Şehir ve kapılar-1

Şehir kapıları genel bir tanımlama ile kale ve surun bir parçası olacak şekilde giriş çıkışın yapıldığı, aynı zamanda güvenlik ve kontrol amaçlı olarak da en önemli unsurlardan birisidir. Mehmet Sancak yazdı.

Şehir ve kapılar-1

Kapı formu hemen hemen tüm din ve medeniyetlerde önemlidir. Göğün kapısı, öteki dünya kapısı ve bazen de mitoloji ve efsaneler konu olan sır kapısı vs. Ancak her ne kadar günümüzde pek bir işlevi ve anlamı kalmasa da tarihte önemli bir konuma sahip olan kapılardan birisi de şehir kapılarıdır.

Şehir kapıları genel bir tanımlama ile kale ve surun bir parçası olacak şekilde giriş çıkışın yapıldığı, aynı zamanda güvenlik ve kontrol amaçlı olarak da en önemli unsurlardan birisidir.

Eskiçağlardan itibaren kapı formları günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan en önemlisi ülkemizden bulunan Hititlerin en önemli başkentlerden Hattuşa’da bulunan 5 kapıdan biri aslanlı kapıdır. Günümüze kalan kabartma ve formları itibariyle Hitit imparatorluğunun en görkemli dönemlerinde inşa edildiğini yansıtmaktadır. Birçok yapıda görülen aslan figürü Hititlerle özdeşleştiğini bilmekteyiz. Her iki yanında bulunan aslan heykelinden dolayı buradaki kapı “aslanlı kapı” olarak isimlendirilmektedir. Aslanlar genelde giriş kapılarında ürkütücü olduklarından dolayı konulmaktadır. Aslanın aynı zamanda eski medeniyetlerde ruhsal anlamda koruma vazifesi olduğuna da inanılır.

İstanbul’un kapıları

Şehir kapıları denilince akla ilk gelen şehirlerden biriside hiç şüphesiz İstanbul’dur. Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde birçok kapı inşaatı yapılan İstanbul’da yaklaşık olarak 45 tane kapı bulunuyordu. Tarihte herkesin hayalini kurduğu ve gelmek için can attığı İstanbul’a giriş o kadarda kolay değildi. Şehre gelenler bu kapılarda bekletilir, özel izni olmayanlar alınmazdı. Kapılar sabah gündoğumu ile açılır akşam karanlığı ile kapatılırdı.

Bu kapılar Roma döneminde kullanıldığı gibi İstanbul’un fethinden sonra Osmanlılar tarafından da farklı adlarla anılmaya başlanmış. Bizans devrinde askerlerin giriş yeri olan asker kapı Osmanlılarla beraber o bölgede yer alan Mevlevihanelerle beraber Mevlana kapı olarak anılmaktadır.

Bizanslılarca yaldızlı, ışıklı ya da daha abartılı ve yaygın söylenişiyle altın kapı anlamında Porta Aurea olarak adlandırılan bu kapı, Bizans’ın kent dışına yaptırdığı en büyük zafer takıdır. İki yanındaki burçlar kapının korunması için yapılan ilk burçlardır. Zafer kazanan Bizans krallarının ve komutanlarının bu kapıdan girmesi bir gelenek olmuş. Örneğin, 1261’de Paleologos kentini uzun süre hırpalayan Latin işgaline son verildikten sonra zafer bu kapıdan girerek ilan edilmiş. Kapının mimarisini belirleyen üç kemerin en yükseği ortadaki kemerdir. Kurulduğunda bu kemerlerin üzerinde olan ama şimdi göremediğimiz Prometheus, Herakles, Zeus gibi mitoloji kahramanlarının heykelleri, kentin henüz Hıristiyanlığı resmi olarak kabullenmediğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

Kutsal şehir Kudüs’ün kapıları

Şehir kapılarından bahsederken 3 semavi dine ev sahipliği yapmış Kudüs’ten bahsedilmeden olmaz.

A'raf süresinin 161. ayetinde  "Onlara denildi ki: Şu şehirde (Kudüs'te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yeyin, ‘bağışlanmak istiyoruz’ deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız." denilmektedir.

Kapıdan eğilerek girin denilen kapının Kudüs’teki 7 kapının olduğu bilinmektedir. Günümüzde Müslümanlar, eski şehrin Şam, Sâhira ve Esbât kapılarını; Hıristiyanlar Esbât, Cedîd ve El Halîl kapılarını; Yahudiler ise Meğâribe, Nebî Davud ve El Halîl kapılarını yoğun olarak kullanmaktadır. Turistler ise daha çok, kapıların en ihtişamlısı olan Şam Kapısı ile şehre batı yönünden girişi sağlayan El Halîl Kapısı’nı tercih etmektedir.

Bu kapılardan en önemli olan hiç şüphesiz Hristiyanlar ve Yahudilerin
“Altın Kapı” olarak adlandırdıkları kapıdır. İnanışa göre Mesih, Zeytin dağından gelerek Muallak kayasına bu kapıdan geçecektir. Müslümanlar tarafından “Rahmet” kapısı olarak adlandırılan bu kapı Selahattin Eyyübi nin burayı feth etmesi ile beraber taşlarla kapattırılmıştır.

İmam Gazali’nin Kudüs’te Tevbe ve Rahmet kapısının üstünde kendi zaviyesi bulunmaktadır. Mescid-i Aksa’da ders vermiş. Ayrıca burası İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn adlı ünlü eserini kaleme aldığı yer olarak bilinmektedir.

Mehmet Sancak

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2020, 21:52
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26