banner17

Ramazan orada bir başka güzel!

Kardeşliği, güveni bir Ramazan günü Yozgat'ta ve Yozgat ahalisinde gördüm.

Ramazan orada bir başka güzel!

İnsanoğlu garip gelmiştir şu hayata, garip gider. Hayatımız hangi cenderenin içinde ezilip büzülüyorsa odur hayat. Bazen unuttuğumuz şeyler yön verir hayatımıza, odur senelerdir aradığımız, belki güven duygusu, belki kardeş olabilme şuuru. Yeniden yaşamamız, hep yaşamamız gereken şu kavramlar bir ömre bedel, bunu anladım geçenlerde. Belki geç anladım. Bunun için insanları, toplum düzenini suçlayamam elbette ki, 'insanlar nasılsa öyle yönetilirler' konusuyla alakalı bulurum bu meseleyi ne zaman düşünsem.Yozgat

Bu şehir her şeyiyle güzel

Bu düşüncelerimi kaleme dökmemin elbette ki bir sebebi var. Ne zamandır unutmuş olduğum bu kavramlar Yozgat’ta bir kez daha canlandı gözümde, belki bunu unutmak daha zor olacak, ilk kez gönül rahatlığıyla 'vatanımın her yeri altın' ibareleri döküldü ağzımdan ve kendimi kaybettiğim o girdaptan bir lahza soyutlanabildiğimi anladım. Korkmadan, gecenin bir vakti sokaklarını dolaştım, belki sizler de bu duygulara hasretsiniz. Bana bu kadar duyguyu yaşattıran olay; geçenlerde Sivas'a gitmek için İstanbul’dan yola çıkmıştım ki Yozgat'a da uğradık.

İlk olarak namazımı eda etmek için bir camiye dalgın dalgın girmiştim ki ilk büyülenmem orada oldu diyebilirim: Cami bütün nazarları celbedebilecek kadar muhteşemdi. İlk kez rastladığım bir mimarî türüydü. Her şeyi ile farklıydı; kubbesinde bütün renklerin dansına hayran bırakacak kadar motifleri ile minberi, mihrabı ile, her şeyi ile bir başka güzeldi bu cami. İster istemez içinizde manevi rüzgârlar estiren ayrı bir niteliği daha var ki hayaller, mazi, hatıra hepsi iç içedir bu safhada. Bu duygular içerisinde camide hayli vakit geçirdikten sonra sokaklarını arşınlamaya başladım.

Yozgat, Çapanoğlu CamiiZaten yolculuk boyunca aile büyüklerinden dinlediğim Yozgat hakkındaki müspet fikirler beni hâlâ hayallerimdeki şehrin orası olduğu havasına ziyadesi ile sürüklemişti ki bu cami de son hamle oldu. Sonra düşünceli düşünceli dolaştım, camilerini inceledim. Hatırımda kaldığı kadarıyla bir de Merkez Efendi Camii vardı ki ona da ilk nazar atışımla kasırgalar ard arda geldi. ‘Yahu bu şehir her şeyi ile mi güzel’ hissini ister istemez yaşadım. Belki farklılıklarına vuruldum bu şehrin ama en mühim olanı da insanları, ki en güzelini en sona sakladım.

Misafirperver insanlar, çocuk gibi çocuklar

Bu düşünceler içimde mevcutken yeniden yola koyulmadan iftarımızı da bu şehirde açmaya karar verdik. Akşamleyin bu güzel duygularla bütün aile iftar çadırını aramakla başladık işe. Bulana kadar da bütün insanlarına hayran kaldım, hepsi vefalıydı, cömertti, yardım edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlardı, mazbutlardı. Sakallı dedeleri, tonton neneleri vardı bu şehrin de, yardım etmek en önemli işleriymiş gibi bağlıydılar bu melekeye.

YozgatHasılı iftar çadırını bulduk, insanları için müspet düşünmemde bu kadar olay kafi iken bir de iftar çadırındaki halkla müşerref oldum. Daha ilk adımımdan buranın farklı bir yer olduğunu anladım. Girer girmez buranın Osmanlı kültürünü devam ettirdiğini fazlasıyla müşahede ettim. Sıraya girmemle bayan olduğumuz için bizi en öne geçirmeleri bir oldu. Yemeği güler yüzle dağıtan, Allah rızası şuuruna bu denli ulaşmış insanlarla burada müşerref oldum. Misafir geldiğimizi anlamış gibi de bir halleri vardı, daha bir samimi konuşmalarıyla, hareketleriyle canlanıyor şimdi aklımda Yozgatlılar.

Yemek vermelerinin ardından oturacağımız masayı gösterip masanın ihtiyaçlarıyla da, sağolsunlar, hepsi hemhal oldu. Hâsılı bunun gibi anlatmakla bitmeyecek bir sürü olay, ne zamandır aradığım, özlemini duyduğum hayat ve insanların bu olduğunu anladım. Geceleyin camiye doğru tekrar yürürken çocuklarla karşılaştım, Yozgatlı çocuklar... Hepsi samimi, doğal, çocukluğunu doyasıya yaşayabilen çocuklar… Doğrusu imrenmemek elde değil. Eğer bir gün yolunuz Yozgat'a düşerse beni daha iyi anlarsınız elbette. İnsanın içinde saklı kalması gereken bir duygudur Yozgat.

Zaten kelama da aksettiremezdim düşüncelerimi. Evet, aksettiremedim ben de yazıya. Yaşanması gereken şeylerden biri olarak kalsın. Kardeşliği yeniden hissettim, yeniden ve hep. Bütün olabilmek budur, Osmanlı kültürünü devam ettirebilmek budur, Yozgatlılar ayrı bir şanslıdır. Kendimizi kaybettiğimiz caddelerden, sokaklardan her ne varsa hepsinden soyutlanıp yaşama vakti gelmiş olmalı artık… Ezcümle Ramazan’da Yozgat ancak yaşanır, anlatılamaz.

 

Semiha Nur Bahadıroğlu şehri okudu

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2010, 17:26
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Öngel
Sinan Öngel - 8 yıl Önce

Bir Yozgat'lı olarak gurur duydum. Ankara'da doğup büyümeme rağmen iş nedeniyle tam 5 yılımı Yozgat'ta geçirdim. Hayatım boyunca geçirdiğin en güzel 5 Ramazan geçirdim bu şehirde. Meşhur Çapanoğlu'nun yaptırdığı Büyük Camii'deki teravih ve sabah namazlarının tadı bir başkadır. Yolunuz düşerse bir Ramazan ayında o tadı tatmadan bu şehirden ayrılmayın derim...

Ezgi Kübra Güven
Ezgi Kübra Güven - 8 yıl Önce

yazı için kaleminize sağlık.. belli ki yozgattan ve yozgatın insanlarından epey etkilenmişsiniz. ben de haftaya ilk defa ramazanı kendi memleketimde geçirme imkanı bulucam.. umarım sizin kadar keyif alırım :)

Mesut
Mesut - 8 yıl Önce

Askerliğimi Yozgat'ta yaptım. çarşı izinlerimde güzel insanlarla karşılaştım, güzel ama küçük bir şehir

banner8

banner19

banner20