Şam'ın ve Kudüs'ün devamı bir şehir: Amman

Kendine has bir ürünü, bir kültürü olmadığı için, şimdilik Şam-Filistin diyarının ana akım tüm âdet, gelenek, görenek ve alışkanlıklarını sürdüren bir şehir Ürdün'ün başkenti Amman.. Mehmet Erken yazdı..

Şam'ın ve Kudüs'ün devamı bir şehir: Amman

Son senelerde ufak-büyük çaplı seferlerin öznesi olan Amman şehri üzerine, ”Amman’ı bir sayfada nasıl anlatırsınız” yazısı bulacaksınız aşağıda. Amman’da anlatılacak çok fazla mekan olmadığını baştan söylemek gerekiyor. O nedenle hakkındaki pek çok yazı, ya insanları üzerine ya da kültürü üzerine olmak mecburiyetinde. Bu tip bir genel yazının ardından da mecburen kültürü üzerine ve inşallah “güzel insanlar”ı üzerine haberler girmeye çalışacağız. (M. E.)

Ürdün’ü ikiye ya da üçe ayırabiliriz. Kuzey kısmı, güney kısmı ve doğu kısmı. Kuzey kısmının son ucu Amman’ın biraz aşağılarına düşüyor, güney kısmı Petra, Akabe ve Vadi Rum’u içeriyor, doğu kısmı ise daha çöl-çorak arazi. Bu taraf aynı zamanda Irak ve Suudi Arabistan ile sınırını oluşturuyor.

Ülkenin kuzey ve güney kısmının “bilad-ı şam” dahilinde olduğunu söyleyebiliriz. Fakat güneyi zaman içinde turistikleştiğinden kendine has bir nitelik kazanmış denebilir; doğusu ise Körfez ülkeleri ile geçiş noktasını teşkil ediyor kabaca. Yani coğrafya içindeki ufak ayrımların ortasında duran bir ülkeden bahsediyoruz. Bu nedenle kuzeye doğru gittikçe nispeten bereketli topraklar mevcut. Onun yanında Mute Savaşı ve Yermük Savaşı’nın olduğu araziler de burada. Ve yine bu hat üzerinde hatırı sayılır miktarda sahabe mezarı mevcut. Hıristiyanlık için mühim birkaç yer var. Yani Kral Yolu denen ülkenin kuzeyinden güneyine inen yol haricinde, medeniyetle ilişkili kısım ülkenin kuzeyi, ki nüfusun 5/6’i burada yaşarken, kalan 1/6'i kalan bölgelere dağılmış durumda.

Haritada sınırları yok saymanın gerekliliği

Şam ve Kudüs’e birkaç saatte ulaşabileceğiniz bir şehir olan Amman, coğrafi olarak buranın merkez şehri olmasa da ülke Amman merkezli olarak kurulmuş. Daha “yaşanabilir” yerler kuzeyde, Şam ve Kudüs’e daha yakın yerlerde bulunuyor. Hatta sınırları kaldırdığınız vakit, Şam ve Kudüs’ün uzantısı olarak anlayabiliriz burasını ki ülke ilk kurulduğunda Trans-jordan ismiyle, Filistin topraklarını da içerir şekilde kuruluyor zaten. Amman ise, sokaklarında zeytin ağaçları olsa da artık yavaş yavaş çölün başlayacağının habercisi bir şehir.

Zeytin beldesi ve portakal familyası ile ünlü bu topraklarda Ürdün de tabi ki bu ürünlerle meşhur. Zeytinlerinin ve zeytinyağlarının gerçekten fazlasıyla güzel olduğunu söylememiz lazım. İsmini zikrettiğim beldelerin tarihlerini zikretmeme gerek yok. Ama yine de aradaki ilişkiyi düşünmek için haritada sınırları yok saymanız gerektiğini vurgulamam lazım.

Her şeyden bir parça

Şam gibi, Kahire gibi, İstanbul gibi, Bağdat gibi, yahut Mekke gibi, Medine gibi, Dubai gibi, Kudüs gibi kendine has tarihi, ekonomik, yahut dini bir özelliği olmayan bir şehir olan Amman, mezkur bölgelere yakınlığı fakat yine bu bölgelerin kolay ulaşılamaz oluşları sebebiyle, hepsinin bazı özelliklerinden birer parça barındırır. Ortadoğu’da, Ortadoğu kültürü ve modern kültür harmanlanarak oluşturulmuş bir şehir Amman. Bu şehirde hiçbir şeyin en iyisini bulamazsınız ama her şeyden bir parça bulabilirsiniz. Herhangi bir şeyinin en iyi olmaması bu şehri kıymetsiz yapar mı? Bu soru bir kenarda dursun. Fakat bu şehir, pek çok şeyden parça parça kazanımlar elde etmenizi sağlayabilir.

Şam değil, Kahire değil, Kudüs, Bağdat değil, hatta Halep değil, Kerkük değil, ama Arap coğrafyasında bir yer. Burası Amman. Bu coğrafyada şehirlerin en az 1000 senelik oldukları malum. Bu durumun birkaç istisnası mevcut. Dubai mesela, Doha mesela, Amman mesela, Tel Aviv mesela, hatta belki Riyad mesela. Tüm bu şehirlerin oldukları yerlerde eskiden şehirler varsa da bu şehirler son 100 senede, hatta 50 senede şimdiki manada kurulmuş ve büyümüş şehirler. Bu şehirlerin bugün Ortadoğu’ya yön veren ülkelerin başşehirleri olması dikkate değer bir konu olarak bir kenarda dursun. Ben Amman’a dair bir şeyler söylemek istiyorum.

Yokuşlarla dolu bir şehir Amman

Amman şehri, saydıklarım arasında yerel öğeleri en çok barındıran şehirdir zannediyorum. Gökdelenleri, modern binaları, bankaları, geniş yolları ve alış veriş merkezleri olsa da, muhtemelen coğrafyanın mecbur bırakması ile kerpiç benzeri sapsarı bir taşla kaplı evleri nedeniyle şehrin mecburen eski bir görüntüsü olduğunu, beton mecburen bu taş ile kaplandığından bir bütünlük sağlandığını söyleyebiliriz. Bu özellik komşu tüm şehirler için geçerli zaten; ve Amman da yeni bir şehir olmasına rağmen bundan kurtulamamış.

Yokuşlarla dolu bir şehir Amman. Düz yola rastlamanız imkansız gibi. O nedenle bir yerden bir yere yürümek gerçekten zor, buna bir de kötü sayılabilecek ulaşım sistemi eklendiğinde, işler bir zamandan sonra çözümsüz olabiliyor. Elinizdeki tek alternatif ucuz ama çok bindiğiniz için toplam maliyeti yüksek taksiler.

Her şehir gibi Amman da zihninizde taleplerinize göre şekillenecek bir şehir. Alışveriş olanakları, üniversiteleri, ucuz lokantaları, hocaları, arkadaşları, vs. ne istiyorsanız, orası sizin için şehrin temsil edildiği yerdir ve büyük şehirlerde mecburen, tercihleriniz ile şehrin bir kısmında yaşar, kalan kısmını ise neredeyse hiç bilmezsiniz.

Şehrin merkezindeki Roma kalıntıları dışında 100 seneden eski pek bir yapı bulunmayan bu şehir, kendine has bir ürünü, bir kültürü, vs. olmadığı için de, şimdilik Şam-Filistin diyarının ana akım tüm âdet, gelenek, görenek ve alışkanlıklarını sürdüren, yaşayan en önemli şehirlerden birisi olma özelliği taşıyor.

Mehmet Erken kısaca anlattı

Güncelleme Tarihi: 02 Temmuz 2019, 12:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13