Rodoplar'da Bir Cuma Namazı

Nova Mahala, Türkçe adıyla Yeni Mahalle, 2000 civarında insanın yaşadığı, tamamı Türklerden oluşan bir dağ köyü.Küçük bir camisi var. Cuma vaktine yakın, bir miktar cemaat toplanıyor. Fatih Alibaz yazdı.

Rodoplar'da Bir Cuma Namazı

Eski bir Osmanlı bakiyesi, bir zamanlar capcanlı bir İslam diyarı olan güzel Bulgaristan’da, Pazarcık iline bağlı bir ilçe olan Peştera ile Batak kasabası arasındaki dağ yolunda Selim Mehmed Hoca rehberliğinde ilerliyoruz.

Tek arabanın geçebileceği büyüklükteki asfalt yolun iki yanı o Balkanların karakteristik güzelliğini tam manasıyla ortaya çıkaran nitelikte. Büyüleyici güzellikteki sık kayın ormanları, ladinler, yüce Allah’ın bir lütfuyla hemen her taraftan kaynayan pınarlar…

Yukarı tırmanıp menzilimize yaklaştıkça manzara daha da güzelleşiyor. Sarp yolların kenarından Rodopları bütün azametiyle temaşa edebiliyorsunuz.

Keyifli bir yolculuktan sonra köyün girişine varıyoruz. Neredeyse zirvede diyebileceğimiz yükseklikteki köyün dış taraflarında tıpkı o Heidi çizgi filminde gördüğümüz cinsten çayırlar var. Alabildiğine geniş düzlükler, el değmemiş ormanlar ve tertemiz bir hava…

Köye vardıktan sonra biraz daha bayır aşıp caminin olduğu yere geliyoruz. Tuncay Hoca kapının önünde, Cuma namazı vaktinin girmesini bekliyor. Tuncay Abi Selim Hoca’nın talebesi. Ona hürmet, bize muhabbet gösteriyor görünce.

Birçok imam mecburen vazifesini bıraktı

Bulgaristan’da imam olmak kolay değil. İmamlar, hem halkın -maalesef- komünizm etkisiyle tarumar olan din algısını tamir etmek, hem de zaten iktisadi olarak iyi durumda olmayan Bulgaristan’da düşük maaşlarla geçinmek zorundalar. Bugün ne yazık ki bu zorlukla mücadele etmeye artık takati kalmayan birçok imam, vazifesini terk etmek mecburiyetinde kalmış durumda. İmamların Bulgar devleti nazarında hiçbir itibarı olmadığı için, işlerini terk eden bu adamlar genelde Almanya, Fransa gibi ülkelere giderek araba yıkamacılığı, badanacılık, amelelik gibi işler yapıyorlar.

Bulgaristan’daki az sayıda imamdan biri

Tuncay Hoca, Bulgaristan’daki az sayıda imamdan biri. Kaç yıldır imamlık yaptığını soruyorum, “iki yıldır” diyor. Yaşının epey büyük olduğunu fark edince merak ediyorum tabii hayat hikayesini. Anlatmaya başlıyor. Kırk yedi yaşındaymış Tuncay abi, eskiden zengin bir üreticiymiş. Ne var ki o yıllarda henüz İslami bir nazarla hayata bakmıyormuş Tuncay Abi. Bir gün şirketi tamamen batmış, borç batağına saplanmış. Köyde kimse yüzüne bakmaz olmuş, hanımı dahi onu yüzüstü bırakmış. O zamanlarda bir gün, artık hayattan tam manasıyla ümidini kestiği bir anda, intihar etmeyi kafasına koyarak arabasına oturmuş. Tam kendisine kıyacakken torpido gözünde Türkiye’den bir misafirin hediye ettiği Kur’an mealini fark etmiş. Bir anda, daha evvelden hiç okumadığını fark ederek en azından dünyaya veda etmeden evvel bir kez olsun okuyayım demiş. Sadra şifa olmuş Kur’an tabii. Tuncay Abi intihar düşüncesinden vazgeçerek kendisini dinini öğrenerek yaşamaya vermiş.

“Daha 4-5 yıl evvel söyleseydiniz ‘Tuncay imam olacaksın’ diye, hayatta inanmazdım.” diyerek anlatıyor hayat öyküsünü Tuncay abi. Hakikaten de namaza başladıktan sonra dahi böyle bir düşüncesi yokmuş. Lakin Nova Mahala köyü oldukça sapa bir yerde olduğundan pek fazla imam gelmiyormuş buralara. Gelen de çabucak gidiyormuş. Hal böyle olunca Tuncay Abi de Selim Hocanın idaresini yürüttüğü Ustina Uçilişte Müslümanska’ya (Ustina Müslümanlar Okulu) giderek kıraat ve temel dini bilgiler dersi almış ve imam olarak kendi köyüne gelmiş.

Dini yapı oldukça zayıf

Nova Mahala, Türkçe adıyla Yeni Mahalle, 2000 civarında insanın yaşadığı, tamamı Türklerden oluşan bir dağ köyü. Köylüler kerestecilik ve hayvancılıkla geçiniyor. Ne yazık ki kitabesi kaybolduğu için tarihçesini ve ismini bilemediğimiz küçük bir camisi var. Cuma vaktine yakın, bir miktar cemaat toplanıyor. Ne yazık ki koca köyden yalnızca 20 kişi civarında adamın geldiğini görüyorum. Bulgaristan’ın genelinde olduğu gibi, burada da dinî yapı oldukça zayıf. Neyse ki çoğunluk ihtiyarlardan ziyade gençler.

Namaz, insanları birleştiren bir anahtar

İçeride Malatyalı Mehmet Hoca bir vaaz veriyor, vakit girince de Konyalı arkadaşım Cevher ezan okuyor. Namaz, binlerce kilometre öteden, bambaşka bir kültürden gelen insanları birleştiren bir anahtar oluyor.

Hep beraber namazı eda ettikten sonra cemaatle musafaha yapıyoruz. Namaz çıkışında köylü kadınların namaz kılanlara ikram etmek için yaptığı nefis dızmana böreğinden ve kifladan alıyoruz. Zaten iyice acıkmış olan midemiz bayram ediyor.

Oldukça cana yakın davranıyor köylüler. Türkiye’den geldiğimizi öğrenince anavatan bildikleri topraklar hakkında sorular sormaya başlıyorlar. Pek çoğu İstanbul’a yaptığı ziyaretlerden ve Türkiye’de yaşayan akrabalarından bahsediyor.

Caminin avlusuna çıkıyorum. Hemen karşıdaki okul duvarındaki Kril alfabesiyle yazılmış yazıyı görünce bir zamanlar buralarda atlarını sulayan akıncılar geliyor hatrıma. Bir parça hüzünleniyorum; cemaatin azlığına ve Bulgaristan Müslümanlarının genel ahvaline bakınca ittihadın ne denli lazım olduğunu bir kez daha acı bir biçimde anlıyorum…

 

Fatih Alibaz

Yayın Tarihi: 12 Nisan 2018 Perşembe 16:20 Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2018, 16:52
banner25
YORUM EKLE

banner26