Saraybosna'da Başdöndürücü Kokuların Adresi: Kalem-i Misk

Tarık Lusija’nın dükkânı Kalem-i Misk’i Saraybosna çarşısında bulmak zor değil; tütsü kokularını takip edin yeter… Nevra Neretva yazdı.

Saraybosna'da Başdöndürücü Kokuların Adresi: Kalem-i Misk

Bir şehre gelince denenecekler listesinde eminiz daha evvel “koku” kelimesini hiç duymamışsınızdır. Tadılacaklardan, görüleceklerden bahseder hep yüzyıllardır gezginler. Fakat yolunuz Saraybosna’ya düşerse Tarık Lusija’nın dükkânı Kalem-i Misk’i mutlaka bilmelisiniz. E tabi Saraybosna’nun Koku Prensi’nin hikâyesini de…

Tarık Luşija, “The Parfume” filminin 2000’lerdeki versiyonu gibi. Biz hikâyeyi dinleyince benzerliğe şaşırdık, hatta kokuları tanıyana kadar inanmadık. Tarık Luşija, Bosna savaşı sırasında yedi yaşlarındayken annesi ile bir parkta patlamaya şahit olur ve o günden tek hatırladığı kötü ve dayanılmaz bir kokudur. Bugün bile ne ölen insanlardan ne patlamanın şiddetinden bahsetmekte Tarık. Bu olay, aradan geçen 22 yılın sonunda parfüm yapmayı mesleği haline getirmiş olsa da, Tarık Luşija’da duyu organlarına bağlı travmaya sebep olur.

Tarık Luşija hukuk okumuş, ardından üç yıl avukatlık yapmış fakat bir gün cübbeyi atıp duruşma salonlarını terk ederek en sevdiği iş ile uğraşmaya karar vermiş. Aslında koku Tarık Luşija için en sevdiği iş değil, bir yetenek. Kendisi ile muhabbet ederken ne parfüm kullandığınızı, içinde hangi yağlar ve hangi bileşenler olduğunu söylüyor ki şaşıp kalıyorsunuz.

Hayal edemeyeceğiniz kadar çiçek kokusu denemek

Tarık’ın dükkânı Kalem-i Misk’i Saraybosna çarşısında bulmak zor değil; tütsü kokularını takip edin yeter… Dükkânın mistik havası sizi üç dakika içinde içine çekiyor ve hemen ardından çarşının koku prensinden koku hakkında ne var ne yok dinlemeye başlıyoruz. Raflardan hızla inen yağ şişeleri, bir yandan Malezya’dan Endenozya’dan gelmiş tütsüler, büyülü kokulara sahip ağaç parçaları tütüyor dükkânın içinden sokağın mistik atmosferine doğru. Tarık başlıyor anlatmaya; “yağmurun ardından beyaz gül yağı sürmelisiniz”, “yaz günleri çiçek kokuları kullanmak herkese göre değildir”, “erkek - kadın parfümü diye bir şey yoktur”, “odun ve baharat kokusu seven insanların teni parfümü daha uzun süre hapis eder.”

Tütsüler hakkında bildiklerinizi de unutun. Tarık Lusija’nın elinde her tahta parçası her koku tütsüye dönüşüyor. Oudh ağacının hikâyesini mi dinlemek istersiniz, kiliselerde kullanılan tütsülerin sahte olduğunu mu duymak istersiniz… Hemen gerçek bir kilise kokusu kokluyoruz, ardından elma yağları, turunçgiller, Hippilerin neden paçulli kokusu kullandığı ve dünyanın dört bir köşesinin toprak kokuları hakkında, adeta parfüm ve koku tarihi hakkında şov yapıyor Tarık Luşija…

Hayal edemeyeceğiniz kadar çiçek kokusu denemek, adını daha evvel duymadığınız tütsülerin hikâyesini dinlemek, misk’in ceylanın boynundaki tüylerden yapıldığı için büyüleyici olduğu ve en nadide koku olduğunu öğrenmek nasip oluyor, Tarık Lusija’yı dinlerken… Kendi çağımızdan çıkıp yüzyıllar önce de bir Saraybosna’da geziyoruz. Bogomil mezhebinden Boşnaklar kiliselerde ayaklanma çıkarıyor; kilise tütsüleri yakarken Tarık, bir yandan Bosna tarihini dinliyoruz, bir yandan kokuları… Nergis çiçeği neden kış çiçeğidir derken nergis yağı damlıyor bileklerimize… Saraybosna dağlarında koşan ceylanların boynundan mıdır bilinmez ama misk ekleniyor son olarak muhabbete, kokuların sonuncusu muhabbeti de sonlandırıyor böylece…

Dükkandan ayrılırken savaşın bıraktığı bir travma bazen yeteneğin olabilir diyoruz. Bazen acıları kaybetmek insanın elinde. Kötülükleri büyüye çevirmek ve bir zamanlar baştan aşağı duman kaplamış, ateşe bürünmüş bir şehri bugün misler gibi misk kokusuna büründürmek senin ellerinde…

 

Nevra Neretva

Yayın Tarihi: 04 Mayıs 2016 Çarşamba 15:40 Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 15:52
banner25
YORUM EKLE

banner26