Şeyhefendi rical ve kibar konağına gitmezmiş

Eyüp Sultan’da kültürel varlıklar birer birer gün yüzüne çıkarak yeniden hayat buluyor. İşte restorasyonu tamamlanma aşamasına gelen ve kısa bir müddet sonra açılışı planlanan bu tekkelerden biri Vezir Tekkesi… Nidayi Sevim yazdı.

Şeyhefendi rical ve kibar konağına gitmezmiş

 

 

Eyüp Sultan’da kültürel varlıklar birer birer gün yüzüne çıkarak yeniden hayat buluyor. Osmanlı toplumunun ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz ve birer “sivil toplum kuruluşu” görevi üstlenen tekkeler Eyüp Sultan’da en yoğun ve en parlak devirlerini yaşamıştır. İşte restorasyonu tamamlanma aşamasına gelen ve kısa bir müddet sonra açılışı planlanan bu tekkelerden biri Vezir Tekkesi

Ayvansarayî’nin Hadikatül Cevami’sinde Sadrı Esbak İzzet Paşa, Hacı Mehmet İzzet Paşa veya İzzet Mehmet Paşa Tekkesi adıyla anıldığı belirtilen Vezir Tekkesi, Sofular Mahallesi’nde, Vezir Tekke Sokağı’nda Eyüp Bulvarı üzerindedir. İzzet Paşa’nın 1796 yılında bizzat kurduğu vakıf tarafından yaptırılan bu tekke, vaktiyle Nakşîbendi tekkesi olarak hizmet veriyordu. Bünyesinde mescit de bulunmaktadır. İlk şeyhi ise kaynaklara göre, Nakşibendî Ömer Rıza-i Darendevi Efendi’dir. Hür Mahmut Yücer, “Menakıb-ı Ömer Rıza-i Darendevi” ve “Eyüp’te Vezir Tekkesi” isimli makalesinde, Şeyh Efendi’den şöyle bahseder: ”Ömer Rıza-i Efendi, İstanbul’daki otuz sene ikameti boyunca hükümet kapısına, rical ve kibar konağına gitmemiş, gitse bile yemek yememiş, verilen hediyeleri anında dervişan ve fukaraya dağıtmış, altmış-yetmiş müridiyle beraber kışın dergâhta, yazın Davutpaşa ve Kâğıthane’ye giderek tevhidler çekmiş, devranlar sürmüş, taamlar yemiş bir mürşid-i kâmil idi…”

Minber ve minare ile donatılmış bir cami-tevhidhane, selamlık harem ve mutfak-taamhane birimlerinden meydana gelen ve mimari özelliklerinden XIX. yüzyılın ikinci yarısında yenilendiği anlaşılan İzzet Paşa Tekkesi, diğer örnekleri gibi Cumhuriyet döneminde harap düşmüş, 1940’lı yıllarda harem bölümü, 1980’li yıllarda ise cami ve tevhidhane bölümü ortadan kalkmıştır. Geriye selamlık bölümü ile küçük bir haziresi kalmıştır. Bu haziredeki mezar taşlarının şeyhin kendisinden önce vefat eden eşi, çocukları ve tekke hizmetinde bulunmuş dervişlere ait olduğu sanılmaktadır. 1824 yılında hicazda vefat eden Şeyh Ömer Rıza-i Darendevi Efendi’nin hazirede yer alan kâgir makam türbesi de bu süreçte tarihe karışmıştır.

Vezir Tekkesi ihya ediliyor…

Vezir Tekke’sinden geriye kalan selamlık bölüm uzun bir müddet bakımsız bir vaziyette idi. Geçirdiği son yangında kısmen yanmış kısmen de harap olmuştu. Ahşap ve fevkani olan yapı, her geçen gün biraz daha tahrip olduğu için, ihyası büyük önem arz ediyordu. Kısa bir süre önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile İl Özel İdaresi’nin restorasyon programına alınan bu tarihi eserin projesi, İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından da onaylandı. İnşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak olan Vezir Tekkesi’nin günümüz sosyal ve kültürel yaşamına kazandırılması hedeflenmekte.

İzzet Mehmet Paşa kimdir?

Başta memleketi Safranbolu’ya olmak üzere Osmanlı ülkesine birçok vakıf eseri kazandırmış olan İzzet Mehmet Paşa, 1743 yılında Safranbolu’da doğdu. Devletin çeşitli kademelerinde görev aldı. I. Abdülhamid dönemi sadrazamlarından Halil Hamit Paşa’nın kızıyla evlendi.

III. Selim döneminde sadrazam oldu. Uzun müddet Mısır Valiliği görevinde bulundu. Mısır’ın muhafazası için tahkimat yapılacak yerler hakkında bilgisi olmasına rağmen, Fransızların Mısır’ı işgaline engel olamadığı gerekçesiyle, 1798 tarihinde sadrazamlık görevinden azledilerek Sakız Adası’na sürgüne gönderildi. Oradan Manisa’ya gönderilen eski sadrazam, 1812 senesinde burada vefat etti. Fazla miktardaki parası devlet tarafından müsadere edilmiştir. Pek çok hayır eseri bulunan Paşa hakkındaki III. Selim’in değerlendirmesi ise hayli ibret verici ve hazindir…

Not: İzzet Mehmet Paşa ile ilgili geniş bilgi için Şerafettin Deniz’in “Eyüp Sempozyumları” kapsamında yayımlanan “Eyüp’te Bir Vakıf: Sadrazam Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa Vakfı, cilt x., s.340–353 isimli makalesine ve Abdülkadir Özcan’ın TDVİA, cilt, XXIII., s.560’te yayımlanan “İzzet Paşa Safranbolulu” maddesine bakılabilir.

 

Nidayi Sevim yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2014, 15:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13