Sudan'dan gelmiş. Güney Sudan'da yıllar önce onun böyle bir kursu varmış. Çok zor bir durumda kalmış. Neredeyse kursunu kapatmak zorunda… İşte tam orada bir Türk yetişmiş ona. Türk'ün yardımlarıyla kursunu devam ettirmiş. Büyük bir vakar ve mutlulukla şöyle devam ediyor cümlesine: “O gün bana bir Türk yardım etmişti. Bugün yine Türkler geldiler. Elhamdülillah…” Beklenilen adam olmanın, yolu gözlenen millet ve toplum olmanın verdiği lezzeti başka hiçbir yerde bulamıyorsunuz. Bize kursunu gezdiriyor. Kursundaki öğrencilerin büyük çoğunluğu Güney Sudan'dan gelmiş. Anlaşılan daha çok kendi kabilesi ya da hemşerilerinin üzerine çalışıyor.

Tahmin ederim ki; sizler kursun içinde daha çok, yukarıdaki sloganı merak edeceksiniz. Sudan’ın ücra bir köyünde yaşlı bir kadının öğrencilere Kur'ân okutmasını anlayabilirsiniz. Ama orada kendilerini görmeyen, duymayan Yahudi’ye atılan sloganların amacı nedir?

Sudan’da bir köy 

Biliyor musunuz; Güney Sudan'ın bölünmesinde İsrail'in büyük parmağı vardı. Ve bölünen Güney Sudan'ı ayrı bir devlet olarak ilk tanıyan İsrail’dir. Bu gelişmeler on binlerce yetim çocuğa ve yüz binlerin yer değiştirmesine sebep oldu. Evini, yurdunu terk etmek zorunda kalan bir çilekeşin öfkesidir bu slogan… Şimdi daha kolay anlayacaksınız; neden yaşlı Nur hanımefendinin, “Muhammed'in ordusu dönecek ey Yahudiler! İşte o zaman…” diye slogan arttırdığını.

280 öğrenci kalıyormuş burada. Kendi evini gösterdi. Kendi evi de hemen bitişikte ve en az kurs kadar mütevazı. Yatakhanelerini gezdik. Aman Allah'ım! Ya Rabbi içinde bulunduğumuz ve şükrünü eda etmekten aciz kaldığımız bu nimetlerden dolayı bizi hesaba çekme… Biliyorum ki Kitab-ı Kadim’inde “Muhakkak ki; o gün size verilen bütün nimetlerden hesaba çekileceksiniz!” buyuruyorsun. Bu hesaba çekileceğiz. Ama ne olur Allah'ım hesabımızı kolaylaştır!"

Yatakhaneleri geziyoruz. Bir buçuk metre kadar duvarları var. Direkler dikilmiş ve üzeri saçla kapatılmış. Mevsim kış, gündüzleri sıcak olsa da geceleri onlar için dondurucu soğuklar var. Ranzalar çoğunlukla 3 katlı. Yatak yerine ipleri karşılıklı bağlayarak, hamak gibi yatak yapmışlar.  Geceleri üşümemek için öğrenciler, ranzaların kenarlarına karton ve eski çuvallardan koruma yapmışlar.

Kenarlarda Loh adını verdikleri tahta tabletler… Her gün onlara yazarak ezberliyorlar Kur'ân'ı. Götürdüğümüz şeker, Mushaf ve hediyeleri dağıttık kendilerine, kurbanımızı kestik. Binlerce teşekkür ve dua… “Öğrencilerimizin Mushaf’a da ihtiyacı vardı” diye memnuniyet ve şükranlarını bildiriyor hanımefendi. Çok da vakur...  Bizden, başka bir yardım da istemedi. Karşılıklı dua istedik sadece…

Hem Kur'ân öğreten hem de dünyadaki Müslümanların huzuruna hep çomak sokan Yahudileri tanıyan ve tanıtan böylesine mücahid ve adanmış insanıları bulmak çok kolay olmasa gerek, tanımak istersiniz diye düşündüm…

Haşim Akın

Güncelleme Tarihi: 18 Mart 2019, 22:18
YORUM EKLE

banner19