Şerefu’l mekân bi’l mekin

"Modernite küreselleşmeyle birlikte önce mahalle kültürümüzü yok ederek bizleri beton yığınları arasında yaşamaya zorladı. Bununla da kalmayıp evlerimizin içerisine girerek aile kavramını yıkmaya çalıştı." Emine Beyza Öztürk yazdı.

Şerefu’l mekân bi’l mekin

Biçimin işlevi takibiyle şekillenen mimari, içinde bulunduğu her medeniyetten izler taşımaktadır. Bir yapı ortaya konulurken de bulunduğu kültürün bir parçasıdır ve bu kültürden aldığı inancı, geleneği, sosyal dokuyu da yansıtması gerekmektedir.

İslam şehirlerine baktığımızda bu izleri görmek pek mümkündür. Şehrin merkezinde bir camii vardır ve bakkal, kasap, berber, fırın, kahvehane gibi yapılar bunun etrafında küresel formda büyümektedir. Büyüyen bu şehir, içinde zamanla başka işlevsel yapılarda barındırmaya başlar. İlk örneklerine Osmanlı’da rastladığımız külliyeler de bu formda oluşturulmuş yapılar bütünüdür. Bu form aynı zamanda bize yaşam döngüsünü, şehrin içerisinde sürekli büyüyen bir hayatı hatırlatmaktadır.

Şimdi bu şehirdeki bir mahalleyi düşünelim. Manevî ve maddî haz ile iç içe olduğumuz, yürüyerek rahatlıkla ulaşım sağlayabildiğimiz, semayla, arzla alakadar olduğumuz, taşı, toprağı, havayı, suyu özgürce kavrayabildiğimiz, insanlarla hemhâl olup yardıma koşabildiğimiz, içerisinde çocukların koşup oynayabildiği, trafik sorununun olmadığı, doğaya ve insana saygılı az katlı yapılaşmanın olduğu bir mahalle…

Ardından bu mahallede ikamet eden bir insanı tahayyül edelim. “Çünkü şerefu’l mekân bi’l mekin yani mekânın şerefi orada bulunan iledir, insan olmadan o mekân inşa edilmez.”1

Mahallelere ve evlere hâkim kültür

Mekânları, insanı ve her türlü canlısı ile İslâm’da mahalle kültürü dediğimiz, aslında kişilerin birbirinin dertlerini görebildiği, aynı sevinci ve kederi paylaşabildiği, çocukların sokakta özgürce oynayabildiği bir kültürdür.

Bu kültür yalnızca mahallede hâkim değildir. Topografyaya uygun yerleştirilmiş iç içe ama bir o kadar da mahremiyet kurallarına uygun konumlandırılmış evler vardır. Evin içine girdiğimizde ise bu sıcaklığın devam ettiğini görürüz. Bir akşam yemeği vakti masa başında toplanmış, evin babasının anlattığı kıssalar, onu merakla dinleyen çocuklar, annenin elleriyle pişirdiği yemekler, trafik gürültüsünün değil de bahçeden gelen kedi, köpek, kuş sesleri…

Bunları tahayyül etmek, modernizmin insanı tekilleştirme, mahalle kültürünü yok edip hem insanı hem evlerimizi tek tipleştirme üzerine kurulu olduğu düzende hepimize uzak gelebilir.

Modernizm

Modernite küreselleşmeyle birlikte önce mahalle kültürümüzü yok ederek bizleri beton yığınları arasında yaşamaya zorladı. Bununla da kalmayıp evlerimizin içerisine girerek aile kavramını yıkmaya çalıştı. En küçük temel yapı taşımız olan aile kavramını kaybettikçe o ev yuva olmaktan da uzaklaştı, çünkü asıl meselenin evi yuva yapabilmek olduğu algısını unuttuk.

Artık günümüze baktığımızda herkesin kendine ait, yalnızlığını kimseyle paylaşmak istemediği özel alanları var. Kapanan kapılar ardında herkes kendi tek tipleşen dünyasında kaybolmuş. Komşusunun derdiyle dertlenmeyen, yolda görse selam vermeyen, birbirlerinin varlığından haberi dahi olmayan insanlara dönüştük. Apartman katlarının arasından kurtulup birbirimize ihtiyaç duyduğumuzun farkına ne zaman varacağız?

Doğaya yabancılaşan insan Allah’a yabancılaşmaz mı?

Betonlaşan şehirlerde yaşamaktan tabiattan, gökyüzünden bihaber yaşıyoruz. Hangimiz betonlaşan dev kuleler ardında uzanan o sonsuz semayı izledik? Yapraklarını döken ağaçların yeniden yeşerdiğine ne zaman şahit olduk? Giderek komşumuzu, doğamızı, gökyüzümüzü unuttuk. Kendine ve çevresine bu kadar yabancılaşan varlık bunları yoktan var edene yabancılaşmaz mı?

Peki, bu küreselleşen dünyamızda şehrimizi, mahallemizi, komşuluğumuzu yeniden yaşatmak için bir gayretimiz var mı? Özellikle evlere kapandığımız bu son yıllarda bunların ne kadar kıymetli gerekli olduğunun farkına daha iyi varıyoruz.

Hepimizin tekrardan yeşile, göğe, insana kavuşması temennisiyle…

Emine Beyza Öztürk

Kaynak:

1 Sadettin Ökten-Kemal Sayar, Aşk ile Anı Seyretmek, s. 35

Yayın Tarihi: 12 Mart 2022 Cumartesi 13:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26