banner17

Sarıldığında bırakamadı çünkü…

Değerli müzisyen Mikail Ramazan'da Gazze'deydi. Mavi Marmara'da da bulunan Mikail'in yazdıklarından etkilenmemek mümkün değil...

Sarıldığında bırakamadı çünkü…

Bunaldın mı dünyadan yiğidim? Bir Filistin gördüm bir Filistin, bir kez daha kendi halime, halimize yandım. Güzelim İslambol’un bolluğundan, zerrelerin terk-i diyar ettiği, kaktüs tarlasında enginar yetiştirmeye çalıştığımız ahvalimizle… Kokladığımız güllerin rayihası buralardan çoktan göç etmiş. İnsanlık ve kardeşlik, güzelim bu topraklardan oralara çoktan hicret etmiş. Berraklıklarımız rüyalarımızdan bile göç etmişken, neyden bahsetmem daha doğru olabilir ki?

Bir yetim, boynunu bükerek bizlere, içerisinde mis gibi, berrak, temiz, samimi yüreğini koyduğu o minnacık avucunu açmış hayır dua ediyor. Gözlerinden üç beş damla gözyaşı akıyor. Gazze’nin gözlerinin yaşadıklarını hayal bile edemeyiz… Ömrümüzce hayatımızın köşelerinde, acz içinde nakkaşı melankolik mücahitlikle işlediklerimizi bir düşünün. Ferhat nerdeeeee, Şirin nerde? Leyla nerdeeeeee, Mecnun nerde? Buralardan çoktan göç etmiş güzelim Anka kuşlarımız. Hazan çökmüş çoktan güvercinlerimizin kanatlarına. Sahralarda neyin arayışındayız?

Mikail ve İsmail Heniye
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Mikail Gazze'de
Fotoğrafları büyütmek için üzerini tıklayınız

Selam verdiğim Gazzeli her kardeşimin gözbebeğinde Allah’a teslimiyeti ve umudu o kadar açık şekilde gördüm ki tarif edemem. Emin olun, yüzümü çevirip yere baktım defalarca; gözlerimi kaçırdım kardeşimin gözünden. Utandım, kim kime yardım ediyor afalladım, birbirine karıştı her şey. Fotoselli, gece görüşlü teknolojik dürbünle bakmanıza gerek yok; her yer aydınlık… Yürekleri şeffaf Gazzeli yiğitlerimizin…

Bizleri gören herkes heyecanla Mavi Marmara gemisinde yaşadıklarımızı, İsrail siyonistlerinin korsan saldırı anını soruyordu. Sanki çayı demlemişim, elime süzgeci alıp memleketimizin kıvrımlı narin çay bardağının üzerine tutmuşum ve demini süzerek bardaktaki kıvamına bakar gibi, garip bir hal içinde kendimi süzgeçten geçirmeye, kıvamımı ölçmeye çalışıyordum.

Rabbim vesile kıldı Filistin’i, Gazze’yi

Şehit Ahmed Yasin’in, Rabbime sitemli vasiyetindeki şu cümleleri defalarca okumamız gerekiyor: “Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu başımıza gelen bu acı felaketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak? Bu ümmet utanmaz mı şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı. Birliğimiz bozuldu. Yollarımız ayrıldı. Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz."

Evet, “bu cümleleri duyup da rahat uyuyabilen bir imanlı var mı bu dünyada?” diye sormadan geçemiyorum. Bizler, içerisinde bir tutam azığı olan yalnızlığımızla, o meşakkatli yolculuğu ölümümüz pahasına göze alarak ve her şeyi Allah (c.c.)’tan bekleyerek Mavi Marmara’ya katıldık.

Filistin, Gazze bizlere çok şey öğretti; sorumluluklarımızı, utançlarımızı, kendimizi, kardeşliğin gerçek anlamını. Tefrikalar içerisindeki cemaat cedelleşmelerimiz arasında kaybolup, yok olup gideceğimizi hatırlattı. Dahası bizi biz olmaya davet etti Rabbim, vesile kıldı Filistin’i, Gazze’yi, kardeşlerimizi…

Her şeyden önce İHH İnsani Yardım Vakfı’ndaki bütün yetkili kardeşlerime, Mavi Marmara gemisi ile başlayan bu güzellikleri bizlere tattırdığı için müteşekkirim. Ömrüm boyunca Mavi Marmara’daki samimi, sabırlı, fedakâr kardeşlerimi belki bir daha bir arada bulamayabilirim sizlere anlatırken de… Mavi Marmara’yı, oradaki duygu ve hissiyatımızı yeteri kadar aktaramayabiliriz. Somut yaşamak ve soyut aktarmak ne kadar gerçekçi bilemiyorum.

31 Mayıs sabahını nasıl anlatabilirdim Gazzeli kardeşlerime?

Filistin, Aksa, Gazze bizlere biz olmayı, kardeşliğimizi hatırlattı ve hatırlatmaya da devam ediyor, yeryüzünün damarlarına kan veriyor, besliyor ümmetini. Paylaşmayı, sabrı, az konuşup çok şey yapmayı, kuru kuruya tartışmamayı, el ele tutunmayı, yardım etmeyi, tasarruflu olmayı, birlikte hareket etmeyi. Ve daha nice güzellikleri…

Gazze’de sorulan soruya siz olsanız ne cevap verirdiniz bir düşünün? Heybetle savaş filmi anlatır gibi mi anlatsaydım 31 Mayıs sabahını Gazzeli kardeşlerime sizce? Bizler uyudukça İsrail’in her yaptığı yanına kâr kaldığı gibi sonunda da aynı tas aynı hamam atını sürmeye devam mı edecek yaralı ceylanımızın sırtında? Çaresizlik içinde, Mavi Marmara’nın sıcaklığının hızlıca soğumaya başladığını görüyoruz. Yine de umutluyuz. İnşallah devran hızla değişecek. Uyuyarak değil, duyarlı olmakla, azimle, meşakkatle, çalışmakla ciddi yol alınacak. Gazze’deki kardeşime anlatacak yaşanmış zahmetli sahnelerimiz olsa da, onların altmış küsur yıldır her gün yaşadıklarının yanında komik bir profil çizeceğimi düşündüğümden susmayı tercih ettim. Onlar her gün yeni bir mücadelede dimdik ayaktalar.

İHH’nın yetim projesi

İsmail Heniye’nin şu cümleleri aklımdan hiç çıkmıyor: “Göçlerden ötürü şu an Gazze bir buçuk milyon üzerinde yoğun bir nüfusa sahip, binalar çok kalabalık, İsrail ‘heron’larla sürekli Gazze’yi izliyor. Kalabalık ailelerin yaşadığı bazı binalara da uzaktan füze atıp yerle bir ediyor. Bütün Gazze; çocuğu, kadını, erkeği ile enkaza doğru koşmaya başlıyor. İsrail zannediyor ki insanlar meraktan gidiyorlar oraya. Hayır, burada yardımlaşma ve paylaşma zirve noktasında. Bir önceki Furkan savaşında paylaşmanın ve fedakârlığın en güzel örneklerini -ensar ve muhacir ilişkisini- Gazze halkı yaşadı. Bu yıkılan binalardaki kardeşlerine yardıma koşuyor herkes ve Gazze insanı ölümden korkmuyor; her gün uyandığında şehadete hazırlıklı şekilde hayatına ‘bismillah’ diyor. Burada, Gazze’de, her ailenin en az bir ya da iki şehidi var, Şehadet yabancı değil bizlere. Allahu Ekber…”

İsmail Heniye’nin bu cümleleri karşısında tutulduk. Elhamdülillah bizim de Filistin yolunda dokuz şehidimiz var kardeşler. İnşallah bu, ümmetin dirilişine vesile olacak, inşallah…

İHH’nın yetim projesi kapsamında bakımını üstlendiğim iki yetimimden biri olan 5 yaşındaki yetim kızımı gidip görmek nasip oldu. Arkadaşlar, yetim kızımızın amcasının yanında kaldığını söylediler. Gittiğimde şaşırıp kaldım, zira amcası da çocuk denecek yaşta ve fukara bir aile. Babası ve abisi şehit olmuşlar. Hediyelerimi götürdüm yetimime, başını okşadım; çok sevindi, mutlu oldu. Şaşkın ve küçücük hali ile anlam vermeye çalışıyordu bu yabancının uzaklardan neden geldiğine? Neden hediye getirdiğine?

Uzunca bir zamandır Filistin’e gidebilmenin ve bir yetimin başını okşamanın hayalini kuruyordum. Sizlere garip gelebilir lâkin Allah Rasulü’nün yetimlerle ilgili çok fazla hadisi var, çok fazla tavsiyelerde bulunuyor. Yetimin sevilmesi, korunması, bakımı ile ilgili bizlere şefkat örneği sergiliyor. Yetimlere sahip çıkmakla, muhakkak farklı, garip bir bereket kaynağının hazzının olduğunu düşünüyorum. Ben bunu kısmen yaşadım, yaşıyorum, sizin de yaşamanızı tavsiye ediyorum.

Teravihi Heniye kıldırıyordu

İsmail Heniye’nin resmî makamına yabancı organizatör kardeşlerimizle birlikte davet edildiğimiz gün Heniye tek tek herkesle kucaklaşmaya başladı. Sıra bana gelip de İsmail Heniye’ye sarıldığımda kendisini bırakamadım, kilitlendim. Gözyaşlarıma hâkim olamadım. Program sonunda Mavi Marmara’daki kardeşlerimizi temsilen gittiğimiz 9 arkadaşımla sahneye davet edildik ve hep birlikte “Unadikum” isimli özgürlük marşını okuduk.

Program sonunda bizleri teravih namazına davet etti Heniye ve cemaate Mavi Marmara’yı anlatmamızı istedi. Otel lobisinde arkadaşlarımla muhabbet ederken televizyonda canlı yayında İsmail Heniye’nin teravih namazını bizzat kendisinin kıldırdığını görünce alışık olmadığımız bu tablo karşısında şaşırdık. Ertesi gün mütercim kardeşim –meraktan- İsmail Heniye ile görüşürken neden ağladığımı, kucaklaştığımızda neden bırakmadığımı sordu.

Mevzu şuydu. 30 Mayıs günü Mavi Marmara gemisinde, gece vakti, basın odasında şehit Cevdet kardeşimle muhabbet ediyorduk. İHH merkeziyle görüştüğünü ve bir aksilik çıkmazsa 31 Mayıs günü öğleden sonra Gazze’de olacağımızı, insanların kalabalık halde bizi limanda beklediğini ve İsmail Heniye’nin bizi karşılayacağını söyledi. Heniye ile kucaklaşacağı zaman ona sıkıca sarılıp uzunca bir müddet bırakmayacağını söylediğinde birlikte tebessüm etmiştik. Ve ben bu diyalogu tamamen unutmuştum; ta ki İsmail Heniye ile kucaklaşana kadar…

İsmail Heniye: “Merak etme, Cevdet burada!”

İstanbul’a dönmeden bir gün evvel İsmail Heniye’nin teravih namazı kıldırdığı camiye gittik. Namaz bitince bizleri cemaate tanıttı ve ricası üzerine “Unadikum” eserini tekrar okudum. Cami çıkışı Hasan kardeşim bana Heniye’nin okurken gözlerinin yaşardığını söyledi. Ve İsmail Heniye çıkışta bizleri bırakmadı, evine çay ikram etmeye götürdü. Meğer cami mülteci kampının camisi ve kendisi de 1940’lardan bu yana ısrarla bu kampta oturuyormuş.

Gazze’nin sevilen lideri İsmail Heniye’nin, ısrarlara rağmen hâlâ mülteci kampında eskiden beri oturduğu gecekondu evinde, komşuları ile birlikte yaşadığını görünce şaşırdım. Bizatihi kendisi biz sormadan anlatmaya başladı. Arkadaşları ısrarla daha güvenli ve daha düzgün bir evde oturması gerektiğini söylemişler. Mülteci kampında bulunan bütün komşuları ile birlikte bunu asla kabul etmediklerini, ancak ve ancak Filistin, Mescid-i Aksa kurtulduktan sonra 1940’larda işgal edilip sürgün geldikleri kendi baba yadigârı evlerine geri döneceklerini söylemişler. Bu kararlı sözler bizleri çok duygulandırdı.

Muhabbet ve meyve suyu ikramından sonra vedalaşırken beni kucakladı ve bir müddet sıkarak bırakmadı; bana, “Cevdet şu an aramızda, burada Gazze’de, merak etme!” dedi. Anladım ki mütercim kardeşim şehit Cevdet kardeşimle aramızda geçen bu diyalogu İsmail Heniye’ye anlatmış. Gözlerim yine doldu. Gördüm ki Gazzeli yiğit kardeşlerimiz bizlerden manen çok daha iyi durumdalar elhamdülillah… Hamas’ın, halkın sevilen lideri İsmail Heniye’nin de sizlere çok çok selamı var. Hepimizi yürekten Filistin’e bekliyor.

Hiçbir şey gecikmiş değil, haydi ‘bismillah’!

Halkın bizlere karşı içten sıcaklığını tarif edemem. Gerçekten hoş bir kardeşlik atmosferi var oralarda. Şehadetle sulanmış, tarihî, bereketli, kutsal toprakların güzel insanları. Ve yine şahit olduk ki Filistin’deki herkes için asıl olan sadece Gazze’nin kurtuluşu değil, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin’in her bir karış toprağın kurtuluşu.

Gazze’de mücahitlerin maşallahları var; hepsi birbirinden yürekli ve sevdalı bu davaya, şehadete… Furkan savaşında İsrail tarafından yerle bir edilmek için 20 dakika ömür biçilen Gazze, Allah’ın izni ile 20 gün İsrail’e karşı direndi ve galip geldi. İsrail karadan Gazze’ye giremeyecek derecede korkmuş ve kalleşçe uzaktan füze atmakla meşgul bu günlerde. Ambargo ile çembere alınmış, dünyaya kapalı, Allah’a ve şehadete yakın, kardeşlerine uzak bir Gazzemiz var. Anlayacağımız ambargonun derhal kaldırılması gerekiyor. Mısır’ın sınıra yüksekçe duvarlar örmesi ve sınır kapılarını kapatmış olması İsrail’den hiçbir farkının olmadığının kanıtı oldu. Havaalanında bir arkadaşımız Mısır’a sokulmadı. 2009’daki araç konvoyu ile katıldığından dolayı uçakla Türkiye’ye iade edildi. Saatlerce sınırda kızgın güneş altında bekletildik.

Anlatacak aslında çok hüzünlü ve mutlu kareler var. İsterim ki anlatmayayım da sizler gidin, kendiniz görün, yaşayın. Mücadele edip destek verelim Filistin’e, Mescid-i Aksamıza, Gazze’ye ve bütün kardeşlerimize… Hiçbir şey gecikmiş değil! Yeter ki Rabbimize güvenelim ve ‘bismillah’ diyelim; şöyle içten, güzelce ve Gazzece bir ‘bismillah’…

 

Mikâil haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2010, 18:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
fkgk
fkgk - 8 yıl Önce

selamlar mikail e

AYTEN ALTUN
AYTEN ALTUN - 8 yıl Önce

NE GÜZEL .RABBİM SİZDEN RAZI OLSUN.SAYENİZDE O GÜZEL DİYARA GİMİŞ VE O GÜZEL İNSANLARI GÖRMÜŞ GİBİ OLDUK.MÜSLÜMAN OLMAK ÇOK GÜZEL.MÜSLÜMAN KARDEŞLİK İSE DAHA GÜZEL.

banner8

banner19

banner20