banner17

Pierre Loti tepesinin eski adı ne?

İstanbul Kültür Elçileri, Haliç ve Boğaz gezisinde Süleyman Zeki Bağlan'dan 'İstanbul'la bağ kuracak' bilgiler aldılar.

Pierre Loti tepesinin eski adı ne?

Kültür mirasımızı seyre koyulduğumuz geçtiğimiz haftasonu, sevgili Süleyman Zeki Bağlan Hocamız’ın önderliğinde ve eşsiz anlatımıyla 2. Haliç-Boğaz gezimizi gerçekleştirdik. İstanbul Kültür Elçileri’mize yön veren bu kıymetli hocamızla tanışmamıza İBB Kültür A.Ş. vesile oldu.

İstanbul Kültür Elçileri
Süleyman Zeki Bağlan
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
En Küçük İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
İstanbul Kültür Elçileri
Fotoğrafları büyütmek için üzerini tıklayınız

İstanbul’a nasıl bakacağını bilmeli!

İstanbul Boğazı hakkında birçok kaynaktan bilgi edinebiliriz. Fakat tarihte bir benzeri kurulamamış bir medeniyetin izlerini yabancı kaynaklardan öğrenmek bizlerin, bu güne dek eksik ve yanlış bir medeniyet telakkisine bağlı olarak, kültür mirasımıza olan sevgimizin gelişememesine ve dolayısıyla sahip çıkamamamıza sebep oldu. Ecdadıyla bağ kurabilen insanlarımıza ihtiyaç var bugün. Bu hususta bizlere ışık tutabilecek kıymetli hocalarımızdan öğrendiklerimizle İstanbul’u tekrar temaşa etmek elbette çok farklı. Bu denli güzel şehrimize olan bağımız elbette zahiren görünen güzellikler vesilesiyle gelişmiş değil. Her bir tepesinin, ağacının, mahalle ve sokaklarının ayrı bir hikâyesi, manevi değeri vardır. Bu maneviyatı edinmeden, bilmeden, sevmeden, sevdirmeden “İstanbullu” olduğumuzu idrak edemeyiz. İstanbul’da yaşıyoruzdur, ama kendisini göremediğimiz için sevmiyor olabiliriz. İstanbul’u görebilmek için ona nasıl bakmamız gerektiğini bilmek gerekir.

Bu tarihî mekânlarla ancak böyle bağ kurabiliriz

Süleyman Hocamız’ın, gezimizde parmağıyla işaret ettiği, adının ‘Pierre Loti’ olduğunu sandığımız tepeye ‘İdris-i Bitlisi Tepesi’ olarak tekrar baktığımızda çok şeyler görebildiğimizi farkederiz. Şimdiki adı “Taş Mektep” olan mekânın adı, zamanında bir âlimimizin yaptırdığı “Sıbyan Mektebi” ile anılırmış. Oysa çoğumuz, 19. yy sonlarına kadar adı “Rabia Kahvesi” olarak bilinen bu güzide mekânı sadece antika eşya toplayıcısı oryantalist yazardan okumaya çalışıyoruz.

Benzer sebepten de İstanbul’u okuyamıyoruz. Kökleri çok eskilere dayanan medeniyetimizin mihenk taşı olan yerleri, ecdadımızla bağ kuramayan, hiçbir ilişkisi olmayan yabancı isimlerle dolduruyoruz.

Boğazı gezerken yalılarından bahsetmemek olmaz elbette. Boğaziçi’nin günümüze ulaşmış en eski yalısı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı. Karlofça Antlaşması’nın bu yalıda imzalandığı bilinir. Bu anlaşma, Osmanlı Devleti'nin batıda büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Oysa bu yalı Amcazade Hüseyin Paşa için bir sayfiye yalısı olarak inşâ edilmiş.

Boğazın onca güzelliklerinden bahsederken minnettarlık duygusundan kendimizi alamıyoruz. İlelebet bu vatanın ab-ı hayatı kalsın istiyoruz oranın. Bu güzellikleri canı pahasına koruyan, sahip çıkan insanlarımızın olması dileğimiz. Hocamızın anlattıklarından, İstanbul Boğazı’nı koruduğuna inanılan dört manevi bekçiden biri, Beşiktaş’ta medfun Yahya Efendi’nin adını anmadan edemeyiz. Denizciler, dergâhının bulunduğu yerden geçerken kendilerine selam vermeden geçmezlermiş.

Gezimiz sırasında dağıtılan dergileri için İstanbul Üniversitesi Tarih Topluluğu’na teşekkür ettik. Konuklarımızın katkılarıyla ikramlarımızı sunmadan evvel, Emirgan İskelesi’nden alınan Şemsettin Ergin’e ait Emirgan Camii isimli kitap, Isparta’dan gezimize katılan kültür elçilerimizin gül suyu ile gül lokumu ikramlarıyla birlikte yüzümüzde gülücükler, ağzımızda hoş bir tatla gezimiz sona erdi.

Etkinliklerimize destek veren hocalarımızdan bazıları; Vehbi Vakkasoğlu, Fatma Hale Liman ve Ali Murat Güven gibi kıymetli misafirlerimiz bu gezide de bizlerle birlikteydiler.

Faaliyetlerimiz bunlarla sınırlı değil

Tarih yazmış bir medeniyetin miraslarını tanıdığımız ve şehir içinden olduğu gibi, ilgili herkesin şehir dışından da ücretsiz katılabileceği etkinlikler vesilesiyle birer “elçi” olan İstanbul sevdalılarına dileyen herkes katılabilir.

İstanbul Kültür Elçisi programlarını başlatmamıza vesile olan “İstanbul Okulu” dersleri, yeni dönemde yine Prof. Dr. İskender Pala, Prof. Dr. Suphi Saatçi, Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili ,Yavuz Bahadıroğlu, Beşir Ayvazoğlu, Doç. Dr. Zeynep Ertuğ,Hayri Fehmi Yılmaz, Dursun Gürlek, Recep Garip, Süleyman Faruk Göncüoğlu, Süleyman Zeki Bağlan, Nicole Pope, Rebekka Haas Çetin, Ersin Kalkan, Ali Yıldırım gibi alanında duayen isimler tarafından verimeye devam edecek. İstanbul konulu söyleşi, seminer ve kültür gezileri geçen sezon yapıldığı gibi bu sezon da, 13 Eylül 2010 Pazartesi günü tekrar başlayacak.

Yukarıda bahsedilen İstanbul dahili etkinliklerin dışında Kültür A.Ş. gibi bir çok kurumun düzenledikleri programlara iştirak eden elçilerimizle gönüllü yürüttüğümüz faaliyetlerimizi sitemizden takip edebilirsiniz.

 

Neslihan Candan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2010, 18:28
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mukadder Bahadır
Mukadder Bahadır - 8 yıl Önce

Şehirdışında olmam nedeniyle gezinize katılamamıştım. Yazdıklarınızı okuyunca katılamadığım için bir kez daha üzüldüm.
Çalışmalarınız çok güzel,tebrik ediyorum. Başarılar ve devamını diliyorum.

haticealgın
haticealgın - 8 yıl Önce

Süleyman Zeki Bağlan hocadan dinlemeli ve izlemeli İstanbul'u... yaşar gibi anlatır tarihi..

Esma Karadeniz
Esma Karadeniz - 8 yıl Önce

Süleyman Zeki Hocamı'zın Kültür A.Ş' ye bağlı olarak İstanbul'da herkese açık tarihi geziler yaptığını hatırlatalım.Kültür A.Ş'nin sitesinde duyuruluyor ve kayıt alınıyor.İlgilenenlerin dikkatine...

Mücait
Mücait - 8 ay Önce

Detaylı yazınız için teşekkür ederiz. ödevim için yardımcı oldu...burada sizinki kadar detaylı anlatılmamış https://www.gezilesiyer.com/pierre-loti-tepesi-tanitimi-nerede-ve-nasil-gidilir.html

banner8

banner19

banner20