Rıdvan Camii bir camiden çok daha fazlası

Onlarca yıllık gurbetçilerin tüm hayat tarzı değişse bile camileri aynıdır sanki. Duvarlar, halı desenleri, çayhanesi… İşte bu camilerden biri de Viyana’daki Rıdvan Camii. Deniz Baran yazdı.

Rıdvan Camii bir camiden çok daha fazlası

Farklı ülkelere gittiğimde, özellikle da Avrupa ise, oralardaki camilere gitmek hoşuma gider. Kısacık bir ziyaret de olsa duvardaki ilanlar, etkinlik davetiyeleri, içerideki tesisler; insanlar… hepsi birer ufak mesaj verir. Ayrıca cami kültürünün ne kadar farklı yönlere gidebildiğini de görürsünüz.

Avrupa’da birçok ülkede, birçok camiye/ İslam merkezine ziyarette bulundum şu ana kadar. Kimini beş dakika turlayıp göz attım, kiminde konakladım, kimine donmak üzereyken sığındım. Bu naçizane birikime dayanarak genel olarak bir ayrımı rahatlıkla yapabiliyorum: Türk cemaatin camileri ve diğer camiler (belki Balkan camileri de biraz ayrılabilir). Tabi bahsettiğim bu ayrımı biraz ironik şekilde yapıyorum, çok da ciddi kriterler ile değil. Ancak Avrupa’daki Türk camilerinin içine girdiğinizde diğerlerinden çok farklı ancak Türkiye’deki semt camileri ile neredeyse farksız bir atmosfer görürsünüz. Bu da ister istemez biraz şaşırtır, biraz güldürür. Türkiye kökenlilerin yoğun popülasyonundan ve Diyanet’in hatırı sayılır etkisinden olsa gerek bu camiler adeta bizim buradaki camilerin havasını muhafaza etmeye ant içmişçesine var olurlar. Onlarca yıllık gurbetçilerin tüm hayat tarzı değişse bile camileri aynıdır sanki. Duvarlar, halı desenleri, çayhanesi… İşte bu camilerden biri de henüz ziyaret ettiğim Viyana’daki Rıdvan Camii.

Korunmuş bölgeler

İşin şakası bir yana Türk camilerinin memleketteki havayı aynen muhafaza etmesi çok da tesadüfi değil belki de. Kendi kültürünü ve cemaatini (burada cami cemaatini değil, tüm gurbetçileri kastediyorum) bir arada tutabilecek bir harç olarak görülüyor camiler. Avrupa hayatına öyle böyle entegre olurken, kendiliğinden bir tepki olarak belki de bir şeyleri aynen korumak istiyor insanlar ve buna en müsait alanlar camiler oluyor. Türkiye paydasında buluşan bir homojen ve kalabalık topluluk ve kendi kimlikleri ile rahat olabildikleri, dışarıdan fazlaca müdahale görmeyen nadir alanlardan biri olan ibadethaneleri. Bu bileşim, korunmuş bölge etkisi yaratıyor gibi. Tabi kendi gözlemlerime göre…

Bu camilerde en öne çıkan faktörlerden biri ise hareketli bir cemiyet hayatı. Büyük bir topluluğun ortak paydası olan camiler aracılığıyla muhafaza edilen şeyler dini meselelerle sınırlı olmadığı gibi cami dışına taşan etkinlikler de görülebiliyor. Viyana’daki Rıdvan Camii bahsettiğim olgunun en güzel örneklerinden biriydi. Doğrudan orada gördüklerimi paylaşırsam daha pratik şekilde meramımı açıklayabileceğim sanırım.

Avrupa kafası mı?

Viyana’nın merkezinde bir ana cadde üzerinde yer alan Rıdvan Camii, 2003 yılında yapılmış. İçeri adım atar atmaz geniş ve renkli panolar sizi karşılıyor. Zaten yukarıda uzunca açıklamaya çalıştığım o aktivite çabasının meyveleri en iyi bu panolardan gözlemleniyor. Hatta bu panolar çok şey anlatıyor o cami cemaatinin öncelikleri, eğlencesi, özledikleri vb. birçok konuda. En dikkat çeken etkinlikler tabi ki Avrupa’nın beşiğinde çocukların (hatta bazen yetişkinlerin) dini eğitimi aksatmama çabası içinde yapılan faaliyetlerin fotoğrafları. Onlar için süslü panolar hazırlanmış. Avrupa kafasından mı denir Avrupa’daki renkli okul/ gençlik hayatının yanında sırıtmasın diye yapılıyor mu denir bilmem ama buram buram “eğlendirerek öğretelim, aman gençler kaçmasın” çabası yoğun olarak göze çarpıyor. Elif Ba çalışmaları, Hz. Nuh’un Gemisi oyunu, park gezileri...

Panodaki gezintiye devam edince cemaatin bir araya gelmesine vesile kılınan kandil, kutlu doğum gibi dini etkinliklerin yanısıra Türkiye’den gelmiş olanların ilgisini çekecek diğer etkinliklerin de ilanları görülüyor. Bunlar arasında “hayır çarşısı” konseptli etkinlikler dikkat çekici. Bir nevi genişletilmiş kermes diyebiliriz hayır çarşısı nedir diye sorulursa. Dönerler, börekler, mantılar… Tabi yiyecek demişken ekleyelim, Türk lokantaları herkesçe bilinsin diye panoların orasında burasında reklamları göze çarpıyor.

Panoda çok dikkat çekici bir ilan ise ilk kez varlığından haberdar olduğum Viyana İmam Hatip Lisesi oldu. Afişinin fotoğrafını paylaşıyorum, ilgi çekici bir olay gerçekten.

İçinde Orhan Veli şiirleri olan cami kütüphanesi

Girişteki uzun gözlemlerden sonra içeri ilerlediğimizde cami kahvesine ulaşıyoruz. İstanbul’daki herhangi bir semtten farksız bir atmosfer var. Amcalar toplanmış sohbet ediyor, çay ve oralet dağıtılıyor, kenarda berber traşını yapıyor. Renkli bir hava var. Alışıldık görüntülerin dışında dikkat çeken birkaç unsur daha var tabi. Büyük bir kütüphane var her şeyden önce. Farklı farklı onlarca hocanın, âlimin eserleri toplanmış; dizilmiş. Hatta dini kitaplar değil sadece, Türkçe kaynak adına ne varsa konmuş. Orhan Veli şiirleri de bir rafın vitrininde duruyor misal. Fakat bir kenardaki kitaplar öne çıkmış tüm kütüphaneden ayrılarak. Oraya yönelince Necmettin Erbakan’ın eserlerinin burada durduğunu görüyoruz. Nitekim panolardaki afişlerde de Erbakan’ı anma programlarını vurgulu şekilde görebilmiştik.

Rıdvan Camii’nin kuruluşu hakkında kahvehanedeki büyüklerle kısaca sohbet ederken bu vurgunun sebebi de ortaya çıkıyor: Rıdvan Camii, bir Milli Görüş derneği tarafından yaptırılmış ve cemaat ekseriyetle Viyana’da teşkilatlı şekilde mevcut olan Milli Görüş çizgisinde. Yani bunu bir dini- siyasi tercih olarak değil bir cemiyet tanımı olarak kullanıyorum. Çünkü organize yapısı sayesinde bu camiyi kurup oradaki topluluğu ortak paydada buluşturan şey Milli Görüş’ün çabası olmuş. Nitekim cemaatin yoğun şekilde cami derneğine üye olduğunu gösteren dev aidat listeleri bunun göstergesi. Sosyal bir bağlılık doğuyor bu sebeple. Bu aşamadan sonra da bizim tanımlarımızı aşan bir mevcudiyet ortaya çıkıyor.

Camiden doğan gençlik grubu

Nihayetinde caminin içine geldiğimizde ise çok tanıdık bir görüntü ile karşılaşıyoruz. İki katlı mescitte kırmızı tondaki halılar, mavi işlemeli duvarlar derken buralardan farksız bir görünüm ortaya çıkıyor. Belki de en az anlatılacak şey bu kısma dair bu sebeple.

Yazıyı bitirirken Rıdvan Camii’nin sade bir mescidin ötesinde gördüğü sosyal işlevi, özellikle de gurbetçilerimizin kendi bütünlüğünü koruma çabasının yansımasını iyi gösteren bir şeyden bahsetmek istiyorum: Rıdvan Gençlik. Adından anlaşılacağı gibi Rıdvan Camii’nden yola çıkarak oluşturulmuş bir gençlik grubu. Sosyal medya hesaplarından faaliyetlerini takip edebiliyorsunuz gençlerin. Cami aslında bir vesile olmuş aslında bir araya gelmeleri için. Türlü dini programlar, hatta umre seyahati dahi yapıyorlar fakat aslında birçok etkinlikleri basit, her arkadaş grubunun rahatlıkla yapabileceği, eğlenceli faaliyetler. Avrupa’da seyahatler yapıyorlar, toplanıp Türk restoranlarında yemek düzenliyorlar, spor aktiviteleri organize ediyorlar. Yani demek istediğim Rıdvan Camii, bir ibadethanenin ötesinde, kopmadan beraberce bir şeyler yapmak isteyen gençler için de mazeret teşkil edebilmiş. Bu da kayda değer bir durum diye düşündüm.

Not: Fotoğrafları büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2015, 14:20
banner12
YORUM EKLE

banner19